Arama

Mülteci Nedir? - Tek Mesaj #2

ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
28 Nisan 2009       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Mülteci
MsXLabs.org & Temel Britannica

Mülteci, siyasal, dinsel ya da etnik baskılar yüzünden ülkesini kendi isteği dışında terk etmek zorunda kalan ve yurttaşı olduğu dev­letin artık koruması altında olmayan kişidir. Mülteciler bulundukları ülkede de, o ülke yurttaşlarına tanınan birçok haktan yararla­namazlar. Göçmenler de bir ülkeden kalka­rak başka bir ülkeye yerleşen insanlardır.
Ama çoğu, baskı sonucu değil kendi isteğiyle göç ettiği için her göçmen mülteci sayılmaz.
Tarihte, dinleri ya da etnik kökenleri yü­zünden göç etmek zorunda bırakılmış birçok insan ya da topluluk vardır. Örneğin, 15. yüzyılın sonlarında engizisyon döneminde 300 bin Yahudi, İspanya'dan çıkarıldı. Bunlardan bazıları yollarda öldü. Büyük çoğunluğu Os­manlı Devleti'ne sığındı. Yunanistan'a, Avru­pa ve Asya'daki Osmanlı topraklarına ve Filistin'e yerleşmelerine izin verildi. İspanya' dan ayrılanlardan bir bölümü de Hollanda ve İngiltere'ye sığınarak mülteci oldu. 1685'ten sonra Kral XIV. Louis Fransa'da Protestanlık'ı yasaklayınca Huguenotlar ya da Fransız Protestanları, İngiltere, Almanya ve Hollan­da'ya sığındı.
Mültecilik sorunu, daha çok devlet sınırla­rının belirginleştiği 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. Çağımızda, mültecilerin çoğu ülkesini siyasal nedenlerle terk etmektedir. 1917 Ekim Devrimi'nden sonra SSCB'yi terk eden 1 milyonu aşkın kişi dünyanın çeşitli yörelerine dağıldı. 1936-39 İspanya İç Savaşı' nın ardından İspanya'dan kaçan Cumhuriyet­çiler Fransa'ya ve SSCB'ye sığındı. Almanya' da Yahudiler'i ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi yok etmeye çalışan- Nazi yönetimi döneminde binlerce kişi Almanya ve Avus­turya'yı terk etti. Daha sonraları 1950-53 ara­sında Kore Savaşı sırasında ve 1956-57'de Ma­caristan'da yönetime karşı olan birçok kişi ba­tıdaki ülkelere mülteci olarak sığındı. Viet­nam, Laos, Tayland ve Kampuçya'da önce Fransa, hemen arkasından ABD ile sürdürü­len çatışmalar on binlerce insanın yerlerini, yurtlarını terk ederek başka ülkelere sığınma­larına yol açtı.
Tarihteki en büyük mülteci hareketlerinin bazıları ise ülkelerin bölünmesi sonunda orta­ya çıktı. 1947'de Hindistan, Hindistan ve Pakistan olarak iki bağımsız ülkeye ayrılınca Batı Pakistan'da yaşayan 5 milyonu aşkın Hindu ve Sih Hindistan'a, hemen hemen aynı sayıda Müslüman da Hindistan'dan Pakis­tan'a geçti. 1948'de Filistin'in bölünmesi ve İsrail Devleti'nin kurulması, Filistinliler'in kitleler halinde ülkelerini terk ederek mülteci olmaları sonucunu doğurdu.
1950'lerden sonra, Afrika'da bağımsız dev­letlerin ortaya çıkışıyla, ülke sınırları da belirginleşti. Bu nedenle, kabileler arası çatış­malar ya da savaşlar sonucu yurtlarını terk etmek zorunda kalan binlerce Afrikalı başka ülkelerde mülteci olarak yaşamaya başladı. 1980'de Afrika'daki mülteci sayısı 4 milyonu bulmuştu.
1973'te askeri darbeyle Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'yi deviren General Augusto Pinochet'nin yönetimi sırasında yurtdışına ka­çan binlerce Şilili mülteci başka ülkelere sığındı. 1971 ve 1980 askeri müdahalelerinden sonra Türkiye'yi terk eden mülteciler çeşitli Avrupa ülkelerine yerleştiler. 1975'te Viet­nam'ın Kampuçya'yı işgalinden sonra başla­yan iç savaş döneminde binlerce Kampuçyalı kitleler halinde Tayland'a sığındı ya da küçük teknelerle denize açılarak başka ülkelere ulaşmaya çalıştı.
1980'lerde görülen büyük mülteci hareket­lerinden biri de, Afganistan'da yaşandı. SSCB askerlerinin Afganistan'a girmesinin ardından 2 milyon Afganlı, Pakistan'a geçti. Ayrıca, Irak'ta başlatılan soykırım binlerce Kürt'ün İran ve Türkiye'ye mülteci olarak sığınmasına yol açtı. 1989'da Bulgaristan'da yaşayan Türk kökenlilerin adlarının değiştiril­mesini protesto ederek kalabalık gruplar ha­linde Türkiye'ye gelmesi de son yıllarda görülen önemli mülteci hareketlerindendir.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya­da Filistinli mülteciler dışında, kayıtlı yaklaşık 10.312.000 (1982) mülteci bulunmaktadır. Ayrıca, gene kayıtlı 1.900.000 (1981) Filistinli mülteci de çeşitli Ortadoğu ülkelerinde yaşa­maktadır.
Mültecilerle ilgili hemen her sorun birden çok ulusu ilgilendirir. Bu nedenle, mültecilere yardımcı olmak ve sığındıkları ülkelere uyum sağlamalarını kolaylaştırmak için uluslararası örgütler gerekmiştir. 1921'de, Milletler Cemi­yeti, Norveçli kâşif ve devlet adamı Dr. Fridtjof Nansen'i mülteciler komisyonu baş­kanlığına atadı. Oluş­turulan Milletler Cemiyeti Pasaportu (Nansen Pasaportu) ile mülteciler uluslararası yolculuk yapma olanağına kavuştu. II. Dünya Savaşı' nın ardından 1951'de kurulan Birleşmiş Mil­letler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) görev kapsamına "ırkı, dini, uyru­ğu ya da siyasal düşünceleri nedeniyle" yurt­taşı olduğu ülkede barınamayan kişiler girer. UNHCR, mültecilere yerleştikleri ülkenin yurttaşlığına kabul edilmelerine kadar geçen sürede siyasal ve yasal koruma sağlar. Mülte­cilerin yerleştiği ülkelerin hükümetleriyle iliş­kiye girerek, çalışma ve eğitim olanakların­dan yararlanma, kimlik ve yolculuk belgeleri alma, mahkemeye başvurabilme gibi mülteci haklarını savunur. Ortadoğu'daki Filistinli mültecilerle, UNHCR'nin dışında, Birleşmiş Milletler'e bağlı özel bir mülteci yardım kuru­luşu ilgilenmektedir. Birleşmiş Milletler Ya­kındoğu Filistin Mültecilerine Yardım İdaresi (UNRWA), 1949'da İsrail Devleti'nin kuru­luşundan sonra, yurtsuz kalan Filistinli mülte­cilere yardım amacıyla oluşturulmuştur. UNRWA, açtığı kamplarda ya da kamp dışında yaşayan Filistinli mültecilere, okullar ve sağlık klinikleri açar, meslek eğitimi verir, yiyecek ve giyecek yardımı yapar.
Günümüzde, uluslararası yardım örgütleri­nin dışında, mültecilerin daha insanca yaşama olanaklarına sahip olabilmeleri için çalışan yerel ve gönüllü örgütler de vardır.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!