Arama

Paul Cézanne - Tek Mesaj #4

ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
21 Mayıs 2009       Mesaj #4
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Paul CEZANNE (1839-1906)
MsXLabs.org & Temel Britannica

Ad:  Paul_Cezanne_Portrait.jpg
Gösterim: 908
Boyut:  110.0 KB

Çağdaş res­min en büyük ustalarından biri olan Paul Cezanne, Aix-en-Provence'da, zengin bir bankerin oğlu olarak doğdu. 1858'de, banker olmasını isteyen babasının baskısıyla Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ama iki yıl sonra annesi­nin desteğiyle, resim öğrenimi görmek üzere Paris'e gitti. Orada Delacroix, Rubens ve Tintoretto gibi ustaların yapıtlarını inceledi. Sanatçının o dönemde yaptığı resimlere ege­men olan koyu renkler ve güçlü fırça darbele­ri klasik geleneğin etkilerini yansıtıyordu. Başlangıçta Cezanne'ın alışılmamış üslubunu anlamakta güçlük çeken izleyiciler ve sanat eleştirmenleri onun resimleriyle alay ettiler. Ama o, uğradığı ağır eleştiri ve suçlamalara karşın, resimlerini bildiği gibi yapmayı sür­dürdü.
Cezanne 1872'de İzlenimci Akım'ın öncü­lerinden Camille Pissarro ile tanıştı (bak. İzlenimcilik). Pissarro, Cezanne'a doğaya da­ha yakından bakmayı, ışığın ve rengin incelik­lerini öğretti. O dönemde doğayı ve nesneleri izlenimci bir anlaşıyla tuvale geçiren Cezan­ne Avrupa resim sanatını önemli ölçüde etkileyecek olan yapıtlar verdi. Resimlerinde­ki yalınlık, kullandığı renklerin yoğunluğu ve kompozisyona verdiği önem resmini yaptığı nesnelerin temelini oluşturan yapıyı öne çı­kardı. Tarlalar, yollar, köy evleri gibi manza­ra öğelerini kendine özgü bir üslupla, fotoğ­raf kopyacılığına kaçmadan, kendisinde uya­nan duyguları yansıtacak biçimde yapmanın yollarını aradı. Cezanne özgün üslubunu yaşamının sonuna kadar yaptığı tüm resimle­rinde korudu.
1878'de yaşamının geri kalan bölümünü geçirdiği Aix-en-Provence'a dönen sanatçı belirli aralıklarla Paris'e gitmeyi sürdürdü. Cezanne o dönemde perspektifi, yani resimle­rindeki görsel derinliği yalnız renkle vermeye başladı. Portre, natürmort (ölüdoğa) ve pey­zajlarını (manzara resmi) canlı bir renk uyu­mu ve yalın bir gerçekçilikle betimledi. 1895'te ilk kişisel sergisini açtığında, resimleri genç sanatçılar ile bazı sanatseverlerin dışın­da halkın ilgisini çekmedi. Ama Cezanne yapıtlarıyla 20. yüzyılın birçok sanatçısını etkiledi. Kompozisyondaki ustalığı ve kullan­dığı renklerin yoğunluğu resimde anıtsal görüntüler yaratmasını sağladı. Yaşamının sonuna doğru yapıtları aranmaya ve ilgi topla­maya başladı. 1906 sonbaharında kırlarda çalışırken soğuk aldı, hastalanarak birkaç gün içinde öldü. Bir yıl sonra Paris'te açılan sergisi büyük ilgi gördü.
Yıkananlar (Philadelphia Sanat Müzesi), Kendi Portresi (Ulusal Galeri, Londra), Se­petli Ölüdoğa (Musee d'Orsay Paris), İskam­bil Oynayanlar (Louvre Müzesi, Paris), Kır­mızı Yelekli Delikanlı (Mellon Koleksiyonu, ABD) sanatçının en önemli yapıtlarıdır.
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!