Arama


AreX - avatarı
AreX
Ziyaretçi
28 Temmuz 2006       Mesaj #15
AreX - avatarı
Ziyaretçi
28 Temmuz 2006

BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (1) -YPK'NIN HAZIRLADIĞI 2006-2010 YILINA İLİŞKİN BİLGİ TOPLUMU STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI YAYIMLANDI -STRATEJİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİYLE, 30 YIL İÇİN YILLIK ORTALAMA İSTİHDAMDA YÜZDE 0,6 , İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİNDE YÜZDE 1,4 , GSMH'DE DE YÜZDE 2 ARTIŞ SAĞLANACAĞI TAHMİN EDİLİYOR -STRATEJİDEN: ''TOPLUMUN YÜZDE 62'SİNİN İNTERNET HAKKINDA HİÇ FİKRİ YOK'' -''HANELERİN SADECE YÜZDE 5,9'UNDA İNTERNET BAĞLANTISI BULUNUYOR'' -''TÜRKİYE'DE GENİŞBANT ERİŞİM MALİYETİ, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRİN YÜZDE 5,4'ÜNE DENK GELİYOR. OECD ORTALAMASI İSE YÜZDE 2''

Bilgi Toplumu Stratejisinin hayata geçirilmesinin, 30 yıl için yıllık ortalama istihdamda yüzde 0,6, işgücü verimliliğinde yüzde 1,4, GSMH'de de yüzde 2 artış sağlanacağı tahmin ediliyor.
Yüksek Planlama Kurulu (YPK) tarafından kabul edilen ve 2006-2010 yılları arasını kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve bu stratejinin eylem planı, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.
Bilgi Toplumu Stratejisinde, mevcut durum ve Türkiye'nin 2010 yılında bilgi toplumuna dönüşüm potansiyeli değerlendiriliyor. Stratejik öncelikler çerçevesinde de 2010 yılı için hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için atılması gereken adımlar tespit ediliyor.
Stratejide, bilgi toplumuna dönüşümün nihai hedefi, rekabet gücü artırılarak dünya hasılasından daha fazla pay almak ve toplumsal refah seviyesini artırmak olarak tanımlanıyor.
Makroekonomik projeksiyonlara göre, stratejinin hayata geçirilmesi ve ağ etkisinin ortaya çıkmasıyla bilgi ve iletişim teknolojilerinin ekonomiye katkısının, 30 yıl için yıllık ortalama yüzde 0,6 istihdam artışı ve yüzde 1,4 işgücü verimliliği artışı ile yüzde 2 seviyelerinde ilave GSMH büyümesi olarak ortaya çıkması tahmin ediliyor.

-TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİ-

Stratejide, Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşümde ''hazırlık'' aşamasında olduğu belirtilerek, bundan sonraki dönemde mevcut yetkinlik ve kaynaklarını etkin şekilde kullanması gerektiği vurgulandı. Stratejide, ülke potansiyeli ''vatandaşlar'', 'işletmeler'', ''devlet'', ''bilgi ve iletişim teknolojileri'' ile ''Ar-Ge ve yenilikçilik'' açısından şöyle değerlendirildi:
- Vatandaşlar: Türkiye'de bilgisayar sahipliği ve internet kullanım oranları halen düşük seviyede. 2005 itibarıyla internet kullanan bireylerin toplam nüfusa oranı yüzde 13,9, genişbant abone sayısının oranı ise yüzde 2. AB ortalaması ise 2004 yılı itibarıyla, sırasıyla yüzde 47 ve yüzde 6,5.
Türkiye'de hanelerin sadece yüzde 5,9'unda internete bağlı kişisel bilgisayar bulunuyor. Hanelerde internet kullanımının yaygınlaşmamasının başlıca nedenlerini, maliyet yüksekliği ve yetkinlik eksikliği oluşturuyor. Türkiye'de genişbant erişim maliyeti kişi başına milli gelirin yüzde 5,4'üne denk geliyor. Bu alanda, OECD ortalaması ise yüzde 2.
Toplumun yarısından fazlasının (yüzde 62) internet hakkında hiç fikri olmaması da dikkat çekici.
Öte yandan nüfusun yüzde 54,9'unun 30 yaşın altında olması ve 15 yaşın altındaki bireylerin toplumun yüzde 28,1'ini oluşturması Türkiye için büyük bir potansiyelin işareti.

-''KOBİ'LERDE KATMA DEĞER ARTIRILMALI''

- İşletmeler: Türkiye'de Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ) toplam işletmelerin yüzde 99,8'ini, istihdamın ise yüzde 76,7'sini oluşturuyor. Ancak, GSMH içindeki payı yüzde 26,5 düzeyinde kalıyor. KOBİ'lerde üretilen katma değerin düşük olmasında, bu işletmelerin teknik bilgi ve beceri seviyelerinin, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim fırsatlarının ve bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan faydalanma kabiliyetlerinin sınırlı olması rol oynuyor.

-''VATANDAŞ İHTİYACI GÖZETİLMİYOR''-

-Devlet: Son yıllarda kamu bilgi ve iletişim teknolojisi yatırımlarının hızlı bir şekilde arttığı görülüyor. 2002 yılında 380,3 milyon YTL olan kamu bilgi ve iletişim teknolojileri yatırım ödeneği, 2006 yılında 758,3 milyon YTL'ye yükseldi.
Araştırmalardan elde edilen bulgular, kamu hizmetlerinin sunumunda genellikle vatandaş ihtiyaçlarının gözetilmediği ve hizmet süreçlerinin vatandaş odaklı bir şekilde tasarlanmadığını gösteriyor.
Ayrıca, kamuda bilgi paylaşımının sınırlı birkaç örnek dışında yeterince gelişmediği görülüyor. Önümüzdeki dönemde giderek artması beklenen kamu bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarında mükerrerliklerin önlenmesi ve bütüncül e-devlet yapısının oluşturularak kaynak kullanımında etkinliğin sağlanması önem taşıyor.

-''TELEKOMÜNİKASYONDA VERGİLER AŞAĞI ÇEKİLMELİ''

-Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü: Türkiye'de telekomünikasyon sektörü büyüklüğünün GSYİH'ya oranı yüzde 3,3. Bu, yüzde 3,2 olan OECD ortalamasına yakın. Ancak yüzde 0,8 olan bilgi teknolojileri sektöründeki oran, OECD ortalaması(yüzde 2,9) oldukça gerisinde kalıyor. Bu yapı, 2010 yılına doğru iki alt sektöre ilişkin önceliklerin farklı olması gerektiğini ortaya koyuyor.
Bilgi toplumuna geçiş sürecinde telekomünikasyon sektörü için öncelikli konular; hizmet ve altyapılarda etkin rekabetin tesis edilerek alternatif hizmet ve altyapıların ortaya çıkmasının sağlanması ve çeşitliliğin artırılması, diğer ülkelere kıyasla oldukça yüksek olan vergilerin makul seviyelere çekilmesi ve genişbant iletişim altyapısının yaygınlaştırılması.
Bilgi teknolojileri sektöründe öne çıkan sorunlar ise finansal güç, yetkinlik, deneyim ve ölçek. Bu sektördeki en büyük 20 firmanın yaş ortalaması 13.

-''BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, ÜRÜNE DÖNÜŞEMİYOR''-

-Ar-Ge ve Yenilikçilik: Türkiye'nin, dünya bilimsel yayınlar endeksinde 2005 yılında 19. sıraya yükselmesi, akademik bilgi üretiminde önemli bir kapasite oluştuğunu gösteriyor. Ancak, araştırma kapasitesindeki artış, araştırma kurumları ile reel kesim arasındaki işbirliğinin istenen düzeyde olmaması nedeniyle gerektiği ölçüde teknoloji ve ticari ürünlere dönüşemiyor.
Kamunun bütçeden Ar-Ge'ye aktardığı kaynak, 2003 yılında 162,2 milyon YTL iken, 2006'da 743 milyon YTL'ye ulaştı. Toplam Ar-Ge harcamalarının GSMH'nin yüzde 0,8'ine denk geldiği tahmin ediliyor.
AB 6. Çerçeve Programı, önemli bir fırsat olarak ortaya çıktı. Ancak araştırma kapasitesinin yetersizliği nedeniyle Türkiye, sağladığı katkı oranında bir geri dönüş elde edemedi.
Bu alandaki stratejiler belirlenirken, TÜBİTAK koordinasyonunda hazırlanan 'Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları: Vizyon 2003-2023' belgesi esas alındı.