bir sandala binmiş gidiyorum...
Sevda limanına sürükleniyorum...!! rüzgar ne tarafa taşır bu sevdayı bilemiyorum... daha önce hep tersten esen rüzgar bu kez bendan yana döner mi diye düşününce verdim kararımı ne zaman benden yana olmuştu ki talih... ne zaman kazanmıştı ki benim sevdam... hep karanlığın içine sürüklendim ben... şimdi mi çıkacak yolum aydınlıklara... umut etmek belkide tek erdemim... ama ben umutlarımı çok önce tükettim.düşünüyorum bir gün karşına çıkarsan..zor gelirdi içimdeki sana seni anlatmak.beni bulamıyorum çünkü içinde hiç bir seferinde... hep bir köşesinden katmak istiyorum hayatımı hayatına... bir yerinden müdahil olmak istiyorum sevda için verdiğin kavgana... iliştirmeye çalışıyorum sevdamı sevdanın içine... başaramıyorum... tutunmaya çalışıyorum hayata bi ucundan... sen olsanda olmasanda yaparım diyorum... belki bu umutsuzluk gibi gelebilir... umutların tükendiği yerden çıktım ben zaten yola...böyle zamanlarda süt liman oluyor deniz...ne bulunduğum yerden kopuyorum ne sana doğru gelebiliyorum... oysa ne hayallerim var benim... kavgan kavgam olsun... sevdan sevdam olsun... ben sen olayım bi yerinde hayatın... senin hayatın benle dolsun... duyanlar ne büyük aşk diyorlar ya bendeki için... bense bunun umutsuzluğunda yaşama tutunuyorum... belki diyorum bir gün... belki bir yerlerde... bir fırtına sorası sığınacağım limanımda olacaksın.yeniden canlandırıyorum hayallerimi... kavgan kavgam olacak... sevdan sevdam olacak... ben sen olacağım... sen hayatıma dolacaksın... bir gün bir yerlerde olacak biliyorum... şimdi o limana doğru sürükleniyorum...
''Yalnızca bir türlü aşk vardır ama görüntüleri binlerce türlüdür'' der bir bilge. Üç çeşidini söyleyelim biz:
Aşk beşerîdir; şakayla başlar sorumluluk getirir. Gözden gider gönülde yaşar. Surete meyledenler ziyandadır.
Aşk platoniktir; sohbetle başlar zahmet getirir. Zihinden girer gönülde yaşar. Sîretini süslemeyenler yol şaşırır.
Aşk ilahîdir; imanla başlar vahdete götürür. Gönülde doğar gönülde yaşar. Sırrı saklamayanlar başını verir.
Gönül ki Allah'ın evidir aşkın her çeşidine itibar eder. Bütün milimetrekarelerinde aynı sevgili olmayan bir gönül aşkı bilir mi acep?! Bir kuru yakınlaşmayı ilgiyi aşk sanarak yaşanılan ömür adına vaveylâ ve va esefâ!... Bir Cemal'e kul bir Ahmet'e köle bir Leyla'ya deli ve bir ışığa pervane olmayanın aşkı mı vardır ya aklı mı vardır ki!...
Âlem bir aşk için yaratılmış ve ''Aşk imiş her ne var âlemde!...''
Son düzenleyen tuğsemmm; 25 Temmuz 2009 03:00
Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi