SADİST
Bir numaralı hayranı, yazar Paul Sheldon'ı geçirdiği araba kazasından kurtarıp evine getirir ve kemikleri kırılan bacaklarını sarar. Karşılığında en sevdiği karakter hakkında özel bir roman yazmasını ister. Eğer yazmazsa, tüm yaşamı kabusa dönüşecektir...
Sadist, muhteşem ötesi bir kitap. O kadar şahane yazılmış ve anlatılmış ki sanki olaylar gözünüzün önünde oluyor. Her satırını nefesimi tutup okuduğum şahane bir KING şaheseri.
Kaza yapan yazarımız dünyadaki bir numaralı hayranı tarafından şanseseri (aman ne şans ne şans) kurtarılır. Günlerce kendini bilmez halde yattıktan sonra bir gün uyanır ve kendini kurtaran bayana hayatını borçlu olduğunu söyler. Şiddetli fırtınanın bir an önce durmasını ve iyi bir hastaneye gitmeyi hayal ederken lakin hiçbir şey hayal ettiği gibi olmaz.
Hayranı Annie yazardan, sevdiği karakterin yeniden canlanmasını ve bir roman yazmasını ister. Bunun karşılığında yazarımız kendi hayatına dönebilecektir eğer yazmazsa da orasını düşünmek bile istemeyecektir.
Lakin yazsada yazmasada değişen hiçbir şey olmayacaktır.
Annie kadar psikopat bir kadın daha yoktur heralde ama yine de onun kadar olmasada böyle tipler vardır. Paul'e yaptıkları ve söyledikleri o kadar dehşet verici şeyler ki...
Eminim ki sizlerde nefesinizi tutup, tek solukta kitabı bitiriceksinizdir.
Tüylerinizi diken diken olurken Annie gibi bir kadınla asla karşılaşmak istemeyeceksinizdir.
Paul'ün dayanıklılığı hayret verici ama aynı hayreti Annie'nin başına gelenlerde de duyucaksınızdır ki eminim.
Lafı fazla uzatmak istemiyorum. Harika bir kitap ve benim En'lerim arasında.
Hatta KING okumak isteyende daha okuyamamış birisi varsa bence 'Sadist' iyi bir başlangıç olucaktır.
Çok ünlü bir yazardı, ama bir gün, hayatta kalabilmek için kitap yazması gerekeceğini hiç düşünmemişti...
Bunu Yapabilir misin?
*****
ÇAĞRI
John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küçük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve duyguları gelişmiştir.
Yıllar sonra John bir kaza daha geçirir ve yaşamındaki bazı ayrıntılar belirginleşmeye başlar. Artık kimsenin duymadığı, bilmediği ve hissetmediği her şey onunla arkadaş olmuştur.
'Çağrı' muhteşem ötesi harika bir Stephen KING romanı...
Gerçekten harika bir kitaptı elimden hiç düşürmeden okudum. O kadar sürükleyici bir kitap ki, sanki bir dizi izliyormuşsunuzda ve diğer bölümünü iple çekiyormuş gibi hissediyorsunuz.
Kitap, John'un bu olağanüstü gücünün bir seri katili bulmak için FBI'n yardım istemesiyle daha bir nefes keseci oluyor. Ama bu güç olağanüstü olmasına rağmen yine de sahibinden de bir şeyler götürüyor.
Bir de Greg adında bir karakter var ki herşey onun başının altından çıkıyor.
John Smith sevilmeyecek bir adam değil lakin başında o kadar büyük olaylar geçiyor ki gençliğinin baharından tam dört yıl komada geçip gidiyor.
Olan ve olucak olayları önceden görüp, sezebiliyor. Ama bu gücünü sadece o insana ya da o insanın her hangi bir eşyasına dokunarak kullanabiliyor.
Sevdiği kadını, ailesini, işini ve daha pek çok şeyi kaybediyor.
İnsanoğlu için bir saniye bile önemli ve değerliyken, dört yılda elde edebiliceğiniz ve kaybediceklerini bir düşünsenize...
Bence muhteşem bir kitap kesinlik okumanızı tavsie ediyorum, zaten S. KING'in en iyi kitapları arasında geçiyor ki ben ilk üç de yer verebilirim.
Sonu sizi çok şaşırtıcak eminim ki...
John Smith geçirdiği kazadan lanetli bir güçle uyanır. Geleceği görme yeteneğine sahip olmuştur. Ve insanlığı bekleyen korkunç kaderi görür...
*****
TEPKİ
Mc. Gee ve Vicky Tomlinson 1969 yılında gizli bir örgütün piyasaya sürmek istediği bir ilacın ilk denemelerine katılmışlardı. Bir yıl sonra evlendiler ve küçük kızları Charlie doğdu. Charlie üç yaşındayken, bakışları ile oyuncak ayısını tutuşturdu.
Charlie sekiz yaşına gelince duygularını kontrol altına almayı öğrendi. Artık istediği zaman yangın çıkarabiliyordu.
Ama gizli örgüt, bu ''büyük etkili, küçük silahı'' kullanmayı planlıyordu.
'Tepki' harika bir Stephen KING romanı gerçi beni birkaç kitabı kadar etkilemedi ama yinede okumaya değerdi.
Charlie'nin olağanüstü gücünün fark edilmesi sonunda, küçük kızı ellerine geçirmek için 'Dükkan' yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Charlie'nin annesini, Andy'in eşini vahşiçe öldürmeleride buna kanıt oluyor. Bu vahşetten sonrada Andy, kızını alıp bütün kötülüklerden uzak tutmak için ordan oraya tam bir sene boyunca kaçıp duruyor.
Bu heyecan dolu kaçış ve sonrasında yakalanmaları heyecan dolu bir maceraya götürüyor bizi. Tabii unutmadan Charlie bu olağanüstü gücü annesinin ve babasının değişik güçlerinin birleşmesiyle alıyor bunu da unutmamak gerek.
Yani hem Andy'nin hem de Vicky'in olağanüstü yeteneklerinden.
Andy Gee, birçok çocuğun sahip olmak isteyeceği bir baba gibi anlatılmış.
Charlie Gee' ye gelince sekiz yaşında olmasına rağmen o kadar olgun bir karakter olarak çıkıyor ki karşımıza, KING'in yaratıcılığı da bir kez daha gözler önüne geliyor.
'Dükkan' denilen örgütte ise denebilicek pek bir şey bulamıyorum.
Rainbird karakterine dikkat !
Sonu kesinlikle şaşırtıcı en azından benim ağzım açık kaldı...
Masumiyet ve güzellik, kötülük ve dehşeti ateşleyince, genç kız içinde gelişen korkunç gücün etkisiyle çılgınlık alametleri sergilemeye başlar...
*****
MAHŞER
İşte dünya böyle yok olur:
Savunma dairesi laboratuarındaki bilgisayarın bir anlık hatası yüzünden linklere bağlı milyonlarca masum insan zincirleme ölüme mahkum oldu.
Ve felaketin ertesi günü, kasvetli yepyeni bir dünya doğmuştu. Birçok kurum yok olmuş, nüfusun yüzde doksan dokuzu ölmüştü. Hayatta kalan bir avuç insansa panik içinde ne tarafı seçeceklerini bilmiyorlardı... Hatta belki de kendileri seçilmişlerdi.
108 yaşındaki Rahibe Abigail'in sıska omuzlarına yüklenen iyilikler dünyasının karşısında kötülüğün en korkunç karabasanlarıyla süslenmiş, ölümcül gülüşü ve olağanüstü güçlere sahip karanlık adamı Randall Flagg'in dünyası mı kazanacaktı...
Mahşer; gerek olayların akışı gerek gerilim dozu ile pekte heyecan uyandırmayan bir KING yapıtı. Elbette ki yine Stephen Amca bizleri uçsuz bucaksız bir dünyaya seyahate çıkartıyor lakin ne yalan söyleyeyim diğer KING romanları ile boy ölçüçemez.
Dünya da çok az insan bu bulaşıcı hastalağa karşı bir şekilde bağışıklık kazanmışlar ve yine bu insanlar birbirlerini bulmaya çalışıyorlar.
Bazıları Rahibe Abigail'e, bazıları ise Randall'ı şeçiyorlar.
Bazıları iyiliğin, bazıları ise kötülüğün peşinde koşuyorlar.
*****
MISERY
Popüler seri romanlar yazan Paul Sheldon (James Caan) arabası ile karlı bir dağ yolunda giderken kaza yapar.Tenha bir bölgede meydana gelen kazada yolun dışına savrulan araba yoldan görülmeyecek bir şekilde kalır.Sheldon gözlerini açtığında kendisini kutarıcısı olan Annie Wilkes (Kathy Bates) 'ın evinde kırık bir ayakla yatarken bulur.Wilkes onun romanlarıdaki baş kadın karakter olan "Misery Chastaine" in fanatik bir hayranı çıkar.Eski bir hemşire olan Wilkes kendi imkânları ile Paul'un yaralarını sarar,ona birtakım ilaçlar içirir.Nekahat dönemi boyunca da Paul'un yeni bitirdiği henüz basılmamış son romanının tekstini ona okur,ancak kitabın sonunda Paul'un onun en sevdiği karakter olan "Misery" yi beklenmedik bir şekilde öldürdüğünü okuyunca birden çılgına döner.İstediği gibi sonu olan bir roman yazmaya zorlamak için de Paul'un ayağını tekrar kırarak onu iyice yatağa bağlar.İronik bir şekilde "Misery" kelime olarak "Acı,ızdırap" anlamına gelmektedir.
*****
ÇILGINLIĞIN ÖTESİ
Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilenleriniz vardır mutlaka. Siz de Rose gibi kötülük timsali bir kocaya sahipseniz çıkış yollarınız tek bir noktada birleşicektir.
Kaçışta!...
Ne var ki Rose diğer kader arkadaşlarından farklı olarak, peşine düşen kocasının artık aklının sınırlarını çoktan aştığını ve çılgınlığın ötesine geçtiğini biliyordu. Her solukta tehlikeli bir dönmedolaba binmiş gibi yaşamla ölüm, hayalle gerçek arasında dönüp duruyordu...
Dehşetin soğuk parmaklarına dokunmaktan çekinmiyorsanız, haydi!...
Rose yıllarca kocasının dayaklarını, küfürlerini, işkencelerini çektikten sonra bir gün evden kaçıp kendini hiç tahmin edemeyeceği bir maceranın içinde buluyor.
Kendine yepyeni bir yaşam kurarken bir yanda da yeni evine şans eseri gittiği bir mağazadan olağanüstü bir resim alıyor. Ve işte her şey o resmin eve girmesiyle başlıyor.
Norman çok ama çok kötü bir adam Rose'a ulaşmak için yapamayacağı hiçbir şey yok.
Bill'e gelince, o da sevdiği kadını korumak uğruna her şeyi yapabilecek bir adam.
Rose ise bazen düşüncesizce davranıp bizi geren ama yine de kendine güvenen (tabi bunca yıl kocasının dayaklarını çekmiş ama olsun sonunda akıllanmış) ve son derece cesaretli bir kadın.