Suskunun Günlüğü
Bir susku ki
Su içinde durulanan söz
Dehşeti bende derin bakışlarımda
Donuk saat gibiydiler
Dirençli gülmelerimin serinliği
Ufukta çizilen gül
İlk kımıltılarıyla serinliğini bıraktı
Akşamıma
Benim bu fırtına yalnızlığım
Gizlenmiş geyiğin bakışında
Tek silah hayat
Konuşsak sabaha kadar nafile
Düşünce yıldırım gökten
Durunca her yer mahşer
Ateşim yıldız püskürtür
Yaşam...yaşam
Ki,
Şeytanın zulmünden kaçarken
Kurudu ağacım dilim
Göğsümde yarım bir sözün üzerinde damarım
Işıldadı hazin cevherlere
Derinler en derinlere
Sürgün sırlar sakladı
Kuşkuyla eğildi başlar
Uzadı köşeden ürkek bakışlar
Uğuldadı dikenler
Umut döktü hatırlanan
En dayanıklı aşklar
Tüy gibiydiler...
Yıllarca utangaç çiçeğin tozunda
Esip geçtiler yaprağı yarım
Ayak izlerine aşkın
Gördüler güneşinde sarardığını
Tut bozulmasın derinler
Kokusu dağılan toprağımda
Uzak olmasın sağırların kulağı
Tut kimse çizmesin camlara
Yaşamın mor köpüklerini
Buğulu motiflerle
Bir susku ki,
Su içinde durulanan bedenlerde
Tabut gibiydiler
Törpülenen hayatın içinde
Damıtılan ağır bir ömür yaşam
Böyle
Kapandı ayaklarıma ipin ucu
Sallanırken ucunda sızım
En yumuşak yerinde
Ölüm gibiydiler
Aşk mı, neşe mi?
Neyse ney
Dalgın bir vaktinizde
Gelin gömün bizi
Ölüm yundu ve yumdu
Gözlerini
Yaşam yazsın artık
Ölü bir bedenin son sözlerini...
Tülay Yurdakul