Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Tek Mesaj #1704

Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
6 Ocak 2009       Mesaj #1704
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Simitçi
Her gün sabah kalktıktan sonra ilk işim camdan dışarı bakmak olurdu. Üç yıldır onu görmediğim gün olmadı. Anlayamadığım bir yakınlık hissediyordum. Okula giderken hep önünden geçerdim. Bana laf atar, simit almayacağımı bildiği halde yanına çağırırdı. Ben de hemen yanına gider, muhabbete dalardım. Babam evden çıkmadan yanından ayrılırdım. Derse geç kalmama sebep olmamak için bazen de o beni yanından zorla gönderirdi. Hafta sonları bile, annemden koparabildiğim izinlerimin çoğunu onun yanında geçiriyordum. Arkadaşlar maaş almam gerektiğini ya da ona âşık olduğumu söyleyip, benimle alay bile ediyorlardı.
Siyasetin, politikanın, askeriyenin birbirine karıştığı çalkantılı bir dönemde yaşıyorduk. Lise son sınıftaydım. Kazanma ihtimalim az olsa da sınava hazırlanıyordum. Evimiz gösterişli bir apartmanın en üst katındaydı. Halimiz vaktimiz yerindeydi. Annem hep endişe eder, babama bir şeyler olacağından korkardı. Bir albayın kızı olduğumu hep gizledim. Korkudan değil, daha çok hak etmediğim bir ilgi toplayacağım endişesinden saklardım babamın albaylığını. Bu büyük şehre taşınalı üç yıl oldu. Geleli çok olmadı ki Asım ile tanıştım. O da bizim gibi bu mahallede yeniydi. Küçüklüğünden beri simitçilik yapıyormuş ama bizim mahallede çalışmaya, biz geldikten bir kaç hafta sonra başlamış. Asım benden sekiz yaş büyüktü ama ona abi demek içimden gelmiyordu. O da bundan rahatsız görünmüyordu.
Sınava sayılı günler kala bir gün yine ilk iş olarak kalktıktan sonra cama koştum. Yoktu. Müthiş bir üzüntüye boğuldum. Alelacele bir şeyler atıştırıp, annemin yemeğimi bitirme ısrarlarına aldırış etmeden evden ayrıldım. Sokağın alt, üst köşelerine baktım, yoktu. Diğer sokaklara baktım, esnafa sordum.Yoktu. İlk dersi kaçırma pahasına mahallede oyalandım, ama gelmedi. Bana haber vermesi gerekirmiş gibi ona kızgındım. Aynı zamanda başına kötü bir hal gelmesinden de korkuyordum. Öğleye kadar vakit nasıl geçti bilmiyorum. Yemekhanede sırada iken annem aradı ve eve gelmemi söyledi. Babam bilmediğimiz bir sebepten hapse atılmış. İnsan böyle zamanlarda kendisinden beklenmeyecek bir cesaret gösterebiliyor. Bende haberin şok etkisinden olacak, heyecanımı hemen yenip, ağlayıp sızlamadan kimseye de hissettirmeden eve gittim. Olayın iç yüzünü bilmesem de babamın üstleriyle yaşadığı fikir ayrılıklarından dolayı askeriyede çok sevilmediğini biliyordum. Bu da beni korkutuyordu.
Annem perişan durumdaydı, evden çıkamadı. Babamı görmek için yanına gittim. On dakikacık görüşmeye izin verdiler. Babamın, tahmin ettiğim gibi, bir şeyden haberi yoktu. Binadan ayrılırken Asımı gördüm. Asker elbisesi içindeydi. Şaşkınlıktan ne yanına gidebildim, ne de seslenebildim. Olaylar netleşmeye başlıyordu. Biz taşındıktan hemen sonra mahallemizde simit satmaya başlaması, babam hapse atılana kadar her gün hiç aksatmadan evimizin karşısındaki yerini alması, benimle muhabbeti hep babamı izlemek içinmiş. İnanamıyordum. Üç yıldır, kuyumuzu kazmaya çalışan adamla dostluk yapıyormuşum. Ağlayarak eve gittim. Annem, babama üzüldüğümü düşünüp teselli etmeye çalıştı. Uzun bir gece oldu.
..................

Sınavı kazanamadım. Günler hızla geçti. Babam aklandı. Simitçi Asım bir daha ortalarda görünmedi. Bir polisle evlendim. Şark görevi için doğuya gittik. Üç yıl diye gittiğimiz doğudan yedi yılda ancak dönebildik. İki çocuğum oldu. Geri döndüğümüzde eşimin işyerine yakın bir yerde ev kiraladık. Babamlara uzak bir yerdi ama babam emekli olmuştu. İstediği zaman gelip torunlarıyla vakit geçirebiliyordu. Bunun için çok sık bize geliyordu.
O gün de babamın ve çocuklarımın parktan dönmesini bekliyordum. Sokakta tanıdık bir yüz gördüm. Asımdı. Simit satıyordu. Çok değişmişti ama tanıdım. Büyük bir hışımla yanına yaklaşıp kinayeli bir şekilde seslendim:
-İyi görevler...
Hafif dönüp baktı ve bana bir simit uzattı. Bu kadarı da fazlaydı. Gözlerim doldu, ağlamamak için hemen uzaklaştım. Bana yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de tanımazlıktan geliyordu. Mahalleyi iyi tanıyan bakkala gittim.
"Kim bu simitçi?" diye sordum.
-Ara sıra gelir, bedava simit dağıtır. Meczup adamcağız. Eskiden istihbaratçıymış. Sevdiği kızın babası hapis yatmasın diye yalan söylemiş. Kızın babası kurtulmuş ama yalan söylediği birkaç ay sonra anlaşılınca mesleğinden atılmış. Nasıl geçinir bilmem ama arada bir görünür. Şehrin her yerinde simit dağıtır. Çocukların alaylarına hiç kızmaz...
Daha fazla dinlemeden çıktım. Babam ve çocuklarım simit arabasının yanındaydılar. Son birkaç simidi de onlar almıştı. Asım, babamın cebinden çıkartmaya çalıştığı bozukluklara baktı, sonra bana ve çocuklara baktı. Elimde simit, boş simit arabasını ittirerek uzaklaşan Asım'ın arkasından bakarken, babamın söylenmelerini duymuyordum.

( Alıntı-Şiir Evi )