Mademki bir aşkın var, tadını çıkar. Aşkta geleceği düşünürsen, aşkı bom*** edersin” ne güzel ve ne kadar da doğru bir sözüydü Aziz Nesin’ in.
Tam 108 saattir uykusuzum, tam 108 saattir yemiş olmak için yiyorum, kimseyle konuşmuyorum, gülmüyorum, ağlayamıyorum yani tam 108 saattir sensiz yaşamaya alışmaya çalışıyorum. Ellerim benim değiller gibi, vücudumun geri kalan pek çok yeri de bu duruma uyum gösteriyor ve sanki bana ait değilmiş gibi davranmaya çalışıyorlar. Senin kokunun sindiği odamda kalamıyorum, evin geri kalan bölümleri de bana acı veriyor ama hiç birisi sol yanımda ki başının ağırlığı ile oluşan çukurlukta ki saçının kokusu kadar beni etkileyemiyor. Mutfağa giriyorum ve yaklaşık 112 saat kadar önce yaptığın yemeğin, aldığın ekmeğin, içmeye bayıldığın meyve suyunun emareleri yüzünden kendimi zor atıyorum dışarıya. Evin her köşesinde senden bir şeyler bulmak çok kolay geliyor bana ama bulmak istemiyorum, çünkü tam 108 saattir senle ilgili bulduklarım sana dair son şeyler oluyor. Yaklaşık 44 saat önce ağlamayı bıraktım, daha doğrusu ben ağlamak istesem bile göz pınarlarım buna izin vermiyor, sanırım gözyaşlarımın faturasını yatırmamışım artık akmıyor. Ben fatura işinden anlamazdım evin bütün faturalarını sen yatırırdın, tam 108 saattir hiç bir faturaya elim değmiyor. Aklımdan türlü şeytanlıklar geçiyor ama sensizliğimin bu 108. saatinde şeytanlıklar sadece geçiyor, kalıcı olan tek şey sensizliğin bel ağrılarımı arttıran ağırlığı oluyor.
Hatırlıyorum da hani yaz başında bir kavganın tam ortasında kalmıştım, kimseyi tanımıyor olmama rağmen ben bir kaç kişiye vurmuştum, birçok kişi de bana. Yüzüm, kollarım ve vücudumun birçok yerinde morluklar oluşmuştu, canım çok acıyordu ve pansuman bile yaptırmıyordum. “Ne yapabiliriz?” diye sordun bana ve bende sana; “ Eskiden neren acıyor, öpeyim de geçsin derlerdi, belki öpersen geçer” demiştim. Güldün önce fırsatçılığıma, ama sonra hiç üşenmeden nereyi göstersem öptün. O an bilmediğin bir şey vardı, elin, dudağın değil gözlerinin değdiği her acım anında bitiyordu, tam 108 saattir ellerin, dudakların ve gözlerin yok, şimdi bütün eski yaralarım aynı anda ağrımaya başladı nasıl tedavi ettirebilirim? Uyuyamıyorum, konuşamıyorum, zorunda olmasam nefes almak istemiyorum, verdiğim her nefeste “Bu son nefesim olsun” diye dua ediyorum, en kısasından ben sensizliktense yaşamak istemiyorum. “Sevgi hem birçok şey ister, hem de aslında tek başına her şeye yeter” demiştin ya, tam 108 saattir ben sevgisiz hayattayım ve hiç bir şeye yetemiyorum. Başım bedenime ağır geliyor, kalbim yerinde duramıyor, gözlerim kararıyor ama sana sözüm elimi kolumu bağlıyor, beni bana bırakıp giderken yanımda bıraktığın sensizlikle yaşamaya beni neden mecbur ettin hala anlamıyorum. Ama tam 108 saattir bu halimle yaşıyorum, tam da söz verdiğim gibi.
İçmeyi sevmem seninle bile bir elin parmakları kadar içki içmemişizdir bunca yıldır, ama tam 108 saattir ikimizin bütün parmaklarından daha çok içtim. Ya sarhoş olmayı başarırsam ve sarhoşluğum geçici dahi olsa seni unutturup bana uykuyla yeni bir randevu ayarlarsa diye içtim. Fakat sanki alkol değil de kahve içmişim gibi her kadehte, her şişede, her dublede daha çok ayıldım, seni daha çok hatırladım, sensizliğimin daha çok farkına vardım. Gittiğinden beri yaptığım olumlu tek iş olmadı, sigaraya başladım, alkole alıştım, kavgalara karıştım, bilinçaltımda olduğunu bile bilmediğim küfürleri ortaya çıkardım, lakin tam 108 saattir seni aklımdan bir türlü çıkaramadım. Kumsala inmek istedim ama aklım seninleyken bedenimin yalnızlığını ne denize ne de kendime anlatamayacağım için vaz caydım. Şimdi hatırladım aslında iyi bir eylem yapmaya çalıştım ve seni aradım onda da sen cevap vermedin elime yüzüme bulaştırdım. Sensizliğin içinde tam 108 saat geçirdim ama ömrümden 108 ömür çıkardım, sahi bizim biz oluşumuz 108 ay olmuştu tesadüf mü dersin?
Ben aşkımı bom*** etmemek için geleceği düşünmedim Aziz Hocam şimdi elimde hesaplayabildiğim geçmişimden başka geleceğimde dâhil hiç bir şey kalmadı. Tam 108 saattir geçmiş zaman eklerine mutlu geçmiş zamanda eklendi benim kitabımda, artık tam 109 saat oldu bu arada.