Arama


uzeyirerdem - avatarı
uzeyirerdem
Ziyaretçi
29 Nisan 2008       Mesaj #5
uzeyirerdem - avatarı
Ziyaretçi
Hayat, bizlere sunulmuş en anlamlı, en kutsal ve en değerli hediyelerin başında gelir. Kimi bu hediyeyi iyi ve doğru bir şekilde kullanır, kimi de kötü ve yanlış... Kimileri de aralarda bir hayatın sahibi olarak kalır. Ama herkesin hedefinde öncelikle "insan gibi yaşama" düşüncesi vardır. Bize ilahi bir armağan olan hayatı güzel bir şekilde yaşamak için birlikte sosyal alanları paylaştığımız, birlikte yaşadığımız, birlikte gülüp birlikte ağladığımız insanlarla adeta yarışırız. Dünya üzerinde her yerde bu yarış vardır... Bu yarışta herkesin başarılı ya da birinci olması mümkün değildir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere, yeterlilik, kararlılık, irade hâkimiyeti ve ekonomik olabilme gibi özelliklere sahip olanların bu yarışta başarılı olma şansları vardır. Çeşitli sebeplerle geride kalanların, koşuyu tamamlayamadan yenik düşenlerin yardımına ve imdadına ise yönetim organizasyonu ve anlayışı koşar, koşmalıdır. İşte 'sosyal devlet' bu yardımı gerçekleştiren mekanizmaların, organizasyonun ve anlayışın adıdır.
Türkiye'de sosyal devlet anlayışının rafa kaldırılmasında toplumsal muhalefetin sözcüsü olması gereken demokratik kitle örgütlerinin de rolü vardır. Başta sendikalar olmak üzere, toplumdaki çeşitli kesimlerin temsilcisi olan kuruluşlar siyasi iktidarın bu yöndeki tasarruflarına tepki göstermek yerine, gelişmeleri kınayarak geçiştirmektedir. Bu yaklaşımın kronik hal alması üzerine siyasi iktidar halkın yaşam standardını düşüren, ona acı çektiren uygulamalarına kararlılık içinde devam etmekten kaçınmamaktadır. Bu durum sosyal devlet anlayışından uzak uygulamaların yaygınlaşmasına yol açmakla kalmamış, sivil toplum örgütlerinin güvenilirliğini de baltalamıştır.
Türkiye'nin sosyal devleti tasfiye eden anlayışa karşı, sosyal devletin gerekliliğini tavsiye eden bir iradeye ihtiyacı vardır. Bu konudaki iradenin kendini göstereceği önemli mekanizmalardan biri de Ekonomik ve Sosyal Konsey'dir... Ama bugünkü yapıda ve anlayışta bir konsey değil.Aynı şekilde diğer batılı ülkelerde demokratik kurallara bağlı olarak benzeri konseyler vardır. Ama bu konseyler Türkiye'de olduğu gibi 'süs' değildir. Katılımcılık, paylaşımcılık ve şeffaflık ilkelerinin lafta kalmadığı, hayata geçirildiği organizasyonlardır.
Türkiye'nin Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nin dar ve sabit gelirli kesime yansıyan olumlu bir icraatı olmamıştır. ESK çalışmaları çerçevesinde, sivil toplumun karar süreçlerine müdahil olduğunu düşünenler yanılmaktadır. Çünkü ESK'nin sağladığı bir toplumsal fayda yoktur.
Bugünün Ekonomik ve Sosyal Konsey'i tek seslidir. Sadece işveren ve sanayicilerin düşünceleri ve önerilerine önem verilmekte, başta işçiler olmak üzere diğer kesimlerin seslerini ve taleplerini tıpkı Avrupa Sosyal Şartı'nda olduğu gibi 'ekonomik ve sosyal gerekçelerle' duymamaktadır.