Üye Ol
Giriş
Hoş geldiniz
Misafir
Son ziyaretiniz:
13:59, 1 Dakika Önce
MsXLabs Üye Girişi
Beni hatırla
Şifremi unuttum?
Giriş Yap
Ana Sayfa
Forumlar
Soru-Cevap
Tüm Sorular
Cevaplanmışlar
Yeni Soru Sor
Günlükler
Son Mesajlar
Kısayollar
Üye Listesi
Üye Arama
Üye Albümleri
Bugünün Mesajları
Forum BB Kodları
Your browser can not hear *giggles*...
Your browser can not hear *giggles*...
Sayfaya Git...
Pazar, 08 Şubat 2026 - 13:59
Arama
MaviKaranlık Forum
Tarihimizde İz Bırakanlar
-
Tek Mesaj #59
GusinapsE
Ziyaretçi
12 Mayıs 2006
Mesaj
#59
Ziyaretçi
Abdülmecit
(
25 Nisan
1823
,
İstanbul
-
25 Haziran
1861
,
İstanbul
), 31.
Osmanlı Padişahıd
ır.
II.Mahmut
'un
Bezmialem Sultan
'dan olan oğludur.
Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyi
Fransızca
konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı. Babası
II. Mahmut
gibi yenilik yanlısıydı. Babasının vefatı üzerine tahta çıktı. Abdülmecit'in tahta çıkışı sevinç uyandırmıştı. Tâlihi,
Mustafa Reşit
, Mehmet Emin Ali, Fuat paşalar gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Saltanatı sırasında en çok tutucuların muhalefetiyle karşılaştı. Aracısız halkın dertlerini halkın kendi ağzından dinleyen ilk padişahtır.
Tanzimat Fermanı
Abdülmecit'in zamanında ilan edildi. Tanzimat'ın uygulamasında karşılaşılan güçlükleri yerinde görmek amacıyla yurt gezilerine çıktı.
1844
'te
İzmit
,
Mudanya
,
Bursa
,
Gelibolu
,
Çanakkale
,
Limni
,
Midilli
,
Sakız
'ı ziyaret etti;
1846
'da
Silistre
'ye kadar uzanan bir
Rumeli
gezisi yaptı. Her yıl Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye'yi bir nutukla açması, onun milletvekili düzenine yakınlığını gösterir.
Abdülmecit, babası gibi
tüberküloza
yakalanmıştı. Ihlamur Köşkü'nde öldüğünde (
25 Haziran
1861
) 39 yaşındaydı.
Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar
1 Temmuz
'da (
1839
) tahta çıktığında;
Mısır
sorunu
Nizip
yenilgisiyle (
24 Haziran
1839
) çıkmaza girmiş durumdaydı. Babasının cenaze töreni sırasında başvekil
Mehmet Emin Rauf Paşa
'dan padişahın mührünü zorla alan, Meclisi Valayı Ahkâmı Adliye Reisi
Koca Mehmet Hüsrev Paşa
, kendisini
sadrazam
ilân ettirdi (
2 Temmuz
1839
).
Henüz
Nizip
bozgunundan haberi olmayan padişah, sorunu çözmek için orduya ve donanmaya harekâtı durdurmaları için emir gönderdi.
Mısır
valisi
Kavalalı Mehmet Ali Paşa
'yı bağışladığını ve anlaşmak istediğini bildirmek üzere Köse Akif Efendi'yi Mısır'a yolladı. Bu arada düşman saydığı
Hüsrev Paşa
'nın sadarete gelmesinden korkan
Kaptan-ı Derya
Ahmet Fevzi Paşa, donanmayı Mısır'a götürüp,
Mehmet Ali Paşa
'ya teslim etti (
3 Temmuz
1839
). Nizip yenilgisinin haberi
İstanbul
'a ulaştı.
İngiltere
,
Fransa
,
Rusya
,
Avusturya
ve
Prusya
, verdikleri ortak bir notayla
Mısır
sorununun kendilerine danışılmadan çözülmemesini istediler (
27 Temmuz
1839
). Bu nota kabul edildi. Böylece
Osmanlı Devleti
,
Avrupa
devletlerinin bir tür güdümü altına girmiş oldu.
Londra
ve
Paris
'te, Osmanlı devletindeki ıslahat hazırlıkları konusunda görüşmelerde bulunan hariciye nazırı
Mustafa Reşit Paşa
, bir ıslahat programının gerekliliğine padişahı inandırdı. Hazırlanan
Gülhane Hatt-ı Hümayunu
(Hatt-ı Şerif ya da
Tanzimat Fermanı
da denir)
Mustafa Reşit Paşa
tarafından
3 Kasım
'da
Gülhane
'de okundu.
Tanzimat
dönemini açan bu belgeyle, yargılamasız kimsenin cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün zorla alımına gidilemeyeceği ilkesi getiriliyor, devletle birey arasındaki ilişkileri düzenleyecek yasaların çıkarılacağı açıklanıyordu.
Tanzimat Fermanı
'nın uyandırdığı olumlu hava
Mısır
sorununun çözümünü kolaylaştırdı.
İngiltere
'nin önerisiyle, beş büyük devlet
Londra
'da bir araya geldiler.
Mısır
valisini destekleyen
Fransa
dışlanarak,
15 Temmuz
1840
'ta
İngiltere
,
Rusya
,
Avusturya
, ve
Prusya
arasında
Londra Antlaşması
imzalandı.
Mısır
valiliği veraset yoluyla
Mehmet Ali Paşa
'ya bırakılarak, ele geçirdiği topraklar ve
Osmanlı
donanması geri alındı. Aynı devletler, aralarına
Osmanlı Devletiyle
Fransa
'yı da alarak imzaladıkları Boğazlar Sözleşmesi ile (
13 Temmuz
1841
)
Osmanlı Devleti
'nin boğazlar üzerindeki egemenliği tanındı ve boğazlar yabancı savaş gemilerine kapatıldı.
Tanzimatın öngördüğü ilkeleri uygulamak için Meclis-i Âli-i Tanzimat kuruldu (
1853
). Her
eyaletten
, yörelerinin gereksinmelerini bildirmek üzere ikişer temsilci
İstanbul
'da toplantıya çağrıldı. Merkezden her bölgeye gönderilen imar meclisleri çalışmaya başladı. Mâliye,
Fransa
'daki örgütlenme temel alınarak düzenlendi. Mâli yetkililer, idare amirlerinden alınarak defterdarlara verildi. Vergilerin saptanması vilâyet meclislerine, toplanması da muhassıl adı verilen vergi memurlarına bırakıldı. İltizam yöntemi kaldırıldı. Aşar, her yerde eşit olarak alınmaya başladı.
Hristiyanlardan
alınan vergilerin toplanmasında
patrikhanelerin
aracılığı kabul edildi. Ticaret meclisleri kuruldu. Fransız ceza kanunu çevrilerek uygulamaya konuldu. Meclis-i Maarif-i Umumiye toplandı (
1845
). İlk idâdiler açıldı.
1847
'de Mekâtibi Umumiye nezareti kuruldu.
1848
'de ilk muallim mektebi, aynı yıl Harbiye'de kurmay sınıfı,
1850
'de Darülmaarif adı verilen lise,
1851
'de ilk bilim
akademisi
sayılan Encümen-i Daniş açıldı.
1846
'da
Darülfünun
binasının temeli atıldı.
Askerlik
yasası çıkarılarak (
6 Eylül
1843
) kura yöntemi benimsendi, askerlik süresi 4-5 yıl olarak sınırlandı.
Devletin bütün kurumlarında başlatılan yenileşme çabaları, karşılaşılan tepkiler dolayısıyla istenilen sonucu vermedi. Abdülmecit zaman zaman tutucuları görevlendirmek zorunda kaldı. Olanaksızlıklar nedeniyle yeniden iltizam yöntemine dönüldü.
1840
'ta kâime-i mutebere adıyla ilk kağıt para çıkarıldı. Devlet ıslahat işleriyle uğraştığı sırada
İngiltere
ve
Fransa
'nın çıkar çatışmaları ve kışkırtmalarıyla
Suriye
ve
Lübnan
'da Dürziler ile Maruniler arasında olaylar çıktı (
1845
).
1848
ihtilâlleri sırasında
Avusturya
'ya karşı bağımsızlık savaşı veren
Macar
yurtseverleri Türkiye'ye sığındı. Bab-ı Âli'nin, Avusturya ve Rusya'nın baskı ve tehditlerine karşın sığınanları geri vermemesi
Avrupa
'da
Osmanlı Devleti
'nin saygınlığını yükseltti.
Eflak
ve
Boğdan
'a da yansıyan ayaklanma,
Ruslarla
yapılan
Baltalimanı Antlaşmasıyla
(
1 Mayıs
1849
) geçici olarak sonuca bağlandı. Bir süre sonra ortaya çıkan kutsal yerler sorunu, Osmanlı Devleti ile Rusya'yı savaşa sürükledi. Kudüs'teki katolikleri korumak için başvuran
Fransa
'ya karşı,
Rusya
da
ortodokslar
ın haklarını korumak için harekete geçti. Bab-ı Âli'ye verdiği bir
nota
ile ortodokslara geniş haklar tanınmasını, bunların koruyuculuk hakkının da kendisine verilmesini istedi.
Osmanlı
hükümeti bunu kabul etmeyince de Eflâk ve Boğdan'ı işgâl etti. Bunun üzerine Abdülmecit,
Rusya
'ya savaş açtı (
4 Ekim
1853
).
Osmanlı Devleti
,
müttefikleri
İngiltere
,
Fransa
,
Piyemonte
ile birlikte
Kırım Savaşı
'nı kazandı. Yalnız,
Paris
'te imzalanacak barış antlaşmasından önce padişah,
Tanzimat Fermanı
'nı tamamlayan Islahat Fermanı'nı ilân etmek zorunda bırakıldı (
18 Şubat
1856
). Azınlıklara, savaştan önce
Ruslar
ın istdiğinden daha fazla haklar veren bu belge,
Paris Antlaşması
'nı (
30 Mart
1856
)'da imzalayan
İngiltere
,
Fransa
,
Rusya
,
Avusturya
ve
Piyemonte
tarafından senet kabul edildi. Böylece, bir iç sorun olan ıslahat konusunda yabancılara müdahale hakkı tanınmış oldu. Buna karşılık
Osmanlı Devleti
imzacı devletlerin güvencesi altında bütünlüğünü koruyor ve
Avrupa
devletleriyle eşit haklara sahip sayılıyordu.
Siyasi buhranları bu şekilde atlatan Abdülmecit, yeniden ıslahat işlerine döndü.
1856
'da askerlik teşkilâtı yedi ordu esası üzerine kuruldu ve
Hristiyanlar
da askere alınmaya başlandı. Maarif-i Umumiye nezareti kuruldu (
28 Nisan
1857
).
Avrupa
'ya öğrenci gönderildi (
1857
). Mülkiye Mahreç Mektebi (
1859
), Telgraf Mektebi (
1860
) gibi bazı meslek okulları açıldı. Yeni toprak kanunu (Arazi kanunnamesi) yayınlandı (
1857
). Devletin gelir ve giderleri bir bütçeye bağlandı. Tersane yeniden düzenlendi.
Abdülmecit, çeşitli toplulukları eşitlik ilkesi içinde ve Osmanlılık düşüncesi çevresinde birleştirmeye çalıştı. Fakat, özellikle gayri müslimlerde uyanan ve batılı devletlerce desteklenen
ulusçuluk
duyguları böyle bir birliğin kurulmasını olanaksızlaştırıyordu.
1856
Islahat Fermanı'yla gayri müslimlere verilen geniş ayrıcalıklar, müslümanların tepkisine yol açtığı gibi, gayrimüslimler de askere alınma kararına karşı çıktılar.
Osmanlı
toplumu yeniden huzursuz bir ortama sürüklendi.
Cidde
'de (
1857
),
Karadağ
'da (
1858
) olaylar çıktı.
Avrupa
devletleri olayların bir Avrupa kurulunca denetlenmesini istediler.
Avrupa
devletlerinin devletin içişlerine karışmasından hoşlanmayanlar, padişahı ve hükümet erkânını öldürüp
Abdülaziz
'i tahta çıkarmak için örgütlendiler.
Kuleli Vakası
olarak bilinen bu örgütlenme, bir ihbar üzerine dağıtıldı(
14 Eylül
1859
), önderleri cezalandırıldı. Bu sırada mâli durum da çıkmaza girmişti. Savaş giderlerini karşılamak üzere ağır koşullarla alınan dış borçların hazineye büyük yükü yanında padişahın ve sarayın sorumsuz harcamaları da durumu gittikçe ağırlaştırıyordu. Devlet,
Kırım Savaşı
sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalmıştı(
24 Ağustos
1854
). Bunu ikinci (
1855
), üçüncü (
1858
), dördüncü (
1860
), borçlanmaları izledi.
Beyoğlu
sarraflarından alınan borçlar da 80 milyon altın lirayı aştı. Bunlar için rehin verilen mücevherlerle borç senetlerinin bir bölümü yabancı tüccar ve bankerlerin eline geçti. Durumu sert biçimde eleştiren sadrazam
Mehmet Emin Âli Paşa
azledildi (
18 Ekim
1859
).
İngiltere
,
Fransa
,
Avusturya
,
Prusya
ve Rusya Bab-ı Âli'ye bir nota vererek, Islahat Fermanı'nda sözkonusu dilen ıslahatların gerçekleştirilmesini istediler (Ekim
1859
). Bunların sağlanması için ayrı ayrı müdahalede bulunacaklarını da belirttiler. Nitekim
Rusya
ilk adımı atarak,
Bosna-Hersek
, ve
Bulgaristan
'daki
Hristiyanlar
ın durumunu uluslararası bir kurulun incelemesini istedi. Bu sorun çözülmeden,
Lübnan
olayları yeniden alevlendi (
1860
). Ardından
Şam
olayı patlak verdi.
Hollanda
ve
Amerikan
konsolosları bu karışıklıklar sırasında öldürüldü (
1860
). Hariciye nazırı Fuat Paşa, olağanüstü yetkili olarak Lübnan'a yollandı.
Fransa
,
Beyrut
'a asker çıkardı. Sonunda
Lübnan
ayrıcalıklı sancak durumuna getirildi (
9 Haziran
1861
).
Mimari Çalışmalar
Dışardan aldığı borçların bir kısmıyla saray ve köşkler yaptırdı.
Dolmabahçe Sarayı
(
1853
),
Beykoz Kasrı
(
1855
),
Küçüksu Kasrı
(
1857
),
Mecidiye Camii
(
1849
),
Teşvikiye Camii
(
1854
), döneminin başlıca yapıtlarıdır.
Bezmiâlem valide sultan
Gureba Hastanesi
'ni yaptırdı (
1845
-
1846
). Yeni
Galata Köprüsü
de aynı tarihte hizmete girdi.
BEĞEN
Paylaş
Paylaş
Cevapla
Kapat
Saat: 13:59
Hoş Geldiniz Ziyaretçi
Ücretsiz
üye olarak sohbete ve
forumlarımıza katılabilirsiniz.
Üye olmak için lütfen
tıklayınız
.
Son Mesajlar
Yenile
Yükleniyor...