Arama

Tarihimizde İz Bırakanlar - Tek Mesaj #53

GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
3 Mayıs 2006       Mesaj #53
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Sultan III. Mustafa

(28 Ocak1717 - 21 Ocak1774), 26. Osmanlı padişahıdır.
28 Ocak1717 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan III. Ahmet, annesi Mihrişah Sultan'dır. Heybetli ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile meşgul oldu. İslam ve Osmanlı tarihlerini inceledi.
Sultan III. Mustafa dindar, tutumlu, müşfik, çalışkan ve cömert bir insandı. 2 dakika süren ve İstanbul'un hemen hemen yarıdan fazlasını yıkan büyük depremde evlerini, yakınlarını kaybeden halka kendi kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder haksızlıklara asla göz yummazdı. Yalandan, riyadan ve rüşvetten nefret ederdi. Asla gurura kapılmaz, büyüklük taslamaz, yapamayacağı işleri vaadetmezdi.


Mustafa3


Sultan III. Mustafa, yenileşmenin gerektiği fikrindeydi ve islahat yapmak istiyordu. Prusya kralı II. Frederik'in ıslahat hareketlerini duymuş, Ahmed Resmi Efendi'yi ona göndermişti. Memleketine en büyük felaketin Rusya'dan geleceğine düşünüyordu. Müdafaa için geceli gündüzlü çalışarak her türlü hazırlığı yaptı. Savaşlarda kullanılmak üzere hazineyi altınla doldurdu.
Süveyş kanalını bile açtırmayı düşünüyordu. Fakat iş başına getireceği yetenekli devlet adamlarının olmaması onu üzüyordu. Sultan III. Mustafa orduda bir yenileşme gerektiği fikriyle hareket ediyordu. Askerlere eğitim kuralları getirdi. İtirazlara aldırmadan tüfeklere süngü taktırdı. Yeni bir tophane kurdurup güçlü toplar döktürdü. Bahriye, istihkam ve topçu okulları açtı. Yaşlı subaylara bile eğitim mecburiyeti getirdi. Ordudaki ıslahat konusunda Baron de Tott adlı Macar uyruklu Fransız'dan çok yararlandı. Baron de Tott, Osmanlı topçu sınıfını yeniden ele alıp modernize etti ve askere Avrupa usulü eğitim yaptırdı.


Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar

Rusya1739 yılında imzalanan Belgrad Antlaşması'ndan sonra, Osmanlı Devleti'ne savaş açmamış, ama Balkanlarda ve diğer bölgelerde Türk düşmanlığı yapmaya devam etmişti. Rusya ve Osmanlı Devleti arasındaki barış dönemi 1768'de başlayan Lehistan sorunu ile yeniden bozuldu. Osmanlı Devleti16. yüzyılın ikinci yarısından beri Lehistan krallığına seçilecek kişilerin Avusturya ve Rusya yanlısı olmamasına özen göstermiş bu konuda da başarılı olmuştu. Ancak bu dönemde Osmanlı DevletiRusya'nın Lehistan işlerine müdahalesini engelleyecek güce sahip değildi.
Rusya'nın Stanislas Pontovoski'yi zorla kral seçtirip, Lehistan'a asker sevk ederek halkı sindirmeye çalışması üzerine Lehistan'da ayaklanan halk Osmanlı Devleti'nden Bar Konfederasyonu aracılığı ile yardım istedi. Tüm bu gelişmeler üzerine zaten Rusya'ya savaş açma taraftarı olan Sultan II. Mustafa'yı harekete geçti. 8 Ekim1768 tarihinde Rusya'ya savaş açıldı.


Osmanlı-Rus Savaşı

Ruslar beş koldan saldırıya geçtiler. Kafkasya, Gürcistan, Ukrayna ve Besarabya'yı istilaya başladılar. 30.000 kişilik bir Rus ordusu Kartal Ovasında 180.000 kişilik Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı. Savaş tüm şiddetiyle devam ederken Rus Çariçesi II. Katerina boş durmuyor, Osmanlı Devletini içten karıştırmaya çalışıyordu. Ayrıca İngilizlerin nezaretinde bir donanma hazırlatıp Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e göndermişti. Çariçe II. Katerina'nın bu faaliyetleri kısa süre de sonuç verdi. RumlarMora'da bir isyan başlattı. Hüsamettin Paşa'nın donanmayla birlikte Akdeniz'de ilerlemesi üzerine Ruslar isyancıları yalnız bırakarak adadan ayrıldılar. İsyan, Osmanlı donanmasının adaya yaklaşmasıyla son buldu.
Rus donanması 1770 yılında Ege'de Çeşme limanında bulunan Osmanlı donanmasını yaktı. Çeşme felaketinden sonra RuslarÇanakkale Boğazı'na kadar ilerlediler. Kaptan-ı Deryalığa getirilen Cezayirli Hasan Paşa, Rus donanmasını Ege Denizi'nin dışına attı. Rus saldırıları karadan devam etti. RuslarKırım'da önemli başarılar elde ettiler.
Rusların bu başarılarından dolayı diğer Avrupalı devletler siyasetlerini değiştirmeye başladılar. Kırım bozgunundan sonra Ruslar, Rusçuk ve Silistre'yi kuşattılar. Başarısızlıkla sürüp giden Osmanlı-Rus savaşının bütün acı ve huzursuzluğunu yaşayan Sultan II. Mustafa bu savaşın Osmanlı Devleti açısından önemini biliyordu.
Bütün olumsuzluklara rağmen 1773 yazında bizzat ordunun başında sefere çıkmak istedi. Fakat cephelerden gelen son acı yenilgi haberleri kendisini büyük üzüntü ve ümitsizliğe düşürdü ve 21 Ocak1774 Cuma günü öğle ezanı okunurken vefat etti.


Mimari Çalışmalar

Sultan III. Mustafa, İstanbul'un imarına önem veren padişahlardandı. Laleli Camii, Üsküdar Ayazma Camii, Kadıköy İskele Camii ve Fatih Camii'ni (Fatih Camii, 1766 depreminde büyük oranda yıkılması sonrasında Mimar Tahir Ağa tarafından yeniden yapıldı.) yaptırdı.


Sultan III. Mustafa şair bir padişahtı. Cihangir mahlasıyla yazdığı şiirler çok meşhurdur. Şiirlere "el fakir Mustafa han salis" şeklinde imza atardı. Şiirlerinden birisinde şöyle der:
Yıkılupdur bu cihan sanmaki bizde düzele
Devlet-i çerh-i deni verdi kamu müptezele
Şimdi ebvab-ı saadetle gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i lem yezel'e."