artık ne yazmak içimi dökmemeyi sağlıyor ne de ağlamak...
fakat gönül isterdi hep, derdini anlatmak..
ama keder istemeyeceğin kadar yüklü ıstıraplar hesabına
kimsecikler yok kendimi kapattığım karanlık zindanda...
gözlerimi yumduğumda gördüğüm sadece yalan
sen de gel, bu dünyanın sahtelik ipine dolan!
ararken eski dostlukları gece yarısı, soluk bir mumun ışığında sokaklarda;
bak da gör halimi, nasıl da duman...
arkamda bıraktıklarıma karşı duyduğum hasret mi, nefret mi bilmem!
hiçbir kalbe kendi sözümü geçiremem...
ellerimi cebimden çıkarmaya korkarken gecenin ayazında,
yine hayatın elini bırakmayı istemem,
her ne kadar o beni çoktan bırakmış olsada...!