Arama


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
14 Mayıs 2006       Mesaj #656
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kedi Aşkı Adım Şupet. Minik patilerim sevecen yapıma artılar katıyor. Herkes patilerime hayran hayran bakıyor. Gözlerim de güzel tabii. İki renk yana, farklı bir yaratık görünümü veriyor bana. Tüylerim pamuk gibi ince ve usul usul okşanası bir görünüme sahiptir. Kendimi kıskanıyorum bazen, çok bakıyorlar bana utanıyorum. Patilerimle tırmalamak istiyorum art niyetli gözlerin seyrini. Kendimi tutuyorum tabii. Doğrusu biraz da kendimden gurur duyuyorum desem yalan söylemiş olmam. Ben güzel bir kediyim. Çok da sexy bir endamım var. Bunu kendimi övmek için söylemiyorum, yanlış alamayın! Mahalemizdeki Orhan adlı siyah kedi her fırsatta bunu bana söylüyor. Yani sinir olmamak da elde değil! Aptal şey, ne de olsa sokak kedisi. Haddini aşıyor zamansız ve beni çileden çıkarıyor. Durmadan sulanıyor bana. Oldukça geveze bir kedi. Çapkınlığını segileyecek o kadar kedi var ki çevresinde, durup durup bana yöneliyor! Böylesini görmedim desem yerinde olur. Yüz vermiyorum arkamdan geliyor. Her defasında onu kovuyorum. Küsüyor aptal şey. Oysa biliyor ki benim bir aşkım var, deli gibi seviyorum. Derin duyguların aşka sarılan sevdasında yaşıyorum. O bunu bildiği halde, bana asılıyor. Birgün patilerimle gözlerini oyacağım, kimse elimden kurtaramayacak Orhan kediyi. Aslında bir akşam yapmak istedim bunu kaçtı hergele, yakalayamadım! Sevgilimi takibe çıktığım bir akşamdı... Kıskanıyordum onu izlemek istiyordum. O sıra pür dikkat sevgilimi izlerken Orhan bana aniden yaklaştı. Salak beni öptü ve kaçtı! Fırsatçı çapkın, öyle kaçtı ki yakalayamadım. Eğer yakalasaydım başına gelecekleri tahmin bile edemezsiniz. Sinirlenmiştim. Öfkem gözlerime yansıyordu. Onun yüzünden sevgilimi gözden kaybettim.

Şimdi sıra sevgilime geldi. Onu biraz tanımak istersiniz sanırım. İnanın çok seviyorum. Elleri tüylerime değdikçe içimde hoş bir eda oluşuyor. Gözlerim istek dışı kapanıyor. İnanın dayanamıyorum. Kendimden geçiyorum. Ellerinin ritminde aşkın tadına varıyorum. Ben henüz minik bir yavruyken almışlardı evlerine. Yeni doğmuştum, gözlerim hala kapalıydı. Gözlerimi onunla açtım. İlk gözlerimi açtığımda yüzünde mavi bir gülümseme vardı. Karşımdaydı ve bana bakıyordu. Hemen aşık oldum. Bu dedim hayatımın erkeği… Ve o gündür bugündür hep sadık kaldım. Adını merak ettiniz değil mi? Sevgilimin adı Erhan. Bana ne güzel bir çağrışım veriyor. Günün yirmidört saati duysam bu ismi, hiç bıkmam anlayacağınız. Tabii, bilmediğiniz bir şey daha var! Erhan evlidir. Çok cadı bir karısı var. Acayıp kıskanıyorum desem yerinde olur. Her an içimden o sıska sarı yüzünü tırmalamak geliyor. Durun size bir şey daha itiraf edeyim! O da beni kıskanıyor. Bu çok hoşuma gidiyor. O kıskandıkça içime bir ferahlık geliyor. Mutlu oluyorum, sıcak bir havanın serinleyen atmoferi gibi... Ohh diyorum ve alaylı alaylı sırıtıyorum. Bu bilmem neye benzeyen kadın bana çok bağırıyor. Bu hallerine bazen dayanamıyorum. Yapma diyorum kendi kendime, sakinleşiyorum. Yoksa oracıkta yüzünü dünya haritasına çevirmesini bilirim. Sevdiğim adamı düşünerek kendime hakim oluyorum. Erhanla benim yüzümden sürekli kavga ediyor. ‘‘Bu pis kediyi çiftliğe götürelim ve yerine de bir köpek alalım’’ deyip, sevgilimin başının etini yiyor. Bu sözler bıçak yarası gibi içime işliyor. Kahrımdan ölecekmiş gibi oluyorum. Ani bir suskunluk içimi kemiren bir yanlızlık oluyor. Ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum.





Erhan her akşam eve geldiğinde, hemen kucağına atlar sürtünürdüm. Hoşuma gidiyordu. Her ne kadar cadı karısından korksada, gizli gizli o da beni okşuyordu. Hoşlandığından emin olmam, beni çok mutlu ediyordu. Kucağından inmek istemiyordum. Her zaman o çok gıcık aldığım karısını da kıskandırmak boynumun borcuydu. Ona nispet daha da çok sürtünüyordum. Ve karısı karşımıza gelip sinirli sinirli duruyordu. Dayanamadığı, keskin bakışlarından belliydi. Miskin miskin zevkimin tadına vararak umursamaz haller alıyordum. Erhan’ın sıcak teni beni mest ediyordu. Cadı bağırıyordu:
‘‘Erhan dikkatini çekeyim, bu kedi sana sulanıyor. Bıktım ya…’’
‘‘Saçmalama karıcığım, o bir kedi neden sulansın ki!’’ diyerek karısını sakinleştirmeye çalışıyordu.
‘‘Dayanamıyorum… Tüyleri her tarafı batırıyor. Tüy dolu evin içi. Temizlemekten bıktım. Artık çiftliğe bırakmanın zamanı geldi.’’
‘‘Peki karıcığım nasıl istersen’’ diyerek cadı karısını sakinleştiriyordu.

O an hemen kucağından atlar köşemde yaşanacak ayrılığın acısını irdelerdim. Nasıl dayanırım acaba diyordum? Kendimle sohbete dalar, hesaplaşırdım. Artık karısından daha da çok nefret ediyordum. Yüzünü çizmeli düşüncesi tam da sarmıştı beni. Gitmeden yüzünü kanatmalı tırnaklarımla diyordum. Aslında gücümde kalmadı ya, zayıf düştüm. Bir türlü hayata geçiremedim. Bu kadın tüm umutlarımı yedi bitirdi. Erhansız ne yaparım sorusu, hüzün veriyordu.

Tüm gece ayrılığı düşündüm durdum. Ertesi gün ağzıma da bir şey almadım. Aç ve susuz kalmıştım. İştahım kesilmişti. Bir ara can sıkıntısının ruh haliyle dışarı çıktım. Orhan her zamanki gibi beni bekliyordu. Nedense o da üzgündü. Masum masum bir köşede ağlar bir hali vardı. Her nedense ilk defa onunla sohbet etmek istedim! Fakat yaklaşamadım. O da yaklaşmadı. Hiç bir şey de demedi. Yalnızca baktı durdu. Akşam olunca Erhan eve geldi. Onun varlığı bana yaşam veriyor. Ayrılık ise ölümü andırıyor. Erhan akşam yemekten sonra dışarı çıktı. Ardından onu takip ettim. Çok renkli ışıkları olan bir bara girdi. Kapıda onu bekleyen bir kadın vardı. Kadını öptü ve beraber bara girdiler! Aldatılıyordum... Aldatılıyorduk... Sarsıntı ani bir deprem gibiydi. Oracıkda kalı verdim. Durdum ve uzun uzun düşündüm. Islak kaldırımlar şehrin ışıklarıyla parlıyordu. Sokaklar insanların sesleriyle yankılanıyordu. Yoruldum. Eve döndüm. Orhan hiç yerinden kıpırdamamış gibi hala o duvar dibindeydi. O da gerçekleşecek ayrılığın farkındaydı sanırım. Sabaha doğru Erhan eve geldi. Bir gün sonra beni alıp çiftliğe götürdüler. Hiç direnmedim. İçimden ağlamak bile gelmedi. Çiftliğe bıraktılar ve bir köpek alıp dönmeye hazırlandılar. Erhan hiç de üzgün değildi. Cadı karısı köpeği öperek ve sevincini yüzüne asarak çiftlikten ayrıldılar. Ben; aşık bir kedi olarak, ve de aşkımı kalbime gömerek sadece arkalarından baktım...