Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1632

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
21 Haziran 2008       Mesaj #1632
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Ege' de bir efsane vardir; " Hilal' in gözüktügü ilk gece, yildizlarin altinda denize dileginizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri döner ve dileginizi yerine getirir... "

Gülay, iskelenin ucuna dogru yürümeye basladi. Günes, batmaya hazirlaniyordu ve deniz oldukça dalgaliydi. Dalgalar zaman zaman iskeleyi asip, ayak bileklerini islatiyordu. Yavas ve donuk gözlerle, iskelenin ucuna kadar yürüdü ve durdu. Yavas hareketlerle oturarak ayaklarini denize birakti. Bacaklari islaniyor, arada bir gelen dalgalarla da baldirlarina kadar islaniyordu. Gözlerini kisarak ufuga bakti. Turuncu ve kirmizinin karisimindan olusan karisim, hafif hafif karanlik maviye karisiyor ve bulutlarin arasindan karsidaki adalar gözüküyordu. Gökyüzünde bulutlar simetrik bir sekilde duruyorlar ve çok hafif bir sekilde ilerliyorlardi.

Gülay bir Istanbul çocuguydu. Genç yasta asik olmus, okudugu üniversiteyi sevdigi adamla evlenmek için birakmisti. Çok kisa bir zamanda hazirliklarini tamamlamislar ve sade bir dügünle evlenmislerdi. Evliliklerinde, kimsenin çözemedigi bir mutluluk sirri vardi. Onlar hiç tartismaz, kavga etmez ve daima iyi geçinirlerdi. Herkes bunu kötüye yorsa bile, onlar böylesine mutlu ve huzurlu iki sene geçirmisler, ikibin sene daha geçirmeye yetecek kadar da yanlarinda sevgi biriktirmislerdi. Mutluluk sirlari esinin trafik kazasinda hayatini kaybetmesiyle son buldu. Gülay, adeta yikilmis ve erimisti. Kazadan aylar sonra bile halen esinin eve dönecegini düsünür, her aksam onu karsilamak için en güzel kiyafetlerini giyerdi. Gece oldugu halde halen esi eve gelmeyince, sinir krizleri geçirir, aglayarak sabahi bulurdu. Ailesi bir süre sonra Gülay' i yanina almisti. Daha sonralari iyice içine kapanan genç kadin, zamanla insanlarla konusmayi bile birakmis ve sadece dalgin dalgin düsünür olmustu. Böyle zor geçen 1 senenin ardindan Gülay psikolojik tedavi görmeye baslamis ve ilaçlarla yasamaya alismisti. Ilaçlar onu bol bol uyutuyordu. Uyandigi zamanlarda karnini doyuruyor, esine mektuplar yaziyor ve aksamlari erken saatlerde tekrar uykuya daliyordu. Bir süre sonra uyku ilaçlarinin müptelasi olan genç kadin, doktor tavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Çanakkale' ye tasindi. Evleri Çanakkale yolu üzerinde bir köyün biraz uzagindaydi. Evlerinin hemen arkasinda yükselen yüksek daglar agaçlarla kapliydi. Evlerinin hemen önünde ufak bir bahçeleri ve deniz balkonlari vardi. Bahçenin önünde taslikla kapli bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardi. Gülay denize girmeyi çok sevmesine ragmen, buraya tasindiklarindan beri hiç denize girmemisti. Gündüzleri bahçedeki çiçekler ve agaçlar ile ugrasiyor, ailesinin sohbetlerini dinliyor ve aksamlari deniz balkonlarinda esine mektuplar yaziyordu.

Ayaklarina gelen suyun soguklugu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yüz tutmus ve az önceki o güzel renk karisimi, yerini sise birakmisti. Deniz biraz daha durgunlasmis ve dalgalar yerini ufak çirpintilara birakmisti. Burada her insan mutlulugu tadabilirdi çünkü doganin güzelliklerini her saat görebilirdiniz. Sabahlari adeta bir havuz gibi sakin olan denizde yürüyerek bile baliklari seyredebilir, aksamlari çikan rüzgarlar ile ruhunuzun en derinliklerinde yolculuklara çikabilirdiniz. Fakat bunlar genç kadini mutlu etmeye yetmiyordu. O, esinin ölümüyle birlikte sanki bir yarisinida kaybetmisti. Gördügü her güzelligi ve tadina baktigi her mutlulugu onunla paylasmadigi sürece, ne anlami vardi bu güzelliklerin ? Içi her zamanki gibi, kara bulutlarla kaplanmisti. Ufukta görebildigi son noktayi seçmeye çalisiyor ve amansiz bir sekilde içinin yandigini hissediyordu. Bu acimasiz olay neden onun basina gelmisti ? Devamli mutlulugunun neden ve kimin tarafindan kiskanilip, yok edildigini düsünüyor fakat bir türlü düsüncelerini bir yere baglayamiyordu. Esini her düsünüsünde, ona bir daha dokunamayacagini, bir daha öpemeyecegini ve bir daha asla onun kokusunu koklayamayacagini farkediyor ve bu düsünce yüregini sikiyordu. Kurtulmak için çirpinsa bile kurtulamiyor, çevresinde ki herseyin bir çaresizlik çemberiyle sarildigini hissediyordu. Her gece uyurken, rüyasinda esi ile bulusacagini düsünüyor ve bu düsünce onun karanliklarinda, sicak ve parlak bir isik olusturuyordu. Bu ümitle uykuya daliyor, fakat bir türlü esini rüyasinda göremiyordu.

Rüyasinda onu görebilmek için bir çok yol denemis fakat hiç birinde basarili olamamisti. Bu onu gitgide dahada ruhunun derinliklerine götürüyor, saatlerce bos bos düsünmekten baska birsey yapmiyordu. Ailesi bu duruma çok fazla üzülüyor, biricik kizlarinin tekrar eski haline gelmesi için ellerinden geleni yapiyorlardi. Lakin hiç biri genç kadinin yüzünü güldürmüyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediginden dolayi sadece yasamini sürdüren biri haline gelmisti. Bu durumdan nasil ve ne zaman çikacagini hiç kimse bilmiyor fakat bunun böyle sürüp gidemeyecegini tahmin ediyorlardi. Buraya geldiklerinden beri ilaçlarini da kullanmiyordu. Ailesi, onu ilaç kullandigi zamanlardan daha iyi görüyordu. Çünkü kizlari ilaç kullanirken devamli uyuyor, söylenen hiç birseyi anlamiyor ve daima hasta gibi oluyordu. Oysa simdi, sabah erken kalkiyor, bahçeyle ugrasiyor, deniz kenarinda oturuyor ve alisagelmis mektuplarini yaziyordu. Onlar için bu bile, oldukça iyi bir gelismeydi.

Gülay iskeleden kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Sahilde ki taslardan dolayi düzgün yürüyemiyor ve yalpaliyordu. Çocuklugundan beri buraya gelip gittiklerinden, denize dair olan tüm hikayeleri bilirdi. Yarin ay hilal seklini alacakti ve genç kadin bir dilek dileyecekti. Eve ulastiginda aksam yemegi hazirlanmisti. Sessiz bir sekilde yemegini yedi ve odasina çekildi. Yarin için içi umutla dolmustu. Kimbilir belki gerçekten deniz ona geri döner ve istegini yerine getirirdi. Bu düsüncelerin verdigi garip bir huzurla uykuya daldi.

Sabah uyandiginda henüz günes yeni doguyordu. Uzun zamandir yaptigi gevsek hareketlerin tersine, büyük bir çeviklikle yatagindan siçradi. Üzerini degistirip yatagini ve odasini topladi. Kahvaltisini yaptiktan sonra her zamanki gibi bahçedeki çiçeklerle ilgilenmeye basladi. Çiçeklerin hepsi bugün daha bir canliydilar. Gülümsemeyi unutan yüzü ile onlara gülümsedi ve her biriyle tek tek ilgilenmeye basladi. Diplerini temizliyor, sularini veriyor ve hepsine birer öpücük konduruyordu. Gülay' i balkondan izleyen annesi ve babasi birbirlerine sarildilar. Onu böyle görmek onlari çok mutlu etmisti. Aksama dogru genç kadin deniz balkonuna gitti ve büyük bir titizlikle kagidi önüne yerlestirip, kalemini çantasindan çikardi. Yazacagi her kelimeyi özenle seçmeliydi. Düsüncelerini netlestirdi ve yazisina basladi ;

" Sevgili Deniz,

Bilirsin, çocuklugumdan beri devamli seninleyim. Tatil için geldigimiz zamanlarda saatlerce seninle dans eder, Istanbul' a döndügümüzde devamli seni izlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neseli olurdun. Hep bunu çözmeye çalistim ve artik çözdügümü saniyorum. Sanirim sen aya asiksin deniz. Ne zaman ay çiksa, onun isiklarini alip, binlerce yakutmus gibi yansitiyorsun. Rüzgar ile konusuyor, kiyi ile oyunlar oynuyorsun. Aksamlari kimseye içini göstermiyor, adeta içine bakmaya çalisan olursa, sendeki aski göreceklermis gibi kendini sakliyorsun. Fakat sabahlari ayin yerini günese birakmasiyla birlikte durgunlasiyor, kendini unutuyorsun. Aksama kadar böyle zaman geçirip, aksam kendini aya hazirliyorsun. Kimi zamanlar rüzgar siddetleniyor ve bulutlar ayi kapatiyor. Böyle zamanlarda, sevdigini göremedigin için oldukça sinirleniyor ve içinde ne bulursan darmadagin ediyorsun. Ben senin öfkeni kiyilara vurdugun tekmelerden bile anliyorum denizim. Inan bana, belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur...

Söyle bana denizim, bir gün ayin hiç bir zaman dogmayacagini anlasan ne yapardin ? Bir daha hiç yakamozlar olusturamayacagini, onunla olan sevginizin içinde olmasina ragmen onu asla göremeyecegini bilsen ne düsünür, ne hissederdin ? Eminim ki öfkeyle buralari yikardin ve bir daha hiç yüzün gülmezdi. Iste sevdigini kaybetmek böyle birsey denizim. Sen ayini asla kaybetmeyeceksin ama ben günesimi kaybettim. Onu her düsündügümde içim agliyor, yasam duruyor. Hiç bir sey yapmak istemiyorum. Bedenimi yirtmak ve gökyüzüne yükselmek, her neredeyse onu bulmak istiyorum. Lakin hiç bir sekilde onu tekrar göremiyor ve ona tekrar sarilamiyorum. Anlattiklarimi her gün az çok gözlerimden anladigini farzediyorum. Bu yüzden sana yazmaya ve senden yardim istemeye karar verdim denizim. Hilal' in göründügü ve senin en sevinçli oldugun bugün senden bir dilegim olacak. Beni sevdigime kavustur denizim. Bir defaligina bile olsa onu görmek istiyorum. Beni aydinlatan, nesemi yerine getiren ve zamanla hayatimin anlami olmus o gülümseyisini görmek istiyorum. Artik buralarda daha fazla onsuz kalmak istemiyorum. Ne olur denizim, beni onunla bulustur. Onu görmeme ve bir defacik dahi olsa sarilmama araci ol. Beni anlayacagini umud ediyor ve bana dilegim ile ilgili geri dönmeni bekliyorum.. "

Gülay, mektubunu dikkatle katladi ve gögsüne yerlestirdi. Aksam yemegini yedikten sonra iskeleye çikarak bir süre karanlikta hiç bir isigin meydana getiremeyecegi o güzel yakamozu izledi. Ardindan yasli gözlerle dilegini denize birakti ve gözlerini kapatti. Sanki deniz dilegini hemen yerine getirecek gibi hissediyordu. Sanki gözlerini açsa, sevdigini karsisinda görecek ve bu dogaüstü olaya deniz neden olacakti. Yavasça gözlerini açti ama sevdigini göremedi. Gözlerinden bir kaç damla yas, denize damladi. Genç kadin büyük bir hüzünle yürüyerek evine gitti ve kimsenin yüzüne dahi bakmadan odasina kapandi. Agladi, agladi, agladi.. Hayat, yasanilabilecek bir olgu olmaktan çikmis ve adeta bir çileye dönüsmüstü. Buna daha fazla sabredemiyordu. Fakat aksi yöndede yapabilecek hiç birseyi yoktu. Kalbi daraliyor ve nefes almasi zorlasiyordu. Derin derin nefes alarak kendine gelmeye çalisti fakat her nefes alisinda gögsü sizliyor adeta nefes alirken bedeni yirtiniyordu. Hiriltilar çikarmaya basladi. Hizli hizli öksürdü ve bir süre sonra kendine geldi. Oldukça halsiz kalmisti, yatagina uzandi gözlerini kapatti.

Gece uykusunda bir rüzgar hissetti. Galiba balkon kapisini açik unutmustu. Ama kalkip kapatabilecek hali de yoktu. Rüzgar ayaklarindan beline dogru ilerledi ve gögsünden basina kadar inanilmaz bir yumusaklikla esip gitti. Gülay, rüzgar ile birlikte muhtesem bir huzur duygusuna sarinmisti. Gözlerini açti. Gördüklerine inanamayip, gözlerini tekrar kapatip açti. Denizin ortasindaydi. Sahilden bir hayli uzakta olmasina ragmen evlerini zar zor görebiliyordu. Denizde yürüyebiliyor ve kosabiliyordu. Büyük bir sevinçle ordan oraya kosup durdu, kendince rüyasinin tadini çikartiyordu. " Gülay... " Duydugu sesle irkildi. Ses tam arkasindan geliyordu ve yillardir hasret kaldigi bir sesti. Hizla arkasini döndü. Kocasi yüzünde o bilindik gülümsemesiyle kendisine bakiyordu. Hiç birsey diyemeden, hasretle kocasina sarildi. Iste dilegi gerçek olmustu, onca zamandir basaramadigi seyi deniz basarmisti. Kocasinin kollarindan ayrilmadan tüm gücüyle onu *****. Kokusunu öylesine özlemisti ki, yillarca böyle durabilirdi. " Ah seni öyle özledim, öyle bekledim ki.. " Esi yanit vermeden onun yüzüne bakti. Gözlerinde hafif bir keder vardi. Genç kadin, gayet iyi tanidigi kocasinin yüzündeki gülümsemesinin ardina saklanmis, gözlerindeki kederi hemen farketmis ve onunda yillardir kendisini özledigini düsünmüstü. Onu görmenin verdigi sevinçle hiç birsey düsünemiyordu. Kocasina tekrar sarildi, onu tekrar kokladi. Hiç uyanmak istemiyor, kalan tüm yasami boyunca bu rüyanin devam etmesini istiyordu. Yillarin verdigi özlem ve hasretle saatlerce konustular. Birbirlerini ne kadar özlediklerini, birisinin olmadigi yasamda digerinin eksikliginin nasil hissedildigini anlatip durdular. Her ikiside heyecanli ve sevinçliydi. Bir o kadarda hüzünlüydüler. Genç kadin günes ufuktan yavas yavas dogarken, gözlerini bakmaya doyamadigi kocasindan alarak denize çevirdi ve aglamaya basladi. Kocasi " Aglama.. " dedi. Aglamamasi imkansizdi, birazdan uyanacak ve bu güzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca yine kocasina hasret kalacakti. Ona hizli hizli yine mektup yazacagini, hiç durmayacagini, her ay hilali sabirsizlikla bekleyecegini söyledi. Kocasi elleriyle karisinin agzini kapatti. Gözlerinde garip bir bakis vardi. Gülay' i öptü. " Gitme desem de, gideceksin, fakat döneceginde unutma, burada seni bekliyor olacagim.. " dedi. Günes dogmustu, gülay artik uyanmasi gerektigini ve uyanmazsa ailesinin endiseleneceginden, onu zorla uyandiracaklarindan, bu güzel rüyanin sarsintilarla bitmesini istemediginden bahsetti. Ona son defa sarilarak, denizin üzerinden yürümeye basladi. Evine dogru yaklastikça yüregi sizliyordu. Ara ara arkasina bakiyor ve kocasinin orada bekledigini görmek içine tarifi imkansiz bir huzur veriyordu. Gözyaslari içerisinde sahile çikti ve evlerinin önündeki kalabaligi farketti. Biraz daha yaklasinca, kulaklari annesinin feryatlariyla çinladi..

" Gülay, Gülaaay, Gülaaaay.... "