Sen kadere inanırmısın bilmem…Ama ben inanmam…Hayatımıza kendi irademizle yön verdiğimizi,her şeyin bir nedeninin ve açıklamasının olduğunu ve seçimlerimizle yollarımızı kendimizin çizdiğini sanırdım…Tesadüflerin ve kesişmelerin birbirine görünmez iplerle bağlı olduğunu, anlaşılmaz bir sırrın büyüsüyle ömrümüze onların şekil verdiğini bilmezdim…Sonra birgün kaderimle tanıştım…Şuan bu mektubu neden yazdığımı ve niçin başkasına değilde sana yazdığımı açıklayamam…
Şu an kendime dönüp baktığımda bu mektubu bana yazdıran şeyin kader denen o tuhaf, o anlaşılmaz, o karşı konulamaz gizemden başka bir şey olmadığının farkına varıyorum…ve sessizce tanrıya gülümsüyorum…
Şöyle bir düşünüyorum da tüm gün boyunca kimin gözlerinin içine baksam, bu gördüğün ben değilim, ben aslında çok başkasıyım diyor…Kimi sevsem bu sevgiyle yarışacağı yerde benimle yarışıyor..Kim beni sevse bu sevgide önce kendi yaralarını onarmaya çalışıyor…Nereye gitsem, oraya benden önce kırgınlığım gidiyor..benden önce sevgiyi öğrenmeden nefreti öğrenen özgür gidiyor…Nerden dönsem ardımda küskünlüğüm kalıyor..Kimse kurtaramıyor bu küskünlükten. Şiirler, aşk nefret etmektir,diye bitiriyor…
Geçen gecenin bir yarısı tek başıma dolaşıyorum…Bunca geç olmasına rağmen saat, her yer öylesine gürültülü ve kalabalıktıki…Onca gürültü ve onca kalabalığa rağmen heryer aslında öylesine sessiz ve ıssızdıki…Sanki insanlar bu ıssızlığı ve sessizliği gizlemek için durmadan boşlukta dolaşıp duruyorlar ve anlamsızca konuşuyorlardı..benim gibi…
Kalabalıktan uzak bir banka oturuyorumdum…Ayaklarımın altından güçsüzlüğümün suları akıp gidiyordu sanki..Güçsüz düşmüş inancım aşkımı ne kadar kirletmeye çalışsada, sanki bir el durmadan yıkayıp arıtıyordu onu…
Bazen düşünüyorumda hepimiz kendimizi başkalarından çok farklı sanıyoruz, ama aslında birbirimize o kadar çok benziyoruz ki…Bu yüzden birbirimize ne denli çok görünmez bağlarla bağlı olduğumuzu bir bilsek her şey öylesine değişecekki…Ama bu bağları göremiyoruz bir türlü…Herkes kendisi diye bilmediği bir başkasını anlatıyor ve sonra yeniden kendi karanlığına gömülüyor…Birlikte ama yalnız…
Bazen düşünüyorumda, beni anlayacak birileri mutlaka vardır…Hem yalnızlık beni olgunlaştırır, yeni keşiflere hazırlar..Belirsizlikse çoğu kez özgürlüğün kapılarını açar bize.Biraz önce söyledim, görünmez bağlarla bağlıyız birbirimize..İşte bu bağları görebilmek ve birbirimizi anlamak için daha çok çaba harcamalıyız..Bize çoğu kez anlamsız görünen olayların,tesadüflerin ardındaki gizli anlamı görmemiz gerekiyor…
Şimdi kendime bir soru sordum..Yaşamak ne ki,hem kendini hemde sevdiklerini durmaksızın kimsesiz bırakmak değil mi?...Yaşamak yüzünü onca yemine rağmen ortada bırakmak değil mi?...Yaşamak her gittiğin yerde bıraktığın yüzleri özlemek değil mi?...Yaşamak,içinde o sonsuz ve tesellisiz acının tesellisini aramak değil mi?..
Her şeye rağmen bu hayatın ne yengisi, ne de yenilgisi teselli etti beni..Ne zaman kazandım,ne zaman artık kurtuldum desem,daha derin bir boşluk açıldı önüme..Bu hayatın kurallarıyla ne zaman çıksam yola, kazandıkça kaybettim,yükseldikçe alçaldım…Ne aklımdan kurtuldum,ne delirdim..İçimdeki erdem öylesine soluksuz kalmış ki,ne zaman bir güzellik görsem ertelediğim yaşanmamışlıklarım gelir aklıma…
Ne zaman kirli, inançsız bir gece yaşasam anlamsızca ve kimsesiz bir ağlayış gelir içimden..Ne zaman beni bana hissettiren birine sarılsam, çok uzaktan, çok eski bir duygu bana rağmen,bana inat yanımdan geçip gider..
Kimi sevsem hiç olmadığım kadar yalnızlaşırım..Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpıyor yüzüme..Kime elimi uzatsam o unutulmuş yaşanmamışlıklarımla karşılaşırım..Kendimi daha fazla ne kadar tüketebilirim sence? Kime sarılsam verip de tutamadığı sözler çıkar karşıma…
Artık öyle bir duruma geldim ki..Her sabah doğan güneşten utanıyorum…Onca yıl duasız bıraktığım tanrımdan utanıyorum..Bunca işarete rağmen bunca özleme rağmen bir türlü gidemediğim yerlerden utanıyorum…Yanan bir hayattan onca yıl bir kurtuluş beklediğimden utanıyorum…
Ama bak her şeye rağmen ne öğrendim biliyor musun? İnsanın asıl öyküsünü anlatmadan ölmesinin, onu aslında hiç tanımayan, ama çok iyi tanıdıklarını iddia edenlerin insafına kalmasının sonsuz bir acımasızlık olduğunu beklide ilk kez bu kadar derinden hissettim…Ve bu hissediş anından itibaren yaşamak istediklerimle aramda korkunç bir yarış başlattı..Aslında beni hiç tanımayan, ama tanıdıklarını iddia edenlerin insafına bırakmıycam hayatımı…