Bazen yazdıklarıma, bazen de olaylara verdiğim duygusal tepkimelerime bakıp adımın önüne sıfatlar eklenmesine sevinemiyorum, olmadığım değerlerle şımartılmak ve hala olamadığım bir hayalin üzerime oturtulması garibime gidiyor. Yoksa rolleri değişme zamanı mı geldi, haydi ben de değişeyim o zaman, dünya gerek matematiksel gerekse de kuramsal olarak her türlü olasılığa açık bir yaşam içinde dönüp duruyor. Farzet ki ben de hayalim, yazdığım kişi değilim, dillendirdiğim duygular parmaklarımın hafifmeşrep harflerle oynaşması. Genel bir internet cafede, genel bir PC de her oturan kişinin formata uygun yazabildiği cümleler olabilir yazdıklarım veya otomatik olarak aşk lugatlarından alıntılar yapan bir program da olabilirim. Neler yazıyorum, yakalayamadığım aşktan kaçmak mı artık isteğim bilemiyorum, yoksa rahatsız etmemek mi? Aşk bazen o kadar yanlış yönlendirebiliyor ki insanları, bir anda sandığın kişi ile konuşamadığının farkına varabiliyorsun, benim de başka yönlerim vardır, kimsenin sevmeyeceği yönlerim. Halbuki ben, olduğu gibi yaşayan, yaşadıklarını kafasına ve mantığına uydurabilen biriyim, ruhum rahatsız etmez beni hiçbir zaman, çünkü kendime sorduğum sorulara verdiğim yanıtların beni ikna etmesi icin yeterince nedenim var. Kabullenirim yaşadığım güzel ya da kötü şeyleri, keşkelerim çok olmaz böylece, iddialı değilim hayatta, hep önde olayım diye bir çabam da olmadı.
Biliyorum bugün bir farklıyım hayal miyim gerçek mi yüreğime anlatmaya çalışıyorum kendimi, bir düsünce girdabının icindeyim. Böyleyim elimde degil. Kulllar yaratılış iktizasının dısına cıkamıyorlar. Küp icindekini sızdırıyor. Önemsiz bir nokta oldugumu bilsem de evrende sonsuzlugun neresinde durdugumu merak ediyorum, sevgilinin duygu ve düşüncelerinin neresinde yer aldığımı bilmek istiyorum. Aslında mantık denilen efendi, yüreğime rağmen duygularımı zaman icinde nasıl köreltmem gerektigini ve körelttigimi de bilir. En sonunda sevgide kayıtsız, nötr bir hale geldigimi de. Gemcisin hüzünlerini gözlerimde taşımaya devam edersem varlığını haykıran renklere kör olacağımı bildiğim icin gökkuşağının peşini bırakmıyorum. Hani bir çocuk uçan bir balonun arkasından koşar, sonra o balon senin değil neden koşuyorsun denir ya şimdi o sorulara utanıp kızarıp cevap bulamıyorum. Duygularıma dair bulabildiğim tek cevap insan kendi kendini mutlu edemiyor bir başkası daha çok mutlu ediyor. Bugün burada, sevgilinin gözlerinden uzaktaki bu sehirde de yagmur var. Görünüste gözleri görünen, elleri tutulabilen bir sevgili yok yanımda ama benim izledigim yagmur damlalarında sevginin kendisi var. Cünkü bana güzel görünen herseyde sevgiliyi arıyorum ben. Ne kadar uzagımda olursa olsun, olmadıgı mekanlarda bile doganın büyüleyici parcalarıyla içimdeki yabancı yüreği benimle bütünlestirip sevgilisiz gördügüm güzelliklerde aşkla ilgili henüz yaşanamamış hatıraları buraya ve yüreğime yazıyorum.