Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1679

fadedliver - avatarı
fadedliver
Ziyaretçi
20 Eylül 2008       Mesaj #1679
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi
Bir dolmuş hikayesi

Pazartesi günlerini kendimi bildim bileli hiç sevemedim. Ne okulda, ne askerde, ne işte… Bende sendrom oluşmuş ; Stresleniyorum, gün hiç bitmiyor.
Yine bir pazartesi. Park yeri dolu olacak, park yeri arayacağım. Araziye gidip geç döneceğim kapı kapanmış olacak…Arabayı almıyorum, işe dolmuşla gideceğim.
***
Tombul, al yanaklı bir adam. Altmışlı yaşlarında. Yaz, kış ceketi ve altında illaki süveteri vardır. Bir alt sokağımızda oturur. Parasını iç cebinde sarılı bir naylon torbadan çıkarır her zaman.
Saat yediden sonraya kaldık mı denk geliriz.
O sabahta bindi dolmuşa. Naylonun katlarını açtı, yeşil bir yirmi liralık çıkarıp sanki arkadan yollamışlar havası yaratarak şoföre uzattı “ Alasın buradan bir üğrencı” Şoför paraya baktı, adama baktı başını salladı. Paranın üzerini uzattı. Adam avucunun içine yaydığı parayı tombul parmakları ile ayrıştırarak saydı. Yüzü kızardı “Ben demişım sana alasın bir üğrencı, sen almışsın tam”
Şoför yine başını salladı, duymazdan geldi. Adam ısrar etti. “Niçın alırsın tam?”
Şoför yine duymazdan geldi.. “Duymazsın sen benı? Yoksam duyarda sallamazsın bilmem nerena? Demişım alasın üğ-ren-cı”
Sinirlendiği her halinden belli şoförün. “Niçın alacakmıjım sendan üğrencı… Niçın ha... niçın ... niçın…. Sen üğrencisın? Çıkarasın bakayım üğrencı kimliğina”
Bizimkisi gayet pişkin “Biner bura üğrencılar, nah bendan kocaman, bir üğrencı der geçerlar, sorarsın unlara da kimliğinı?”
Şoför döndü “ Atsak senı cekiya gelirsın yüz ukka, birda dersın utanmadan " Üğ-ren-cı..." Ayıp değıl yaptığın? Hem sen üğrencisın, utanmazsın yalan demeğe? “ Sustu, bir süre gittikten sonra tekrar adama döndü “Almam lazım gelır esasında sendan tam dürt üğrencı parası”
Sinirlendi, yüzündeki kızartı boynunu aşıp düğmeleri ilikli mintanının alt taraflarına doğru indi. Ağzını dolduruyor ama lafı doğrultamadığından yutkunuyordu. Sonunda doğrulttu lafları. “Binen üğrencılar bendan daha ukkalı, niçın almazsın unlardan da tam yulcu parası, niçın alırsın üğrencı?” Ve devam etti “ Hem senın babanın parasını yemişım ulmujum yüz ukka? Gözün iki dirhem etimdedır? Yiyesın sende malını ulasın benım gibı.”
“Heee” Dedi şoför. “Her sabah yersın yirmı bej kurujumu, yirmı bej kurujda dönüşta yersın ettı ellı kuruj. Ben iyı tanırım senı, Alaybeyda evın var, Karaköyda evın var, Bozköyda evın var, Lalelida evın var, dükkanın var icarda, ayıp değil tenezzül edersın yirmı bej kuruja? Domuzun bilem var senin. Kız, kızan sarmıj bacaklarını? Kayıncoların yiyecek paranı bilesın” Anlaşılan şoför çok dolu, bayağı biriktirmiş. "Utanırım sizın gibilar yüzündan diyeyım benda gücmenim... Reziller!! Kurban ulasınız diğer gücmenlere"
“Var… Her - şe - yım - var!!! Sen kazanmışsın? Senın malına konmuşum? Çalıjmıjım eşşek gibı; Tarlalarda çalıjmıjım, fabrikalarda çalıjmıjım, gecelerı inşaatlarda yapmışım bekcilık, kazanmıjım servet” Konuştukça boynunun damarları şişiyordu, ter akıyordu bir yandan.
Cebinden mavi kaplı sağlık karnesini çıkardı, yokladı yerine koydu tekrar. Ben kavganın keyifli anını bırakıp iş yerimde inmedim, sonuna kadar gideceğim. Hastanenin önünden geçiyoruz.”Durasın burada, ben binmem bir da senın dolmuja” Ayaklandı…
Şoför sağ tarafa yanaşıp durdu. “İn, bir daha binmeyesın benım dolmuja, isdamam senın gibi pinti müjteri. Sıkarsın bir yercağızını, kurkarsın bir susam tanesi düşer diye” Düğmeye dokunup kapıyı açtı. Bizimkisi ayakta “Binmam be binmam bir daa!! Veresın yüz yirmı bej kurujumu”
“Vermem sana yüz yirmı bej kuruj, sen zaten ineceksın hastanede, dikizdan görmüjüm sağlık karnenı”
Kuruyan dudaklarını diliyle ıslattı “Hem bilirsın hastanede ineceğimı utanmazsın nah iki adımlık yola alırsın tam yulcu parası, üğrencı biner tee gider şehrın öbür bajına… U zaman bende giderim teee son durağa, vermişım nasılsa paramı.”
Kapıyı kapattı, gaza bastı “İstersan gidesın cehenneme”
Oturduğu koltuğa kadar gidemedi, yanıma ilişiverdi. “Edecam senı şikayet, göresın kaç bucakmıj dünya…Sen bilmezsın benı, ben ciğerci hüseynın sağdıcıyım” Şoför uymadı bu kez.
“Dayı var ya sen haklısın” dedim. Yüzüme baktı, ona hak veren biri vardı. Devam etim kulağına fısıldayarak “Aynı duraktan bir öğrenci biniyor, senden daha kilolu, ondan neden bir lira alıyorlar? Sana gıcığı var şoförün. Şikayetçi ol, ben sana şahidim. Bende öğrenci parası veririm çoğu zaman.”
Duraktan iki kız bindi dolmuşa, ikisi de birer öğrenci ücreti verdiler.
“Bak dayı bu kızlar en az yirmi iki – yirmi üç yaşlarında, bunların neresi öğrenci?” Döndü kızlara baktı. “Kızcağızım kaç yaşındasın?” diye sordu biraz daha olgun görülen kıza. Bir yandan da kızı süzüyor tepeden tırnağa, sanki alıcı gözüyle…Kızın gözleri büyüdü, ben dudaklarımı ısırıyorum. Yüksek sesle “Dayı ayıp ya, ne yapacaksın yaşını kızın, sorulur mu hiç, birde bakarsın kıza yiyecek gibi!!” Döndü yüzüme baktı. Devam ettim “Sapık mısın, nesin ya? Kalk buradan!” Dayı şaşkın. Bir bana bakar, bir kıza. Kız pirelenir durmadan; Korkmuş. Dayı kalkıp eski yerine oturdu. Kız telefonla birilerini aradı “Abi dolmuşta bir sapık var, bana bakıyor durmadan, taciz edecek.” Karşı taraf ne dedi bilmem ama, kız “Malta’ya doğru gidiyoruz” Bir süre sonra “Tamam” Deyip telefonu kapadı. Şenlik çıkacak, ama sebep olan benim. Olay büyümeden, dayı dayak yemeden yatıştırmam gerek.
Malta çıkışında arabaya bir genç bindi, kızın işaretiyle dayıyı ense kökünden yakalayıp vurmaya başladı. Bu kadar çabuk beklemiyordum doğrusu. Araya giresiye kadar dayı enseye birkaç tokat yedi. Genci tutup arka tarafa aldık, durumu anlattım.
Zavallı dayı neye uğradığını şaşırmış halde. “Dayı sen in arabadan, bu şoför seni hırpalatacak, yaşlı başlı adamsın” Dayı iniyor. Saat yedi buçuk olacak neredeyse, mesaimin başlama saati. Bende iniyorum “ Seni yalnız bırakmayayım dayı. Şoför milleti ne olur, ne olmaz.” Geri dönüş dolmuşuna biniyoruz. “Deydi mi be dayı? Yirmi beş kuruş için başına gelenlere bak.” Dayı put gibi, şokta. Deşiyorum, konuşturuyorum. Zengin ve çok pinti olduğunu mahalleden biliyorum. Apartmanın bahçesindeki erikleri evin önünde tezgah kurarak satıp, otomatiğin elektrik parasını çıkarmayı hesaplayacak kadar paragöz. Aslında oh oldu dayıya. Çocuk birkaç tane daha mı vursaydı ense köküne?
Dayı her gün binişte bir lira verip geçermiş. O gün bozuğu yokmuş belki arada kaynatırım diye öğrenci ayağına yatmış. Üstelik yirmi beş kuruş tamahı ona fazladan bir yüz yirmi beş kuruş daha ödetti, ilave olarak ense köküne okkalı birkaç tokat ve en önemlisi deşifre oldu; artık “Buradan alasın bir üğrencı” ayakları yenmeyecek.
***
A be agam… Alasın bir lacivert ceket, içına bir mavi gömlek, kravat. Giyesın bacağına gri bir pantolon . Kestirasın saclarını alabros, olasın tam bir üğrencı, kurulasın koltuğuna dolmujun….
***
Sigaramı yakıyor, çayımı yudumluyorum… “Bu gün üyla keyifliyım be kızanlar üyla keyifliyım üyla keyiflı surmayın...” Yüzümde bir tebessüm. Sigaramın dumanını üflüyorum tavana doğru. Haftaya ne güzel bir başlangıçtı…
Sonraki günlerde onu bir daha görmedim ama her pazartesi sabahında aklıma gelir, gülümserim.
Sağ olsun, uzun zamandır haftaya iyi başlangıçlar yapmamı sağlar…