Arama

Fıkralar/Komik Olaylar - Tek Mesaj #94

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
22 Ekim 2005       Mesaj #94
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kanlı Gömlek

Bu olay, Marmara Universitesi Yngiliz Dili ve
Edebiyati Bolumu'nu 1993 yilinda bitiren Dilek isimli
bir kizin basindan gecmis. (Boyle anlatiliyor, soyadi
yok)
Dilek bir gun okuldan cikmis, durakta minibus
bekliyomus. Yalniz korkunc yagmur yagiyormus bu arada.
kizin onune bir araba yanasmis. Yyi giyimli, temiz
yuzlu bir genc, "Yanlis anlamayin n'olur. Ben de yakin
zamana kadar ogrenciydim. Yslanmayin, gelin ben sizi
uygun bi yere kadar
birakayim" demis.Dilek, basta biraz tereddut etmis ama
cocugun iyi niyetine inanmis ve arabaya binmis.Yolda
sohbet filan etmisler.Hoslanmislar
birbirlerinden.Cocuk, "Lutfen izin verin sizi evinize
birakayim. Bakin yagmur da iyice hizlandi" demis,
Dilek kabul etmis tabii. Sohbet iyice koyulasmis.
Kizin evine gelmisler, bu arada telefon degis tokusu
yapmayi da ihmal etmemisler. Dilek cok etkilenmis
cocuktan. O hafta her telefon caldiginda yuregi hop
etmis, "Ay benimki mi ariyor?" diye telefona kosmus.
Ama arayan olmamis maalesef. Dilek yuzunu kizartip
cocugu
aramaya karar vermis, "Belki numarami kaybetmistir,
n'olucak ki ben arasam" deyip kandirmis kendini.
Telefonu aglamakli bi kadin sesi acmis. Meger teyze,
bizim cocugun annesiymis ve hickira hickira, oglunun
trafik kazasinda oldugunu soylemis. Anlattiklarindan
Dilek anlamis ki, cocuk onu biraktiktan 5 dakika sonra
yapmis kazayi. "Keske eve birakmasaydi. Benim bunun
sorumlusu" diyerek hemen kendini suclamaya baslamis.
Sucluluk duygusundan kurtulmak icin teyzeden adresi
almis, "En azindan bassagligina gideyim bari" diye
dusunmus. Ziyaret aglamakli ve de yasli gecmis.Ayrilma
vakti geldiginde iyice havaya giren kiz, "Bana
oglunuzdan bi hatira verir misiniz? Onu gercekten cok
sevmistim" demis. Bunun uzerine anne iceriye gitmis,
dondugunde elinde cocugun kaza gunu uzerinde olan
gomlek varmis. ustelik de hala kanlar icindeymis
gomlek.Dilek cok kotu olmus, gomlegin niye saklandigi
! ve niye ona verildigi anlamsizligina ragmen yine de
kadini kiramayip almis kanli gomlegi. Ama eve gelir
gelmez ilk isi gomlegi yikayip utulemek olmus.Butun
gece gomlege baka baka, aglamis.Surekli de, "Onu ben
oldurdum, onu ben oldurdum" diye tekrar ediyomus kendi
kendine.Artik aglamaktan bitap dustugunde gomlegi
yastiginin altina koymus ve yatmis. Sabah uyandiginda
kendini daha iyi
hissediyomus. Ama yastigi kaldirdiginda bir de gormus
ki gomlek yine kanlar icinde. Ynamamis bu duruma.
"Herhalde dun o kafayla iyi yikayamadim" diyerek
yeniden yikamis gomlegi.Ama
ertesi sabah da hic bi degisiklik yokmus gomlekte,
yine kanlar icindeymis. Bunun uzerine Dilek kiz
girdigi ruhsal cokuntunun de etkisiyle bir hocaya
gitmeye karar vermis.Cunku basina gelen olayi
mantiksal olarak bir turlu
aciklayamiyormus.Cevresinden edindigi bilgiyle degerli
bir insan olan Riza hocayi bulup olayi basindan sonuna
anlatmis. Riza hoca uzun uzun dualar okuduktan sonra
Dilek e gomlegi neyle yikadigini sormus. Dilek de tam
iki kez deterjanla yikadigini, ilk basta gomlegin
temizlendigini fakat sabah tekrar kanlar icinde
oldugunu aglayarak anlatmis.Bunu duyan Riza hocanin
gozleri faltasi gibi acilmis ve ellerini Dilegin
kafasina dokundurarak sorunun
cozumunu soylemis:

"A benim salak kizim, hic normal deterjanla kan lekesi
cikar mi? Hem renkli hem de renksiz camasirlarinda ACE kullanmalisin!"


Bir kadinin uc tane kiz cocugu vardir.Tesadufen ucune de ayni zamanda talip cikar.
tek bir dugunle ucu de evlenir ve yuvadan ucuuup giderler.Kizlarin hepsi de farkli sehirlere gitmislerdir.Anneleri, el bebek gul bebek buyuttugu kizlarinin evlilik
yasamlarini; ve ozellikle ask hayatlarini merak etmektedir.Ancak kizlari yatak olaylarini acik acik anlatmaktan cekindikleri icin bir yontem gelistirirler.
Kizlar annelerine, o gunku gazetede cikan gazete ilanlarina atifta
bulunarak, ask hayatlari hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan mesaj gelir. Mesajda "RUFFLES"
yazmaktadir. Kadin merakla gazetesini alir ve ilana bakar: "RUFFLES. HEM
EGLENCELI, HEM DE DOYURUCU" Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj
beklemeye baslar. Bir sure sonra ortanca kizindan bir e-mail gelir.
Mesajda "MAXWELL COFFEE" yazmaktadir. Hemen gazeteyi eline alir
ve ilani bulur: "MAXWELL HER DAMLADA BUYUK ZEVK" Kadin yine cok mutlu
olur ve bu kez kucuk kizindan mesaj beklemeye baslar. Uzun sure mesaj
gelmez.kadin tedirgin olur, ama beklemeye devam eder. En sonunda kucuk
kizindan da bekledigi mesaj gelir: "BRITISH AIRWAYS". Kadin merak ve
heyecanla gazetesini eline alir ve ilani okuduktan sonra dusup bayilir:
"BRITISH AIRWAYS. HAFTADA 7 GUN, GUNDE 3 SEFER. USTELIK HER TARAFA


Kayseri`li ve Terzi

Kayseri`li Ali`ye babası hayat dersi veriyormuş oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme.
Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş.
Kayseri`li sormuş borcum nedir?
Terzi cevap vermiş 6 milyon
Kayseri`li mümkün değil 3 milyon demiş.
Terzi kurtarmaz 4 milyon demiş.
Kayseri`li mümkün değil 2 milyondan fazla vermem demiş.
Terzi lanet olsun tamam demiş.
Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş.
Terzi sinirlenmiş para falan istemiyorum al elbiseni defol demiş.
Kayseri`li bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem demiş.

Cehennem Satışı

Kayseri`li, Papa'nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan'a gitmiş. Papa'ya:
-Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için demiş, Cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum.
Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin Hristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş:
-Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına... Kayseri`linin elindeki fermanı gören Hristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar. Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış:
-Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını! Kayseri`li:
-Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli.
-Ne kadar?
-Heybenin iki gözü dolusu altın. Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş:
-Doldurun bu Kayseri`linin heybesini altınla!


Yahudi ve Kayserili

Yahudi'nin biri pazara topal esegini satmak için gülürür fakat aliciyi kandirsin diye esegin tirnaginda bir çivi çakar.
Esege bir Kayserili müsteri çikar.
Kayserili ayaktaki çiviyi görür, "içinden çiviyi çikaririm eşek düzelir," diye düsünür.
Parayi verir eşeği alır.
Yahudi ertesi gün sagda solda övünür:
"Siz Kayserililer açik gözüz diye övünürsünüz, esek anadan dogma sakatti o çiviyi ben çaktim aliciyi aldattim!"
Duyanlar esegi alan Kayserili'ye kosup anlatirlar.
Kayserili eline dizine vurur:
"Tuh yahu, verdigim para sahte olmasaydi bayagi kaziklanmistim!"


Yerde Para Buldum

Bir gün Kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.
Kayseri`lilerin aklına bir fikir gelmiş.
Demişlerki;
-Bu laz'ların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .
Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-Temel! Temel!!!
Laz'lardaki Temel`ler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra Kayseri`liler :
-Dursun! Dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursun`larda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Laz'lardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.
Ve:
-Yerde para buldum bu kimin? diye bağırmışlar.
Bütün Kayseri`liler kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.


Coğrafya

Bölük komutanı "Ali okulu"nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oğlum, dünya kaç parçadır?
- Beş parçadır komutanım.
- Say bakalım.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseri`liyim, komutanım.
- Şu haritada Kayseri'yi göster bakalım.
Hasan Kastamonu'yu işaret edince:
- Oğlum, orası Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayılır, komutanım.


Kayseri`li ile Muş`lu

Bir gün Muş'lunun biri Kayseri`li birini görür ve Kayseri`liye sorar,
-Hemşerim siz neden uyanıksınızda biz uyanık değiliz der,
Bunun üzerine Kayseri`li
-Ha sen git şurdan bir kilo balık al gel der
Balığı yemeye başlarken Kayseri`li
-Sen kafasını ye kafası insanın zihnini açar der.
Aradan bir süre geçer ve Muş`lu sorar
-Hemşerim kafasını yiyom sen etli tarafını yiyon ve bişey anlamıyom olmaz böyle şey diyor ve itiraz eder,bunun üzerine
-Bak gördün mü nasıl akıllandın.


Birlikten Güç Doğar

Bir İngiliz: Holigan;
İki İngiliz: Kavga;
Üç İngiliz: Savaş;
Bir Fransız: Aşık;
İki Fransız: Duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: Basketçi;
İki Zenci: Basket takımı;
Üç Zenci: Güneş tutulması;
Bir Kayserili: Satış noktası;
İki Kayserili :Küçük bir pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket


TAKSİMETRE

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor.
Kayseri'li musteri bagirmis..
'Durdur su arabayi..'
Sofor panik icinde haykirmis..
'Durduramiyorum!..'
'O zaman taksimetreyi durdur hic degilse' demis, Kayserili.


ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ

Üçüncü köprü ihalesini Japon,
Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış.
Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş.
Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yapmış.
Amerikalı 'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.'

2 KERE 2

Kayseriliye sormuslar 'İki kere iki kac eder?' 'Alcez mi Satcez mi?' demis Msn Happy)
Son düzenleyen Blue Blood; 22 Ekim 2005 14:08