Arama

Şiir Nehri -2- [Arşiv] - Tek Mesaj #7550

ARMONİ - avatarı
ARMONİ
Ziyaretçi
26 Nisan 2009       Mesaj #7550
ARMONİ - avatarı
Ziyaretçi
göçmen kuşun vedası
I.

aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık

şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık



zamanın kollarında büyüyemeyen sürgün

göçmen kuş / ayrılığın hasretime dökülür

yandıkça ve yağdıkça gözüm puslu / kalb üzgün



deniz kırlangıcımsın anıların bendedir

bir sonbahar çiçeği gibi soldurma beni

göçebeyim göçmen kuş / benim dünyam sendedir



yalnızlık yola çıkıp sevdaya yandığında

hasretine susamış bir yâr gibi beklerim

kelebek dolu ruhum adını andığında

seyyahını özlemiş diyar gibi beklerim

sahrama yaprak döken hazan olma göçmen kuş



bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi

güneşi bulamadım yakamoz ağlarında

yanına al da ısıt titreyen sözlerimi

kanat çırp sırrımızın handesiz dağlarında

bir gece ayışığı ıslattı gözlerimi



II.

şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin

gezgin benim içimde / ben içinde gezginin



gök / yüzümün sancısı kanayan yara mısın

duydum aşka inleyen nağmesini ömrümün

sen ıssız sefineden görünen kara mısın



sensizliğin göğünde sessizliği yaşadım

uzun lafın aşkıyım ve biten aşkın lafı

dokunmayın ağlarım yas tutuyor kanadım



hangi bir özlem böyle seni delice bekler

gözesine dilenen pınar gibi beklerim

bu güneşi ağlatan gelmeyişinmiş meğer

izlerinin çölünde yanar gibi beklerim

ardınsıra sevgime zindan olma göçmen kuş



sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak

ardında varlığımı serseri eden yollar

bulduğum her işaret ya dönemeç ya tuzak

uçurumuna vardı uzayıp giden yollar

sana ben kadar yakın / bana sen kadar uzak



III.

derviş olsam da gece sana yıldız toplasam

aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam



denize kırağılar düşmemişti ki henüz

göçtün gittin sürüne yavru kırlangıç gibi

kaç bahar sonra düşer can evime yönünüz



yaz güneşi girince evine bir baharın

binbir aşk masalında bulur muyum ben seni

doğar mı hiçbir daha kanatlarında yarın



acıları saklayan ayrılıklara küstüm

çiçekleri büyüyen bahar gibi beklerim

gittikçe boğsa beni hançeremde bir düğüm

yolunu kâh gülerek kâh ar gibi beklerim

dakika yudumlayan zaman olma göçmen kuş



bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye

ben seni sonbaharda serzenişle tanırım

susmak bilmez bir ağıt kaldı senden geriye

ay diyorum sadece dilimde ismin yarım

bebeler göçmen kuşu dinliyor masal diye



IV.

hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü

açtı da karanfilim ellerinde üşüdü



dökülen her sağnağın rafından düştü melâl

kanadın çalılara takıldı göçmen kuşum

hüzünbaz gençliğimi bulmuş yine hoşça kal



zambaklar üşüse de kırağı yine yakar

azade leyl-ü nehar iğreti yazgısında

boyun bükmüş mateme ayrılığında bahar



göçebeyim göçmen kuş göçebesin göçebe

gölgeni yıllar yılı nigâr gibi beklerim

zihnim en cüretkar sitemlerine gebe

buluta pusu kuran rüzgar gibi beklerim

hayallerimi alıp kaçan olma göçmen kuş



düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor

tavan aralarında kayboluyor sevincim

ellerimde bir kızın avuçları üşüyor

ayrılık çıkmazında çırpınıyor bilincim

düşümde bir kelebek bataklığa düşüyor



V.

içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın

ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın



meçhule giden aşkı beklese de limanım

sen kıyı hilalinde fenerin yıldızısın

yosun tutarken taka'm can çekişir zamanım



hayat seninle başlar seninle biter madem

rüzgar inmiş kıyıma köpük vurma ey deniz

göçmen kuşun vedası derdi eylüle dedem



vefa sana her sözüm feveranım ve yâdım

izbesine dövünen vakar gibi beklerim

susturulmaz bir dille duyulmazsa feryadım

şiir olup kalbine akar gibi beklerim

yine aşk dergahımda viran olma göçmen kuş



ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü

davetimi taşırken yanık uçlu papirüs

beni sevgin ağlattı / seni sevgim göçürdü

hazin bir göç zamanı çöller aşka niye küs

ayrılığın öyküsü hicret kadar özgürdü



VI.

sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür

resmini taşısa da dağında öldü ömür



yüreğine açılan penceremde bir sancı

özgürlük mü istiyor ölüme mi koşuyor

ah yutkunamıyorum hançeremde bir acı



hangi bir ayılığın kapısından girmişim

üç beş satır yeter mi her aşkı söndürmeye

elveda türküsüyle dokunmazken ibrişim



sahici duygularım tükense yavaş yavaş

umudu kamçılanan ısrar gibi beklerim

yine yalnızlığımı etme bana arkadaş

yıllardır dönülmeyen karar gibi beklerim

içimdeki dünyaya nâdân olma göçmen kuş



kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı

yanarım da derdimi kimseye söyleyemem

yaşamın diğer adı ayrı düşmek aşkı mı

veda vurma kıyıma hüznümü gizleyemem

kim anlar kim anlatır sana benim aşkımı



VII.

ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın

gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın



elimden düştü kalem sırrı ifşada kağıt

çifte minarelerde çifte hüzün saklıymış

dağa çöküyor gibi kondu bağrıma ağıt



neden ey yedi iklim yaz sonu üşür yüzün

yorgun bir yürek gibi uçuşurken kuşların

dolaştı dolaştı da eylülle geldi hüzün



gözlerimden uçtuğun ayrılıkla süslenip

bir martı çığlığında koşar gibi beklerim

kanat sesini çalan kaldırımda tükenip

yaşamak hevesiyle yaşar gibi beklerim

nerdesin bilmiyorum yaban olma göçmen kuş



çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım

bana aşk kevserinden gülüşlerimi verin

gözlerimdeki ferin kanayan yaşamıyım

dualarım umudum gökyüzü kadar derin

çıkmaz sokaklarımın en gezgin adamıyım



VIII.

bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında

adresini bulayım her gülün yaprağında



aşk seninde kapını bir gün çalacak desen

mısralarda aşkın var cümlelerde hayatın

kalbimde bir elveda / bir yanardağ gibi sen



kaç seveni ağlar ki ardından sevgilinin

mevsimler yas tutmayı hediye etti bana

gözyaşı çiselendi melül mahzun nazenin



bir ebem kuşağıyla süsleyeceksen beni

yağmuruna susayan gülzar gibi beklerim

gizemli bir elveda alsa elimden seni

ölüsünü gözleyen mezar gibi beklerim

masmavi gökyüzüme duman olma göçmen kuş



güneşlerim silindi yangınlardan dönerken

yetişemedim göçmen yetişemedim sana

göçüyorken ışıyan gözlerden erken erken

ağlayık yüreğimden yalnızlık kaldı bana

güneşlerim silindi yangınlardan dönerken



IX.

sana yazılan şiir hep sana okunuyor

bana sadece senin gidişin dokunuyor



adına ne demeli yarıda kalan düşün

dallar aşkın kalbine güzden yuva yapınca

göçmen kuş vedasını sevdalara not düşün



ah eylülün çiçeği seni arayacağım

hasret kalırsam eğer sevincinin yüzüne

eylülde gittin dite susup ağlayacağım



ben aşka düşen şair / dönüp dolaşıp yine

şu gönlümü bin kere dağlar gibi beklerim

sabrın en güzelinden güller sunup sevgine

sevdiğini kaybedip ağlar gibi beklerim

sen gelmeyi isteyip bîcan olma göçmen kuş



doğmayacak günlerin korkusunda bul beni

yüzümde figanımın yankıları olmasın

bitmeyen gecelerin uykusunda bul beni

düşümden arda kalan gündüzümde solmasın

doğmayacak günlerin korkusunda bul beni



X.

aşka doğunca veda boğar aşkı hıçkırık

şiir muztarip kalır kalemim aşka kırık



şebnem yutan şûlede heybesiyim ezginin

gezgin benim içimde / ben içinde gezginin



derviş olsam da gece sana yıldız toplasam

aşkın semaverinden sevdanı yudumlasam



hüzün lekelerimden bir baldıran büyüdü

açtı da karanfilim ellerinde üşüdü



içimde mısra mısra büyüyen bir dünyasın

ne açılan bir kapı ne varılmaz hülyasın



sensiz geçen zamanın kapısında bir mühür

resmini taşısa da dağında öldü ömür



ayrılık çiçeğinde damla damla vedasın

gözyaşı düğünümde ne garip bir edasın



bağrım yangın büyütsün bir umut toprağında

adresini bulayım her gülün yaprağında



sana yazılan şiir hep sana okunuyor

bana sadece senin gidişin dokunuyor


mehmet şamil baş
Son düzenleyen ahmed; 28 Nisan 2009 10:17