Arama


ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
22 Haziran 2009       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
İran Edebiyatı
MsXLabs.org & Temel Britannica

İran Edebiyatı, İranlılar'ın konuştuğu dil olan Farsça ile oluşan edebiyattır. İran edebi­yatı Farsça'nın tarihsel gelişimine bağlı olarak bazı özellikler gösterir (bak. Farsça). Eski Farsça döneminden (İÖ 9.-4. yüzyıl­lar) herhangi bir edebiyat örneği günümüze ulaşmamıştır. Ama eldeki yazıtlardan gelişkin bir edebiyat dilinin var olduğu anlaşılmakta­dır. Orta Farsça döneminden (İÖ 4.-İS 7. yüzyıllar) kalan en önemli yapıt ise Zerdüşt-ler'in kutsal kitabı olan Avesta'du. Ayrıca bu dönemden kalma Mani dininin kutsal metin­leri vardır. Sasaniler döneminde (İS 2.-7. yüzyıllar) yazılmış olmakla birlikte ancak 9. yüzyılda yazıya geçirilebilen Hudayname de İran mitolojisini yansıtan önemli bir yapıttır.
7. yüzyılda İslam dininin İran'da hızla yayılması dil ve edebiyat üzerinde de büyük etkiler yaptı. Zerdüşt dini ile birlikte Orta Farsça da yavaş yavaş unutuldu, yerini hızla yeni dinin kutsal kitabının dili olan Arapça aldı. Bunun sonucu olarak 9. yüzyıl başlarına kadar Farsça yazılmış herhangi bir edebiyat ürününe rastlanmaz. Bu yüzyılda Arap ege­menliğinin zayıflaması, yerel hanedanların ortaya çıkması yeni bir edebiyatın doğuşuna ortam hazırladı. Bu hanedanların en önemli­leri Samaniler (819–1005) ve Saffariler'dir (867–1495). Samani ve Saffari hükümdarları Farsça yazan şairleri, yazarları koruyarak Arapça'nın egemenliğini büyük ölçüde kır­mışlardır. Gazneliler dönemi (963–1186) de İran edebiyatı için gelişme ortamı yarattı. İranlılar'ın büyük destanı Şehname'mn yazarı Firdevsi bu dönemde yetişti. Büyük Selçuklu­lar da İran edebiyatının gelişmesine hizmet ettiler. Bu dönemde şiirin yanı sıra düzyazı alanında da önemli atılımlar gerçekleşti. Ömer Hayyam, Hakani, Enveri, Genceli Nizami bu dönemin en ünlü şairleridir. Düzyazıda da Ömer Raduyani, Abdullah Ensari, Nizamülmülk, Ferideddin Attar, Nizami Aruzi önemli yapıtlar vermişlerdir.
13. yüzyılda İran'ın Moğol istilasına uğra­ması edebiyatta bir duraklamaya yol açtı. Ama zamanla Moğollar İran kültürüyle kay­naştılar. Dünyaca ünlü Bostan ve Gülistan kitaplarının yazarı Sadi bu dönemde yetişti. Nasıreddin Tusi, Cüveyni, Reşideddin gibi bilginler Moğol (İlhanlı) sarayında görev ala­rak şairleri, yazarları korudu, kendileri de önemli yapıtlar verdiler. Moğollar'ı izleyen Celayirliler ve Timurlular döneminde İran edebiyatı gelişmesini sürdürdü. Hacuy-i Kir-mani, Selman-ı Saveci, Ubeyd Zakânî ve İran edebiyatının en büyük klasik şairi kabul edilen Hafız bu dönemde yetişti.
16. yüzyılın başında Safeviler'in başa geç­meleri ve Şiilik'i resmi mezhep yapmaları edebiyatın kısırlaşmasına yol açtı. Şiir ve düzyazı geriledi. Ama gene de bu dönemde Muhteşem Kâşâni, Örfi, Saib Tebrizi gibi büyük şairler yetişti. 16. yüzyılda Farsça'nın Hindistan'da da yaygınlık kazanmasıyla bura­da da zengin bir edebiyat doğdu.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti gibi İran da kapılarını batıya açınca bunun edebiyatta da etkileri görüldü. Batı edebiyatının roman, öykü gibi türleri tanınmaya başlandı. Şiir ve düzyazı dili yalınlaştı. Edebiyatın biçimi ve içeriği değişti. Giderek batı edebiyatındaki akımlar İran edebiyatında da varlığını duyur­du. Bu oluşum 20. yüzyılda da hızlanarak sürdü.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!