Alıntı
ALGILAMYI ETKİLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR.
ALGILAMAYI ETKİLEYEN İÇ VE DIŞ ETMENLER
Görme algısı ile diğer algı biçimlerine etki eden etmenler vardır. Bunları iç ve dış etmenler olarak
iki gruba ayırabiliriz.
4.1. Algıya Etki Eden İç Etmenler
4.1.1. Algı Organizasyonu
Gestalt psikologları, bir uyaranın parçalarından birinin, diğer bir parçayla nasıl ilişki içinde göründüğüyle
ilgili sonuçlara varmışlardır. Bu sonuçlar algı organizasyonuna örnek gösterilmiştir.
Algı organizasyonu hakkında yapılan Gestalt varsayımlardan biri, basitlik yasasıdır. Buna
göre algı, uyarının olası en basit yorumuna karşılık verir. Algısal organizasyon ilkeleri arasında
şekil-zemin ilişkisi ve algısal gruplandırma bulunur.
Şekil-zemin ilişkisi: Bütün algılamalarda bir şekil ve zemin vardır. Şekil- zemin ilişkisi bütün
duyu organlarını kapsar. Herhangi bir zamanda çevremizdeki uyaranlardan, dikkat ettiğimiz ve
gruplandırdığımız uyaranları şekil ve bunun dışında kalanları da zemin olarak algılıyoruz. Görsel
alanda şekil bize daha yakındır ve bir nesne izlenimini verir, bir biçimi vardır, zemin ise tanımlanması
zor bir madde izlenimi taşır. Şekil ve zeminin birbiriyle yer değiştirdiği algılamalarımız
vardır. Bir biçimi önce şekil olarak görürken, biraz sonra zemin olarak görebiliriz. Ancak bir
biçimi, aynı anda hem şekil hem de zemin olarak göremeyiz. Şekil-zemin algılamısı doğuştan
gelen br özelliktir.
Şekil 4.2. farklı algılanabilir. Şekil-zemin ilişkisine örnektir.
Bazan açık kısım, bazan da koyu kısım zemin
olarak algılanabilir.
Bu algılama türünü işitme açısından da görebiliriz. Bir
ses sanatçısı şarkı söylerken, arka plandaki müzik
zemini oluşturur.
- 54 -
Şekil 4.2. Şekil Zemin ilişkisi
4.2. Algıya Etki Eden Dış Etmenler
Değişik algılamalarda eşya ve varlıkların boşluktaki özellikleri ve bize etki biçimleri dış etmenleri
meydana getirir. Bunlar:
• Yakınlık: Birbirine yakın olan uyaranları, aynı nesnenin parçalarıymış gibi bir örüntü
içinde ve aynı nesnenin parçaları olarak gruplarız.
Şekil 4.3. e soldan baktığımızda yakın parçaları gruplayıp, üç çift çizgi görürüz. En sonda
da fazladan tek bir çizgi algılarız.
• Benzerlik: Aynı büyüklük, şekil ve kalitedeki nesneler
birbirinden farklı olarak değil, bir grup olarak gözlenirler.
Sokakta yürürken bir kalabalığa baktığımızda
bazı özelliklere göre bireyleri gruplarız; cinsel benzerliğe
göre erkek veya dişi gruplararını ayrı algılarız.
Şekil 4.4 teki benzer şekilleri ayrı ayrı gruplarız.
• Tamamlama: Bireyler, görsel dünyada algıladıkları uyaranlarda varolan boşlukları doldurarak
örgütleme ve bu yolla da kopuk parçalar yerine, bütün bir nese algılamaya eğilimlidirler.
Eğer şekil 4.5 .teki geometrik biçimlere bakacak olursak onları daire, üçgen veya yıldız
olarak görürüz.Bu şekiller tamamlanmamış olmalarına rağmen onları tamamlanmış gibi
algılamamız için güçlü bir eğilim vardır. Böylece zihinsel olarak şekilleri kapatıp veya
boşlukları doldururuz. Bu olgu, algılamada tamamlama olarak geçer.
- 55 -
Şekil 4.3. Yakınlık
X X X X X
X 0 0 0 X
X 0 0 0 X
X 0 0 0 X
X X X X X
Şekil 4.4. Benzerlik
• Süreklilik: Algısal alanımızda bulunan ve aynı yönde
giden birimler birbirleriyle ilişkili görünür. Bu algısal eğilimin
adı sürekliliktir. Şekil 4.6 daki noktaları tek tek görmemekte
bunları birbiriyle kesişen doğru çizgiler halinde birbirine
bağlamaktayız. Bir melodi meydana getiren notalar
ayrı ayrı sesler olarak değil, zaman içinde birbirine bağlanmış
sürekli bir melodi olarak algılanır.
5. ALGISAL DEĞİŞMEZLİKLER
Tanıdık bir nesneyi ışık koşulları,
nesnenin konumu ya da bize
uzaklığı ne olursa olsun kalıcı
ve değişmez algılarız.
Bildiğimiz bir nesnenin, ışık koşulları
nasıl olursa olsun değişmez
bir tona sahipmiş gibi görünmesine
parlaklık değişmezliği
denir. Bu nesnenin renginin aynıymış gibi görünmesine renk değişmezliği denir.
Görüş açısı ne kadar olursa olsun nesnenin biçimini değişmeden algılamaya şekil değişmezliği
denir. Şekil 4.7. deki açık kapıya çizgi halinde olmasına rağmen tam bir kapı gibi algılarız.
Bir nesneyi uzaklığına bakılmazsızın aynı büyüklükte görmemize de büyüklük değişmezliği
denir Bir bozuk paraya hangi uzaklıktan bakarsak bakalım aynı büyüklükte algılarız.
- 56 -
Şekil 4.5. Tamamlama Örneği
•
•
•
• • • • • • •
•
•
•
Şekil 4.6. Süreklilik
Şekil 4.7. Algısal Değişmezlik
6. DERİNLİK VE UZAKLIK ALGISI
Algı etkin ve karmaşık bir süreçtir. Algısal süreçler, uyaranların tanınması, örgütlenmesi ve anlam
yüklenmesini içerir. Görsel uyaranları yorumlamak, nesnenin hangi mekanda, nerede olduğunun
anlaşılması yoluyla gerçekleşir. Algılamada çeşitli çevresel özelliklerden ipucu olarak
yararlanabiliriz. İpuçlarını değerlendirirken bazen tek göz yeterli olurken, bazen de iki gözün
kullanılması gerekir.
Algılama için tek gözün yeterli olduğu ipuçlarına monoküler ipuçları, iki gözün kullanılmasını
gerektirenlere ise binoküler ipuçları denmektedir. Şimdi bunları tek tek inceleyelim.
• Monoküler İpuçları: Sanatçılar nesnelerin
uzaklığını ifade eden çok sayıda
monoküler ipuçları kullanırlar. Bir fotoğrafa
baktığımız zaman aslı kadar olmasa
bile üç boyutluluk izlenimi ediniriz.
Derinlik algısında dört çeşit ipucu
görülür. Eğer bir nesne, bir başka nesnenin
önüne geçerek tamamen görülmesini
engelliyorsa, genellikle birinci
nesneye daha yakınmış gibi algılarız.
Farklı büyüklükteki aynı nesneler bir
hizadaysa, küçük olanları uzaktaymış
gibi algılarız. Farklı büyüklükte serpiştirilmiş
daireler, farklı uzaklıkta aynı
büyüklükte küreler olarak görülür.
Bir diğer ipucu ise görsel alanın yüksekliğidir.
Bir düzlem boyunca bakarsak,
uzaktaki nesnelerin görüş alanımızın
daha yukarısında olduğunu görürüz.
Aynı büyüklükteki nesneleri farklı yüksekliğe
yerleştirerek bunların birbirinden
uzakta olduğu izlenimi yaratabiliriz.
- 57 -
Şekil 4.8. Üst Üste Binme
Şekil 4.9. Görece Büyüklük
Şekil 4.10. Alandaki Yükseklik
Kayalık bir çöl ya da dalgalı bir okyanus yüzeyi gibi düz olmayan yüzeylerde bile uzaklıkla
orantılı bir ilişki vardır! Uzaklık arttıkça kum taneleri incelir.
• Binoküler İpuçları: Aralarındaki uzaklık nedeniyle her iki gözün aynı nesneye farklı
açılardan bakıyor olmaları derinlik algısı için önemli bir ipucudur. Yalnızca tek gözle gören
kişiler çift gözle görenlerin görme deneyimlerinin çoğuna sahiptirler. Ancak iki gözle görenler;
aynı anda daha fazla şey görürler.
Derinlik ve uzaklık hissini iki gözün işbirliğini sağladığını göstermek için stereoskop adı verilen
bir araç kullanılır.
Stereoskopik görmede iki göz işbirliği yapar. Böylece daha doğru bir uzaklık ve derinlik
duyumu oluşur. İki gözümüzün arasında belirli bir mesafe olduğundan, sol göze ulaşan görüntü,
sağ gözünküyle tıpatıp aynı değildir; aralarında çok az fark olan bu iki görüntünün,
tek bir görüntü oluşturacak biçimde bir araya gelmesi stereoskopik etkiyi ortaya çıkarır.