Arama


Rios - avatarı
Rios
Ziyaretçi
24 Ekim 2009       Mesaj #3
Rios - avatarı
Ziyaretçi
Canlılarda Sindirim
Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli Maddeleri vücutlarına veya hücrelerine almaları olayına beslenme denir. Beslenme olayında, dışarıdan alınan maddelere besin denir. Besinler, inorganik besinler (su ve madensel tuzlar) ve organik besinler (protein, yağ, karbonhidrat, nükleik Asit ve vitaminler) olarak iki grupta toplanabilirler.
Ototrof (üretici) canlılar, dışarıdan sadece inorganik besin (karbondioksit, Su ve madensel tuzlar) alırlar. Aldıkları inorganik maddelerden, yaşamları için gerekli organik maddeleri Fotosentez veya kemosentezle kendileri yaparlar. Bu nedenle sindirim sistemleri bulunmaz. Heterotrof (tüketici) canlılar, hem inorganik hem de organik besinleri hazır olarak alırlar. Heterotrof canlıların, kompleks organik bileşikleri (protein, yağ, karbonhidrat ve nükleik asit), hücrelerine alabilmeleri için onları daha küçük yapı taşlarına Enzimler yardımıyla) parçalanmaları olayına sindirim denir.

Sindirim
gerçekleştiği yere göre, hücre dışı sindirim ve hücre içi sindirim olarak ikiye ayrılır. Hücre dışı sindirim, hücre dışına salgılanan enzimlerle, hücre dışında olur. Sindirim sonucu oluşan küçük Moleküller hücre içine alınıp kullanılırLizozomlarla besin kofulunun birleşmesiyle oluşan sindirim kofullarında sindirilir. Sindirilen kofuldan stoplazmaya geçer ve gerekli yerlerde kullanılırlar. Hücre içi sindirim, amipler, akyuvarlar, bazı mantarlar (cıvık mantarlar), terliksi hayvan süngerler gibi organizmalarda görülür. Çok hücreli heterotrof Canlılarda (hayvanlarda) sindirim olayının gerçekleştiği sindirim sistemleri gelişmiştir.

Hayvanlarda Sindirim

Sistemleri Sünger ve sölentelerde sindirim organları bulunmaz. Süngerler vücut boşluğuna alınan Sudaki küçük molekülleri hücrelerine difüzyon, osmoz veya aktif taşıma ile alırlar.
Büyük moleküllü besinleri ise pinositozla hücrelere alınıp hücre içinde sindirilir. Bir kısmı da vücut boşluğuna salgılanan enzimlerle sindirildikten sonra hücrelere alınır. Diğer hayvanlarda, ağızla başlayıp anüsle biten bir sindirim kanalı ile, bu kanala bağlı sindirim bezlerinden oluşmuş sindirim sistemleri bulunur. Hayvan gruplarında, beslenme biçimlerine bağlı olarak sindirim sistemlerinde farklar vardır. Yassı solucanlardan planaryalarda anüs bulunmaz. Artıklar ağızdan dışarı verilir. Bazı hayvan gruplarında diş bulunur.
Kuşlarda diş bulunmaz. Sadece memelilerin dişler çiğnemede görev alırlar. Otçul memelilerin bağırsakları uzundur. Parçalayıcı dişleri bulunmaz. Körbağırsakları gelişmiştir. Mide ve bağırsaklarında selüloz sindirici simbiyont bakteriler yaşar. Etçil memelilerin diş yüzeyleri sivridir. Bağırsakları biraz kısadır. Körbağırsakları körelmiştir. Parazit yaşayan hayvanların sindirim sistemleri az gelişmiştir. Ya da hiç bulunmaz. Hücre içinde ve bağırsaklarda yaşayan parazitler sindirilmiş besinleri hücre zarlarıyla veya vücut yüzeyleriyle alırlar.
İnsanda sindirim sistemi ve organları
İnsanın sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle biten sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur.
Sindirim Borusu
Sindirim borusu ağızla başlar. Ağzın gerisinde yutak bulunur. Sonra yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsaklar ve anüs gelir. ağızda kesici, parçalayıcı ve öğütücü olarak üç çeşit diş bulunur. Sindirim borusu, üç tabakadan oluşur. Dışta bağ dokusu (periton), ortada düz kaslar, en içte epitel (mukoza) bulunur. Yemek borusunda periton bulunmaz. Düz kas dokusundan oluşan Sindirim kanalı istem dışı çalışır. Yemek borusu ve bağırsakların peristaltik hareketleri ile besin maddelerinin hareketi sağlanır. Peristaltik harekette önce bir bölüm daha sonra arkasından gelen diğer bölüm kasılır.

Sindirim Bezleri
Sindirim bezleri tükrük bezleri pankreas karaciğer ile mide ve ince bağırsak bezlerinden oluşur Tükrük Bezleri Kulak altı, dil altı ve çene altı olarak üç çeşit tükrük bezi vardır. Tükrük bezleri, tükrüğü salgılar. Tükrükte, su, amilaz (pityalin), mukus, Ca ve Na iyonları bulunur. Tükrük salgısı, Sindirime yardımcı olduğu gibi, yutma ve konuşmada da rol oynar. Pankreas Midenin altında, yaprak biçiminde bir bezdir. Pankreas, karma bezdir.
Dış salgısını bir kanalla onikiparmak bağırsağına salgılar. Dış salgısında (pankreas öz suyunda) su ve Sindirim Enzimleri bulunur. Bu enzimler pankreastaki acini adacaklarından salgılanır. Pankreas, iç salgı olarak insülin ve glukagon hormonlarını salgılar. Bu Hormonlar kan şekerinin düzenlenmesinde görev alır. Karaciğer Midenin sağ üst kısmında bulunan, 1,5 kg. kadar ağırlığı olan bir organımızdır. Karaciğerlere, hem Aorttan karaciğer atardamarı ile hem de bağırsaklardan kapı toplardamarı ile kan gelir. Gelen kan milyonlarca hücreden oluşan karaciğerlere dağılır. Karaciğerlere gelen kan, karaciğer üstü toplardamarı ile alt ana toplardamarına geçer. Karaciğerin çok önemli görevleri vardır. Sindirimle ilgili olarak safrayı salgılar.
Safra karaciğer hücrelerinden salgılanır. Safra, safra kanalları ile safra kesesinde toplanır. Gerektiğinde Koledok kanalı ile onikiparmak bağırsağına aktarılır. Safra, safra Tuzları (öd tuzları), kolesterol ve safra boyalarından oluşur. Sindirim kanalına geçen safra tuzları kalın bağırsaklardan geri emilir. Safra yağ Sindiriminde görev alır. Ayrıca bağırsakların dezenfekte edilmesini sağlar.

Metabolizma
Kimyasal reaksiyon hızları sıcaklığa sıkı bir şekilde bağlı olduklarından metabolik hız da sıcaklığa bağlıdır. Vücut sıcaklığı 1 °C artınca metabolik hız % 10 kadar artmaktadır.
Hücreler ATP kullanımı ile ısınarak belli ısıya ulaşır ki bu ısı hücrenin yaşaması için önemli bir şarttır. Hücrelerin oluşturduğu dokular ve onların da oluşturduğu vücutta ısı değeri belli bir seviyeye çıkar. Bu seviyenin fazlası zararlıdır. Isının yol açtığı zararı önlemek için soğutma gereklidir. Bu soğutma sistemini de deri sağlar.

Vücut içi sıcaklığın 44-45 °C’ ye çıkması protein yapılarının dönüşümsüz bir şekilde bozulmasına, 28°C’ nin altına düşmesi ise kalbin durmasına kadar götürür. Vücudun sağlıklı çalışabilmesi için gerekli ısı değeri 36,5-37,5°C’ dir. Hem ısıtma hem de soğutma işlemini dolaşım sistemi sağlar. Sistemin ısısını vücut dışına en net olarak koltuk altı, kulak içi, ağız ve anüs verir.
Büyük yapılı organik besinlerin, su ve sindirici enzimler etkisi ile kendilerini oluşturan en küçük yapı taşlarına ayrılması olayına sindirim denir. Sindirim sistemi ağızda başlar ve düz bağırsak (rektum) ile son bulur (şekil). Toplam uzunluğu 11metre civarındadır. Sistem, genelde besinleri kimyasal işlemlerden geçirerek organizmanın kullanımına hazırlayan bir borular sistemi, bir fabrika olarak tanımlanır.

Sindirim sistemi, önemli miktarda hormonların salgılanmasını da sağlayan ve kontrol işlevleri gören karmaşık bir sinir ağı ile örülmüştür. Sistemin çeşitli organları arasındaki uyumluluk derecesi ve sinerji (birleşerek aynı yönde etki gösterme) yeteneği çok şaşırtıcıdır.
Sindirim sisteminin bir başka önemli görevi de dışkılamadır. Yediğimiz her şey tümüyle sindirilemez ve sindirilemeyen bu maddelerin dışkılanması gerekir. Ayrıca metabolizma üretiminin bir bölümünün de sindirim sistemi yoluyla dışkılanması gerekmektedir. Bağırsakların işlevsel durumu ve bağırsakların içinde bulunanların niteliği, bedenin tümünü önemli ölçüde etkiler.
Sindirim sisteminin işleyişi ve sağlığı, fizyolojik etkilerin yanı sıra, kişinin iç dünyası (maneviyat) tarafından da önemli ölçüde etkilenir; yani, duygusal bunalım geçiren veya yaşama sevincini yitiren kişilerin sindirim sisteminde de önemli aksamalar görülür. Büyük heyecanlar ve duygusal bunalımlar, mide ve bağırsak dokusunun işleyişini ve özgün bileşimini derinden etkiler. Öfke, korku ve stresin her çeşidine karşı sindirim sistemi hemen bir tepki oluşturur. Sindirim problemlerinin bir bütünlük içinde çözülebilmesi için, bu tür psikolojik (ruhsal) etkenlerin tanınması ve gereğince değerlendirilmesi gerekir.
Sindirim Sistemi Organları
Ad:  sind.sist.JPG
Gösterim: 4142
Boyut:  47.1 KB
  • Ağız
  • Yutak
  • Yemek borusu
  • Mide
  • İnce bağırsak
  • Pankreas
  • Karaciğer
  • Kalın bağırsak
  • Rektum
  • Anüs
Ağız
Dil, diş ve tükürük bezlerinden oluşur. Ağıza alınan besinler tükürük bezinden salınan tükürükle yumuşatılır ve dişlerle çiğnenerek küçük parçalara ayrılır. Böylece besinlerin temas yüzeyi artırılır. Bu olay besinlerin enzimler tarafından parçalanmasını kolaylaştırır. Tükürük bezlerinden karbonhidratların sindirimi için amilaz (pityalin) enzimi salgılanır. Dil ile çiğnenen besin yutağa itilir.
Diş üç bölümde incelenir:
  • Mine tabakası: Dişin taş kısmı olup beyaz renkli yerdir. % 98 oranında kalsiyum ve fosfor minerallerinden oluşur ve dişin en sert kısmıdır.
  • Fildişi tabakası: Dişin kemik kısmı olup dişi çene kemiğine bağlar.
  • Diş özü tabakası: Kan damarlarının ve sinirlerin bulunduğu yerdir. Dişin büyümesini ve beslenmesini sağlar.
Yutak
Soluk borusu ile yemek borusunu birbirinden ayırır. Çiğnenen besinleri yemek borusuna iletir.

Yemek Borusu
Lokmaların mideye iletilmesini sağlar. Yemek borusunun özel hareketleriyle yutulanlar hep mideye gönderilir. İnsan baş aşağı dururken bile lokmaları yutabilir.

Mide
Sindirim borusunun en geniş bölümüdür. Mide çeşitli yönlerde kasılıp gevşeme hareketleri yaparak besinlerin mide duvarlarından salgılanan sindirim sıvısı ile karışmasını sağlar. Midenin salgıladığı sindirim suyunda proteinleri parçalayan enzimler ve bu enzimlerin etkinliğini arttıran tuz asidi bulunur. Midenin duvarı üç tabakalı olup iç yüzünü kaplayan mukus tabakası hücrelerin asitten zarar görmesini engeller midenin asitli ortamında mikroplardan çoğu ölür. Midede protein sindirimi başlar.

ince Bağırsak

6-8metre uzunluktaki bu bağırsağın mideye yakın olan yirmi beş santimetrelik kısmına onikiparmak bağırsağı (duedonum) denir. Onikiparmak bağırsağına karaciğer ve pankreastan sindirim sıvıları gelir. Karaciğerde hazırlanan safra, yağların küçük parçalara ayrılmasında görevlidir. Pankreastan onikiparmak bağırsağına gelen sıvıda değişik maddelerin sindiriminde görevli enzimler bulunur. Bu sayede onikiparmak bağırsağında
karbonhidratların, yağların ve proteinlerin sindirimi gerçekleşir. İncebağırsağın onikiparmak bağırsağından sonraki kısımlarında kendi salgıladığı enzimlerle karbonhidrat sindirimi tamamlanır. İncebağırsakta maltazla maltoz, sakkarazla sakkaroz, laktazla laktoz sindirilir, sindirim ürünü olarak glikozlar ortaya çıkar. İncebağırsağın iç yüzünde tümür denilen çıkıntılar vardır. İncebağırsak tümürleri sindirilen besin maddelerinin emilip kana geçirildiği yerlerdir.

Kalın Bağırsak
İnce bağırsaklarda emilemeyen besinleri parçalar, kalın bağırsakta biriktirir ve anüsten dışkı olarak dışarı atar. Bu atılacak artıkların içindeki suyun fazlası kalın bağırsaklarda emilip kana verilir. Kalın bağırsak burada yaşayan bakterilerin ürettiği bazı vitaminlerin de emildiği yerdir.

Karaciğer
Karaciğerin salgıladığı safra, safra kesesinde depolanır. Karaciğerin şeker depolama, kan şekerini ayarlama, pıhtılaşmada görevli bazı maddeleri oluşturma, kandaki zehirli maddeleri daha az tehlikeli hale getirme veya vücuttan atma gibi görevleri de vardır.

Pankreas
Pankreasda hormon da hazırlanır. Pankreas, bu kimyasal düzenleyicileri kana verir. Pankreas hormonları (insülin), kan şeker düzeyinin ayarlanmasında görevlidir. İnsülin yetersizliği, şeker hastalığına neden olur.

Sindirim Önemi
Vücudumuz enerji üretmek için solunum yapmak yani glikoz yakmak zorundadır.
Ancak aldığımız besinlerde glikoz değil, birbirine bağlanmış glikozlar olan fruktoz laktoz sukroznişasta gibi maddeler olur. Sindirim sistemimiz de bu maddeleri glikoza çevirip kana verir. Kan ile vücudun her yerine dağılan glikoz da hücrelere alınarak yakılır ve enerji üretilir.

Besinlerin vücuda yarar bir hale sokulması işlemine verilen ad. Her organizma, yaşamak ve çalışmak için bir madde harcar. Vücuda yarayan maddeler besinlerden alınır. Fakat bu besinler, oldukları gibi kaldıkları sürece, vücuda yarayamazlar. Bunlar, vücuda yarar bir hale sokulurlar. Böylece, alınan besinler, ilkin sindirilir, sonra emilir ve kana karışarak asimilasyon a uğrar, hücrelere ve dokulara yarar bir hale gelir. Bundan sonra, vücuda yaramayan artıklar, hücre dışına atılarak dessimilasyona uğrar.Besinler, ağızdan başlayarak sindirime uğrarlar.Ağızda sindirim mekanik ve kimyasal olmak üzere iki şekilde olur. Mekanik şekil, ağza giren besin maddelerinin, ufak parçalara bölünmesi işi (çiğneme), dir. Çiğneme, kaslar ve dişler aracılığı ile olur. Kimyasal sindirim ise, besinlerin tükrük ile karışmasıdır. Tükrük bezlerinin bir salgısı olan tükrük, içindeki pityalin fermenti aracılığı ile karbon hidratlara etki yapar ve onları dekstrin ve maltoz`a çevirir.

Ağızdan çiğnenen besinler dil ve yumuşak damak yardımı ile önce yutağa, oradan da yemek borusuna gelir. Yemek borusu kaslarının devamlı hareketleri ile mideye gelir.
Midede sindirim; mekanik ve kimyasal olur. Mekanik sindirim, mide kasları ile olur. Kimyasal sindirim ise, mide mukozasında bulunan bezlerin salgıları ile olur. Mide mukozasında bulunan kloridrik asit bezleri ile pepsin bezleri proteinli besinlere etki ederek bunları pepton`a çevirirler. Çocuklarda, midede bulunan lapfermentsüte etki eder, sütün kazeinini sindirir.Mideden oniki parmak barsağına gelen besinler, burada sindirilmelerine devam ederler.Oniki parmak barsağında sindirim; sindirim fermentleri aracılığı ile ve kimyasal yolda olur. Mideden gelen asit besinler, safra, pankreas fermentleri (amilaz, tripsinliyaz), barsak fermentleri (enterokinaz) aracılığı ile sindirilmelerine devam eder. Safra, mideden gelen asit besinlerin (buna kimus adı verilir) asitliğini değiştirir ve lipaz ile birleşerek yağlı maddeleri sindirir. Amilas, karbon hidratları sindirir. Tripsin ve enterokinaz proteinleri amino aside çevirir.İnce barsaklarda sindirim; mekanik ve kimyasal yolla olur. Mekanik yolla olan sindirim, barsakların peristaltik hareketleri sonucu olur. Kimyasal sindirim ise, enterokinaz tripsin fermentleri aracılığı ile olur ve proteinler amino aside çevrilirler karbon hidratları da invertin fermenti glikoz`a çevrilirler. Bu olaylardan başka ince barsakların ilk bölümlerinde (boş kıvrım barsakta) emilme vardır. İnce barsağın mukoza, sindirilmiş besin maddelerini ve suyu emer. Burada bulunan toplardamarlarla lenfa damarları, sindirilmiş maddeleri toplar. Toplardamarlar, amino asitlerle glikozu ve pek az yağı toplayarak kapıtoplardamarı`na ve oradan karaciğere götürürler. Lenfa damarları ise sindirilmiş yağı (kilus) toplayarak çeşitli yollarla kana ulaştırır.
Kalın barsaklarda sindirim yoktur, ince barsaklardan kalın barsaklara geçen maddeler, artık sindirilmesi gereken maddeler olmaktan çıkmıştır. Burada bu maddelerin suyu azaltılır. Suyu da azaltılmış bu maddeler, dışkı (pislik) karakterini kazanarak dışarı atılır.
Son düzenleyen Safi; 2 Mayıs 2016 02:16