Arama

Mercek ve Aynalar - Tek Mesaj #2

ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
28 Nisan 2009       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Mercek
MsXLabs.org & Temel Britannica

Cisimlerin görüntüsünü oluştur­makta kullanılan, özel olarak biçimlendirilmiş cam ya da başka saydam madde parçalarına mercek denir. Optik aygıtların pek çoğunda, örneğin fotoğraf makinesi, teleskop, büyüteç ve gözlükte mercek kullanılır. Gözün kendi­sinde de doğal bir mercek sistemi bulunur.

Mercek Nasıl Çalışır?
Işık, uzayda ya da havada düz bir çizgi üzerinde yol alır. Bunu anlayabilmek için ortası delinmiş iki kart alın ve kartları gözü­nüzle elektrik ampulü arasında tutun. Ampu­lü görebilmeniz için, ampul ile her iki karttaki deliklerin aynı hizada, yani düz bir çizgi üzerinde bulunması gerekir. Işık, berrak suda ya da camda da doğrusal olarak yol alır. Ama eğer, bir saydam maddeden bir başka saydam maddeye (örneğin, havadan suya ya da sudan havaya) geçerse kırılır, yani doğrultusunu değiştirir; ışık yeni maddenin yüzeyine tam dik açıyla (90°) gelmediği sürece bu kırılma olayı her zaman gerçekleşir.
Işık, suda olduğu gibi camda da kırılmaya uğrar. Havadan cama geçtiğinde kırılır, cam­dan havaya geçtiğinde gene kırılır. Ama camın iki yüzeyi pencere camındaki gibi birbirine paralel değilse, ışığın cama giriş doğrultusu ile çıkış doğrultusu aynı olmaz. Bu doğrultu değişikliklerinin nedeni ışığın camda ya da suda havadaki kadar hızlı yol alamama­sıdır.
Üçgen biçimli cam bloklarına prizma denir. Işık, pencere camından geçerken nasıl kınlı­yorsa, prizmanın içinden geçerken de öyle kınlmaya uğrar. Eğer iki prizma, tabanların­dan birleştirilirse, Güneş'ten ya da bir lamba­dan gelen ışık ışınlan, bu prizmalardan geç­tikten sonra bir araya toplanır; ışık ışınlarının bir araya toplanması olayına yakınsama denir. Ama eğer prizmalar tabanlanndan değil de tepe noktalanndan uç uca birleştiri­lirse tam tersi bir etki elde edilir, yani ışık ışınları prizmalardan geçtikten sonra bu kez birbirinden aynlarak dışan doğru yayılır; ışık ışınlarının bu birbirinden uzaklaşması olayına da ıraksama denir. İşte bu birinci prizma düzeni (taban tabana birleşme) dışbükey mer­ceklerin, ikinci prizma düzeni ise (uç uca birleşme) içbükey ya da ıraksak merceklerin temelini oluşturur. Ama uygulamada mercek­ler, prizmada olduğu gibi köşeli değil, genel­likle eğri yüzeyli olarak yapılır. Dışbükey mercekler "dışa" doğru, içbükey mercekler ise "içe" doğru kavislidir. Eğer merceğin bir yüzü düz, öteki yüzü kavisli ise, bu ya bir düzlem-dışbükey ya da düzlem-içbükey mer­cektir.
Günlük yaşamdan bildiğimiz büyüteç, bir dışbükey, yani yakınsak mercektir. Büyüteç, güneş ışınları mercek yüzeyine dik gelecek biçimde Güneş'e tutulursa, ışınlar elin ya da kâğıdın üzerinde küçük bir noktada toplana­bilir. Böylece, Güneş'in hem ışığı, hem de ısısı küçük bir alan üzerinde yoğunlaştığın­dan, bu alan çok parlak ve sıcak olur. Eskiden ateş yakmak için bu tür cam parçalarından yararlanılırdı. Şişe kırığı ya da benzeri eğri bir cam parçası da böyle bir mercek işlevi görebi­lir ve bir rastlantı sonucu, örneğin bir orman yangının çıkmasına neden olabilir.
Eğer pencereden gelen ışığa bir büyüteç tutulur ve büyütecin ardına beyaz bir kart konursa, kart ile mercek arasındaki uzaklık doğru olarak ayarlandığında kartın üzerinde pencerenin baş aşağı duran küçük bir görün­tüsü oluşur. Mercek ile kart arasındaki uzaklı­ğa merceğin odak uzaklığı denir. Ama bu mercekten uzaktaki cisimler için geçerlidir; oysa yakın cisimler için görüntü uzaklığı odak uzaklığına eşit değildir. Odak uzaklığı ne kadar küçükse, merceğin büyütme gücü de o kadar büyük olur. Eğer kart mercekten çok uzakta ya da ona çok yakın tutulursa, pence­renin görüntüsü bulanık olur. Kart ile mercek arasındaki uzaklığı net bir görüntü ya da resim elde edebilecek biçimde ayarlamaya odaklama denir.

Merceklerin Kullanıldığı Yerler
Dışbükey mercekler fotoğraf makinelerinde kullanılır. Fotoğraf makinesinde, merceğin hemen arkasında bir fotoğraf filmi bulunur. Fotoğraf makinesinin boyutları ve film ile mercek arasındaki uzaklık göz önünde tutula­cak olursa, fotoğrafı çekilecek görüntünün makineye oldukça uzak olduğu kavranabilir.
İşte mercek bu uzaktaki cisimlerden, insan­lardan ya da manzaradan gelen ışık ışınlarını toplayarak ardındaki film üzerinde odaklar ve burada görüntünün baş aşağı, yani ters bir resmini oluşturur. Refleks tipi makinelerde, birincisinin aynısı ikinci bir mercek daha bulunur; bu mercek, aynı görüntüyü arkadaki bir cam ekranın üzerine düşürerek fotoğrafçı­nın odaklama ayarını iyi yapabilmesini ve çekeceği resmi tam olarak görebilmesini sağlar.
Zoom objektifli makinelerde ise, odak uzaklı­ğının değişmesini sağlayan ayrı bir mercek siste­mi bulunur.
Sinema filmi göstericilerinde ya da slayt makinelerinde parlak biçimde aydınlatılmış filmden gelen ışık ışınlarını büyük bir ekranın üzerine düşürmeye yarayan dışbükey mercek­ler kullanılır. Film yalnızca 35 mm genişliğindedir, ama ekran üzerine düşürülen görüntü­nün genişliği metrelerce olabilir.

Gözdeki Mercekler
Gözde de, görüntüyü oluşturan bir dışbükey mercek sistemi vardır. Öndeki kavisli, say­dam katman (kornea) ile ardındaki suyumsu sıvı bir sıvı mercek oluşturur; gözbebeğinden göze giren ışık, ilk aşamada bu mercek tarafından odak­lanır. Sonra ışık, gözbebeğinin ardında yer alan, içteki dışbükey göz merceğinden geçer. Bakılmakta olan cismin görüntüsünün odak­lama ayarının yapılabilmesi için, küçük kaslar göz merceğinin eğriliğini ve biçimini değiştire­bilir. Görüntü, gözün arkasında, ağtabaka denen ışığa duyarlı bir alanın üzerinde oluşur. Mercek sistemi dışbükey olduğundan görüntü baş aşağı gelmiş durumdadır; görüntüyü doğ­ru konuma getiren beyindir.

Merceğin Oluşturduğu Görüntü

mercek


Elinize dışbükey, yani yakınsak bir mercek alın ve merceği bir cisme iyice yaklaştırın; öyle ki, mercek ile cisim arasındaki uzaklık, merceğin odak uzaklığından daha küçük ol­sun. Bu durumda cismi doğal konumunda, ama büyütülmüş olarak göreceksiniz. Daha sonra merceğin ardına, yani sizin baktığınız tarafına bir kart koyun; bu durumda, kartın üzerinde cismin görüntüsünün oluşmadığını fark edeceksiniz (oysa pencereye tutulan mer­cek örneğinde görüntü oluşmuştu). Kart, film ya da ekran üzerine düşürülebilen görüntüle­re "gerçek" görüntü denir. Bu tür yüzeylerin üzerinde oluşturulamayan görüntülere de "sa­nal" görüntü ya da eski adıyla "zahiri" görün­tü denir. Sanal görüntüler ancak merceğin içinden bakılarak görülebilir.
Bir büyüteç ya da oyuncak bir teleskopla bakarken, gözlenen cismin çevresinde genel­likle renkli saçakların oluştuğunu görürsünüz. Bunun nedeni farklı renklerdeki ışık ışınları­nın mercekten geçerken farklı açılarla kırılmasıdır. Örneğin, mavi ışık ışınları kırmızı ışık ışınlarından daha büyük bir açıyla kırılmaya uğrar. Beyaz ışık, gökkuşağındaki bü­tün renklerin karışımından oluştuğu için, görüntünün çevresinde bir gökku­şağı saçağı oluşur. Bu saçağı gidermek için mercek, her biri ayrı tür camdan yapılmış iki katman halinde hazırlanır. Bu tip merceklere bileşik mercek denir. Bunların üretimi olduk­ça zor ve masraflıdır; kaliteli fotoğraf makine­lerinin ve dürbünlerin pahalı olmasının nede­ni de budur.

Merceklerin Yapımı ve Tarihi
Mercekler, cam bloklarının karborundum (si­lisyum karbür) ya da korindon (alüminyum oksit) gibi aşındırıcı bir tozla zımparalanma­sından sonra, demir oksitli bir cila macunuyla perdahlanması (parlatılması) yoluyla hazırla­nır. Bu işlemlerden bazıları makineyle ger­çekleştirilir, ama gene de mercek yapım süreci yavaş ve pahalıdır; son perdah işlemi ve merceğin sınanması büyük hüner ister. Günümüzde, gözlük camı, kontak lens ve büyüteç yapımında plastiklerden de yararlanılır; bu tür gözlük camlarına piyasada "organik" cam denir.
Eski Yunanlılar ve Romalılar, güneş ışınla­rını odaklayarak ateş yakmak için bazen içi su dolu cam kaplardan yararlanırlardı. Gözlük ve büyüteç 1300'den önce; teleskop 1608'de icat edildi. Topluiğne başı büyüklüğündeki merceklerden, 1 metre çapın­daki merceklere kadar çok değişik boyutlarda mercekler yapılabilir. ABD'de, Wisconsin'deki Yerkes Gözlemevi'nde bulunan büyük telesko­pun objektif büyüklüğü 1 metredir.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!