(1077-1231), Ceyhun Ir-mağı'nın güneyinde yer alan Harezm bölgesinde hüküm sürmüş, egemenliğini daha sonra İran ve Afganistan'a yaymış bir hanedandır. Zengin bir tarım havzası olan Harezm bu yüzden eskiden beri bölgede egemenlik kurmuş devletlerin özel önem verdikleri bir yerdir. Dört bir yanının bozkırlar ve çöllerle çevrili olması ise bölgeye siyasal bakımdan özerklik olanağı sağlıyordu. Bölgede hüküm süren devletler içinde hükümdarlarına "Harezmşah" sanı verilen ilk hanedan 917-995 arasında egemen olan Afrigiler'dir. Onları Memuniler (995-1017) izledi, ardından bölge bir süre Altuntaş ve onun soyundan gelen Gazneli valilerince özerk olarak yönetildi.
1041'de Selçuklular'ın eline geçen Harezm'e bundan sonra Selçuklu valileri atandı. 1072-92 yılları arasındaki Melikşah döneminde Harezm valisi olan Anuştigin bölgeyi özerk olarak yönetmeye başladı, 1097'de ölümünden sonra da oğlu Kutbeddin Muham-med yönetime egemen olmayı başardı. Ondan sonra da Harezm'i Anuştigin'in soyundan gelenler yönettiler. Bunlar zaman zaman Selçuklu yönetimiyle çatıştılar. 1127'de başa geçen Atsız, Selçuklu Hükümdarı Sencer'in 1141'de Karahitaylar karşısında büyük bir yenilgiye uğraması üzerine bağımsızlığını ilan etti. Ama Sencer 1143 ve 1147'de düzenlediği iki seferle Harezmşahlar'ı yeniden Selçuklular'a bağımlı kıldı. Büyük Selçuklular'ın 1157'de dağılması Harezmşahlar'a batıya doğru yayılma fırsatı yarattı. Bu arada 1156'da Atsız ölmüş, yerine oğlu İl Arslan geçmişti.
İl Arslan Harezmşahlar'ın egemenliğini batıya doğru genişletirken bir yandan da doğudan gelen Karahitay baskısına karşı direnmeye çalışıyordu. 1172'de ölümünden sonra Karahitaylar Harezmşahlar'ın içişlerine doğrudan karıştılar ve İl Arslan'ın iki oğlu Alaeddin Tekiş ile Sultan Şah arasındaki mücadelede Sultan Şah'ı tutarak onun Merv, Serahs ve Tus bölgesine egemen olmasını sağladılar.
Tekiş de batı seferini sürdürdü, Horasan' dan sonra İran içlerine yöneldi ve 1194'te III. Tuğrul'u yenerek Irak Selçukluları'na son verdi. Tekiş'ten sonra tahta çıkan oğlu Alaeddin Muhammed'in dönemi (1200-20) Harezmşahlar'ın hem en başarılı, hem de çöküş yılları oldu. Harezm bu dönemde güneyden Gurlular'ın, kuzeydoğudan da Karahanlılar ile Karahitaylar'ın baskısı altındaydı. Alaeddin Muhammed uzun mücadelelerden sonra Gazne'yi ele geçirerek 1215'te Gurlular hanedanına son verdi. Böylece Harezmşahlar'ın sınırları Hindistan'a dayanmış oluyordu. Bu arada Karahitaylar'la da mücadele sürüyordu. Alaeddin Muhammed 1210'da Endican (bugün Andican) yakınlarında Karahitaylar'ı büyük bir bozguna uğrattı. 121 l'de Batı Kara-hanlı Hükümdarı Osman'ı yenerek Mavera-ünnehir'e egemen olmayı başardı. Güneybatıda da genişleme sürüyor, Sistan, Kirman ve Basra Körfezi kıyıları Harezmşahlar'ın egemenliği altına giriyordu.
Harezmşahlar artık Abbasiler'le komşu olmuşlardı. Ama doğudan gelen yeni bir güç Harezmşahlar'ı büyük sarsıntıya uğrattı. Bu güç Moğollar'dı. Cengiz Han'ın önderliğindeki Moğollar batıya doğru yayılmalarını sürdürürlerken Harezmşahlar'la karşılaşmaları kaçınılmazdı. 1219'da bir Moğol ticaret kervanının Harezmşahlar'ın Otrar valisi tarafından alıkonması ve kervandakilerin öldürülmesi bu fırsatı yarattı. Tazminat isteğinin kabul edilmemesi üzerine harekete geçen Cengiz Han kısa sürede Maveraünnehir'i ve Harezm'i istila ederek her yeri yakıp yıktı. Alaeddin Muhammed Hazar Denizi'nin güneyindeki Abaskun Adaları'ndan birine sığındı ve 1220'de burada öldü. Yerine geçen oğlu Celaleddin Harezmşah'ın hükümdarlığı, ilerleyen Moğollar'ın önünden kaçmakla geçti. Önce Gazne'ye, ardından da Hindistan'a sığı
nan Celaleddin Harezmşah üç yıl kadar burada kaldıktan sonra İran'a geçti ve 1225'te Tebriz'i merkez edinerek devlet düzenini korumaya çalıştı. Bu arada Moğollar'ın batıya doğru ilerleyişi sürüyordu. Celaleddin Harezmşah da bu yüzden daha batıda topraklar kazanmak, kendini güvenceye almak istiyordu. Ama bu amaçla başlattığı sefer sonunda yeni düşmanlar kazandı ve kendi sonunu hazırladı. 1229'da Doğu Anadolu'ya giren Celaleddin Harezmşah uzun bir kuşatmadan sonra 1230'da, Eyyubiler'in elindeki Ahlat'ı ele geçirdi. Bunun üzerine Eyyubiler Anadolu Selçukluları ile birleşerek Celaleddin Harezmşah'ı Erzincan yakınlarındaki Yassıçi-men'de ağır bir yenilgiye uğrattılar. Celaleddin Harezmşah Gence'ye (bugün Kirovabad) kaçtıysa da bu kez Moğollar'ın izlemesi üzerine yeniden Anadolu'ya döndü. Diyarbakır yakınlarında Moğollar'ın baskınına uğrayan Celaleddin Harezmşah bir kez daha kaçmayı başardıysa da Silvan yakınlarında öldürüldü ve böylece Harezmşahlar hanedanı 1231'de son buldu.
Harezmşahlar tarih sahnesinde göründükleri 150 yıl boyunca Harezm bölgesinin tarım ve ticaret alanındaki geleneksel canlılığını sürdürdüler. Yaptırdıkları sulama kanallarıyla tarımı daha da geliştirdiler. Devlet örgütlenmesinde de Büyük Selçuklular'ı örnek aldılar. Atsız döneminden (1127-56) başlayarak devlet merkezi Gürgenç bir bilim ve sanat kenti durumuna geldi. Zemahşeri, Reşideddin Vatvat, Fahreddin Razi gibi ünlü bilginler bu dönemde yetişti.
Msxlabs & TemelBritannica