Arama


Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
6 Eylül 2008       Mesaj #8
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  şizofren tepki.jpg
Gösterim: 4615
Boyut:  66.7 KB

Şizofreni Hastalarının Anıları


“Sizofreni tecrübesi kimsenin, özellikle de bu şizofreni tecrübelerini kendisi yasayan kisinin anlayamayacagi cilginlik dunyasinda dehset verici bir seyahattir. Insanin yaratilisindaki düzene aykırı, bombos ve gercekle hic ilgisi olmayan bir dünyada yapayalnız yapılan bir seyahattir bu.Kendinizi cok yalniz hissedersiniz. Fantazi dünyanıza uymayan realiteyle/gerçekle mücadele etmektense, kendi kabuğuna çekilmek daha kolaydır. Algılamanizdaki ciddi problemler nedeniyle işkence edilircesine duygular yaşarsınız.Ne gercek, ne degildir ayirt edemezsiniz. Şizofreni hayatinizin her yonunu etkiler.Düşünceleriniz yarisir ve parcaciklara ayrilmis hissedersiniz kendinizi ve “ cildirmisliginizla” basbasa o kadar yalnizsinizdir ki….” (Janice Jordan)

Bölüm 1 : Lisa şizofren mi?


“Sevgili Hatira Defterim, Bende birseyler yolunda gitmiyor;birseyler yanlış!Bu gerceği şimdi kabul etmek zorundayım. Aylardir bu problemi inkar ediyorum;yokmus var sayiyorum;bahaneler buluyorum, bunlari ben hayalimde yaratiyorum diyorum,ya da gidecekler,yok olacaklar diyorum.Ama bu dogru degil.Ben konusurken bazen insanlar bana garip sekilde bakiyorlar.Annem sadece aptalca seyler konustugumu söylüyor ve babam kafasını salliyor surekli ben konusurken. Sozler,cümleler ağzımdan çıkıveriyorlar ama nedir bunlar? Artik hic bilemiyorum.
Okulda da bazi cocuklarin benim pesimde olduklari,beni okuldan attirmak, uzaklastirmak icin planlar yaptiklari,hatta benim canimi yakacaklari gibi dusuncelerim var. Arkadaslarim bunlarin dogru olmadigini soyluyorlar ama ben hala aksini dusunuyorum ve kendi dusunduklerime inaniyorum. Yemek yiyemiyorum;herseyin tadi bir garip ve ben cok kilo kaybettim.Aynaya bakiyorum ve goz kirpmadigimi goruyorum.Bu dumduz gozunu dikmis bakan, ifadesiz bana bakan yüzü görüyorum aynada. Bazen uyuyamiyorum;ve hersey beni endiselendirmege yetiyor.
Baska zamanlarda ise 12,hatta 14 saat uyanmadan dumduz uyuyorum ve hicbirsey umurumda degilmis gibi hissediyorum.Erkek kardesim bir kitap oku veya TV seyret diyor ama ben konsantre olamiyorum.Camdan disari bos bos hicbirseyi seyretmeden bakiyorum oylece.Her zaman hep yanlis seylere guluyorum.Belki de hep yanliş zamanlarda da ağlıyorum.Sevgili hatıra defterim,benim neyim var? “

Bölüm 2 : Şizofreni Benim İçin Ne mi?


“Şizofreni benim için ne mi? Yorgunluk ve kafamın karmakarışık olması, yaşadıklarımı gerçek mi değil mi ayırdetmeğe çalışmak ve bazen sınırlarının ne olduğunu bile farkedememek. Aklına binlerce şey aynı anda girerken,düzgün duşünmeğe çalışmak demek, düşünceler bu arada devamlı beyninden emilip alınıyor ve sen toplantılarda konuşmağa utanıyorsun. Şizofrenide bazen de kafanın içindesin ve beyninin üstünde yürüyorsun veya bir kızı senin elbiselerini giymiş görüyorsun ve o anda hem de onu senin düşündüklerini yapıyor görmektir.Şizofreni demek devamlı “birilerinin seni gözetlediğini bilmek” demektir ve asla hayatta basarılı olamayacağını bilmektir çünkü tüm kanunlar sana karşıdır ve sonunda tamamen yok edilmen uzak değildir, bilirsin”

Bölüm 3 : Beynimin içindeki?


“Son zamanda tüm gürültülerin daha da gürültülü olduklarını fark ettim.Sanki birisi sesi açmış gibi…Arkadan da ayrıca sesler gelmekte- ne demek istediğimi biliyorsunuz, bu sesler hep vardır da farketmezsiniz.Şimdi bu sesler her zamankinden daha yüksek gürültülü hatta ana seslerden de daha gürültülü.Bazen dehşete kapılıyorum çünkü kendini dinlemekten alıkoyamadığın bu kadar çok gürültü varken,aklını/zihnini birseye toplamak,konsantre olmak çok zor oluyor
Şimdi renkler daha da parlak, sanki fosforlu tablo gibi. Dokununcaya kadar objeler gerçek mi anlamıyorum.Artistik kafalı olmadığım halde eskiye göre renkleri gittikçe daha çok farkediyorum. Herşeyin rengi daha net şimdi ama sanki birşey eksik. Baktığım şeyler dümdüz, sanki sadece yüzey gibi. Belki de herşeye çok fazla uzun süre bakıyorum ve ondan bu kadar fazla detayı fark ediyorum. Sadece renkleri değil beni büyüleyen,küçük şeyler, yüzeydeki lekeler, noktalar, işaretler de dikkatimi çekiyor.

Hersey çok canlı renkte görünüyor, özellikle de kırmızı: insanlar şeytanımsı görünüyor, siyah dış çizgileriyle ve beyaz parlayan gözleriyle; her türlü objeler-sandalyeler, binalar, engeller, kendi canlari var; tehdit eden davranışlar yapıyorlar, hayvanımtrak görünüyorlar
İnsanlar deforme olmus görünüyorlar, sanki plastik ameliyat olmuşlar, sanki farklı kemik yapılarıyla makyaj yapmışlar. İnsanların korkutan yüzleri var.”

Bölüm 4 : Vorteks


“Hiçbir şeyle özel olarak ilgilenmedigim halde hersey dikkatimi çekiyor. Şu anda sizinle konuşuyorum, ama yan evin kapısındaki, ya da apartman koridorundaki gürültüyü de duyuyorum. Bunlari susturamıyorum beynimde, ve bu da size ne söyleyeceğime konsantre olmamı çok zorlastırıyor. Genelde en aptalca küçük şeyler ilgimi cekiyor. Bu bile dogru değil, ilgimi cekmiyorlar ama onlara dikkat ediyorum ve çok vakit harcıyorum böylece”

Bölüm 5 : Acı ve özdeşimlik


“Insanlar konusurken laflarin/sozlerin ne oldugunu uzun uzun dusunmem lzim.Dusunmem lazim ve zaman aliyor.Insanlar konusurken tum dikkatimi vermem lazim yoksa karisip kaliyorum ve onlari hic anlayamiyorum.Yabanci bir lisan gibi
Kafamda herseyi bir araya koymam lazim.Mesela saatime bakinca kayisi,saati, yuzunu, akrebi, yelkovani vs vs goruyorum, ve sonra bunlari tek parca yapabilmek icin bir araya koymak zorundayim.Hersey minnacik parcalar halinde.Resmi parcaciklar halinde beynine yerlestiriyorsun.Yirtilmis ve tekrar bir araya getirilmis fotograf gibi.Eger hareket ettirirsen korkutucu,hepsi dagilir.Kafandaki resim hala orada ama kirilmis.Eger hareket edersem yeni bir resim var ve ben onu yeniden bir araya koymak zorundayim
TV ye konsantre olamiyorum cunku hem ekrana bakip hem de soylenenleri ayni anda dinleyemiyorum.Eger ozellikle de biri seyretme otekisi dinleme ise, iki seyi ayni anda yapamiyorum.Oteki taraftan da devamli cok fazla sey aliyorum surekli ve basa cikamiyorum,ne oldugunu, mantikla bulamiyorum.

Dairemde oturup kitap okudum;kelimeler pekala tanidikti, yuzlerini hatirladigim ama isimlerini hatirlamadigim eski arkadaslar gibi; bir paragrafi on kere okudum,hic bir sey anlamadim,kitabi kapattim.Radyoyu dinlemege calistim,ama sesler beynime elektrikli testere gibi geldi..Trafigin icinden dikkatlice sinemaya gittim, bircok insan sinemada geziniyor,konusuyorlardi.Sonunda gunlerimi parkta göldeki kuslari seyrederek gecirmege karar verdim”

Bölüm 6 : Zihinsel karmaşa


Bazen insanlar konustuklarinda kafam almiyor.Ayni anda hepsini kafamda tutamayacak kadar cok geliyor.Geldigi gibi gidiyor laflar.Tam o anda ne duydugunu unutuyorsun cunku yeterince uzun dinleyemiyorsun.Insanlarin yuzune bakip anlayabilirsem ne dediklerini belki, yoksa laflar havada asili kalan harfcikler oluyor=anlamsiz.”

Bölüm 7 : Hopes not will die (Ümitler Ölmeyecek)


“25seneden fazladır çekiyorum şizofreniden.Hatta halusinasyonlar,delüzyonlar ve paranoyasız geçen günümü hatırlamıyorum.Böyle zamanlarda beynimdeki santralci gerekli mesajları doğru kisilere vermiyor. Kafamın icindeki değisik kişilerle uğrasmak çok zihin karıstırıcı, zor. Düşüncelerimde parçacıklara bölündüğünde, en kötü problemlerim baslıyor. Hastalığım nedeniyle bircok defa hastahaneye yatırıldım, hatta bazen 2 –4 ay kadar uzun.
Sanırım iyileşmeğe basladığım an şizofreni ile başa çikabilmek için yardım istediğim andı. Uzunca bir süre ciddi bir mental hastaliğim olduğunu inkar ettim. Gençlikte büyüme yaşlarımda kendimi garip zannediyordum. Her zaman korkuyordum. Kendi fantezi/hayal dünyam vardı ve orada günlerce kayboluyordum.
Özel bir arkadaşım vardı. Ona “kontrol eden” diyordum. O benim gizli arkadaşımdı . Tüm kötü duygularımın sorumlusuydu .Toplam tüm negatif duygularımın ve paranoyamın toplamıydi o. Onu görebiliyordum, duyabiliyordum ama başka hiç kimse onu göremiyor ve duyamıyordu.

Problemler üniversiteye gittiğimde artti. Aniden kontrol eden tüm zamanımı ve enerjimi almaya başladı. Onun istemediği bir şey yaptığım da beni cezalandırıyordu . Bana sürekli bağırıyordu ve kendimi ahlaksız, kötü, aşağılık vs hissetmemi sağlıyordu. Onun bana avaz avaz bağırmasını ve varlığımı yönetmesini nasıl durduracağımı bilmiyordum. Öyle bir noktaya geldi ki kontrol edenin çığlıklarından realiteyi anlayamaz, kavrayamaz oldum. Ve bu nedenle gerçeklerden ve cemiyetten elimi eteğimi çektim. Kimseye neler olduğunu anlatamazdım çünkü beni “ deli” diye damgalamalarından korkuyordum. Kafamın içinde neler oluyor anlayamadım . Gercekten öteki “normal” insanların da kontrol edenleri oldugunu düşünüyordum.
Kontrol eden en güçlü ve belirgin durumdayken, ben de çaresizce okulu bitirmeğe calısıyordum. Kontrol eden günlük problemlerle uğraşmamı , halletmemi engelliyordu. Bu hastaliğı herkesten saklamaya çalıstım, özellikle de ailemden. Aileme kafamın içindeki, sürekli bana ne yapmam, ne düşünmem ve ne söylemem gerektiğini emreden bu insanı nasıl söyleyebilirdim ki? Derslere katılmak ve dersleri anlamak gitgide daha zorlaşıyordu. Zamanımın çoğunu kontrol edeni ve emirlerini dinleyerek geçiriyordum. Gercekten okulda ihtisası nasıl bitirebildigimi bilmiyorum..

Uzmanlık alanım eğitimdi, üçüncü sınıf ögretmeni olarak iş buldum. Bu üç ay sürebildi, 4 ay psikiyatri hastahanesinde yatmak zorunda kaldım. Dışardaki dunyada hic fonksiyonel olamiyordum iste!Cok deluzyonlu ve paranoyaktim ve zamanimin cogunu fantazi/hayal dunyamdave kontrol edenle basbasa geciriyordum.
Ilk terapistim beni konusturmaga,acmaga calisti,ama… ona guvenmedim ve ona kontrol edeni soyleyemedim.”Deli”diye damgalanmaktan hala cok korkuyordum. Gercekten hayatimda cok buyuk bir kotuluk yaptigima ve bu nedenle kafamin icindeki bu cilginliklarin olduguna inaniyordum. Olurcesine korkuyordum ailemdeki intahar eden uc amcam gibi olacak sonum diye.

Kimseye guvenmedim.Normalin otesinde, belki de hayatta ozel bir gorevim var diye dusundum. Kontrol eden zamanin cogunda emirlerini bagirsa da ,garip bir sekilde kendimi sansli sayiyordum galiba.Kendimi “ normalin ustunde” hissediyordum . Saniyorum en buyuk zorlugum ise kontrol edeninsadece benim dunyamda yasadigini ve herkesin dunyasinda yasamadiginikabul etmekti. Gercekten, durustlukle herkesin onugorebildigini,duyabildigini dusunuyordum…Tum dunyanin benimbeynimdekileri okuyabildigini ve tum dusunduklerimin,hayal ettikleriminde tum dunyaya TV den vs yayinlandigini dusundum.Etrafta korkudan felc olmus vaziyette yuruyordum…

Psikozlarim her zaman vardi. Bazen is arkadaslarima bakardim ve yuzleri sekil degistirirdi.Disleri beni parcalayacak ve yiyecekler gibi, cok uzundu vahsi hayvanlarinki gibi.Cogunlukla beni yutacaklar korkusuyla, kimsenin yuzune bakmaga guvenemezdim kendime. Bu hastaligin sebep oldugu bu aci ve dehsetten hic nefes alamiyordum, hic ara yoktu. Birseylerin yolunda olmadigini biliyordum ve kendimi sucladim. Kardeslerimin hicbirinde bu hastalik yok, kotu olanin ben olduguma karar verdim.
Sanki daireler seklinde kosuyormusum gibiydi, hicbir yere varamiyordum, sadece“cilginlik” kara deliginden asagiya dusuyordum. Neden bu hastalikla yasamak zorunda oldugumu anlayamiyordum.Tanri neden bunu bana yapsin ki? Etrafimdaki herkes suclayacak birisini veya birseyi ariyor. Ben kendimi sucladim. Eminim benim sucumdu cunku biliyorum ben kotu, ahlaksizim. Baska cozum ve ihtimal goremiyorum.
Ailemin,terapistimin, arkadaslarimin sevgisi ve destegi olmadan bugun oldugum durumda olabilir miydim bilmiyorum. Beni bu kahredici hastaliktaki seyahatte tasiyan, onlarin benim bunu yenecegime olan inanclariydi.

…Mental hastaliklarin semptomlarini hafifleterek dayanilmasi daha kolay hale getirecek bircok cok guzel ilac var simdi.Biz sizofrenili hastalara kalmis sabirli olmak ve guvenmek.Yarinin baska bir gun olduguna inanmaliyiz- belki de sizofreniyi tamamen anlamaga, nedenlerini bilmegeve kesin tedavisini bulmaya bir gun daha yakin oldugumuza…”
Son düzenleyen perlina; 16 Ocak 2017 13:12