Üye Ol
Giriş
Hoş geldiniz
Misafir
Son ziyaretiniz:
21:12, 1 Dakika Önce
MsXLabs Üye Girişi
Beni hatırla
Şifremi unuttum?
Giriş Yap
Ana Sayfa
Forumlar
Soru-Cevap
Tüm Sorular
Cevaplanmışlar
Yeni Soru Sor
Günlükler
Son Mesajlar
Kısayollar
Üye Listesi
Üye Arama
Üye Albümleri
Bugünün Mesajları
Forum BB Kodları
Your browser can not hear *giggles*...
Your browser can not hear *giggles*...
Sayfaya Git...
Cumartesi, 31 Ocak 2026 - 21:12
Arama
MaviKaranlık Forum
Musa İbn Meymun
-
Tek Mesaj #2
Misafir
Ziyaretçi
29 Mart 2010
Mesaj
#2
Ziyaretçi
Musa ibn Meymun
Vikipedi, özgür ansiklopedi
İbn Meymun (d. Kurtuba, Endülüs 30 Mart 1135 – ö. Fustat, Mısır 13 Aralık 1204), Musevî filozof, hahambaşı, yasa koyucu, Talmud bilgini ve vezaret tabibidir. Musevî bilginler arasında
İkinci Musa
lakabı ya da rütbesiyle adının baş harflerinden oluşan
RaMBaM
adıyla bilinir. Orta Çağ'ın tartışmasız en önemli Yahudi düşünürüdür.
En önemlileri 14 ciltlik bir Musevî Kanun'u külliyatı Mişna Tora ve önemli bir Orta Çağ felsefe metni olan
Şaşkınlar Rehberi
olan muhtelif eserler vermiştir. Belki Raşi hariç hiçbir diğer Talmud sonrası hahamı, Museviliğin terakkisinde onun kadar belirleyici olmamıştır. Bu tesir, şu halk deyişinde hâlâ işitilebilir:
"Musa'dan [peygamber] Musa'ya [ibn Meymun], başka Musa zuhur etmemiş"
(bknz. Tesniye, XXXIV, 10). Felsefe tarihine etkisi de eş derecede önemlidir. Spinoza dahil halefi birçok Musevî düşünür ve Akinolu Thomas gibi Hıristiyan düşünürler felsefesinden yararlanmıştır.
Hayatı
Hamursuz Bayramı arifesinde, İbn Rüşd'ün de doğum yeri olan Kurtuba'da doğdu. O dönemler, Batı dünyasının en önemli entelektüel merkezlerinden biri olan bu kentte ilk eğitimini riyazi, gökbilimci, Talmud şarihi, Efsārü 'l-Ḫamse ve merasim kaideleri âlimi olan babası Haham Meymun ibn Yusuf'tan aldı. İbn Meymun, sağlam bir hahamlık eğitiminin yanında, zamanında İslam Altın Çağı Endülüs ve Mağrib'inde rahatça erişilen Yunan ve Arap bilimlerinin zenginliğinden de istifade etti. Kurtuba'nın 1148'de Fas'tan gelen ateşli Muvahhidûn'un eline düşmesinin neticesinde Musevilik ve Hıristiyanlık yasaklanınca, İber yarımadasında 12 sene kadar dolaştıktan sonra Meymun ailesi Fas şehrine yerleşti. Fakat Endülüs'te olduğu gibi Fas'ta da infaz devam ettiği için, aile ancak dostları şair ve İslam ilahiyatçısı Ebū 'l-ʿArab ibn Me'īşe'nin iyi niyetli yardımlarıyla kaçabildi. 18 Nisan 1165'te Filistin'e gitmek üzere Fas'tan ayrıldılar. Akkâ'ya varıp Kudüs ve El-Halil'e hacca gittiler, yalnız Museviliğin Kutsal Topraklarda aldığı şekilden düşkırıklığına uğrayıp Mısır'da, Kahire'nin "iki sebt günü" güneyindeki Fustat kentine yerleştiler. Baba Meymun ibn Yusuf, 1166 yılında bu kentte öldü. Musa'nın sarraflık yaparak aileyi destekleyen erkek kardeşi Davud da Doğu Hint Adaları'na yaptığı bir seyahat esnasında boğularak öldü. Böylece ailenin mali kaynaklarıyla Davud'a teslim edilmiş olan ticari meval beraber yitti. Bir süre bu facianın tesirinden kurtulamayan Musa, ardından tıp alanındaki çalışmalarına geri dönerek Salahaddin Eyyubî'in veziri olan El-Ḳaḍī el-Fāẓıl'ın şahsî tabipliğine kadar yükseldi. El-Ḳıftī'nin aktardığında göre, "Askalân'da Frenklerin Kralı" Arslan Yürekli Rişar'ın teklif ettiği benzer bir makamı geri çevirdi. Meymun ailesini Fas'ta kurtardıktan yaklaşık 20 sene sonra, Ebū 'l-ʿArab ibn Me'īşe, Mısır'da hür bir Musevî olarak yaşamını sürdüren Musa'yla tekrar karşılaşınca onu İslam'dan sapmakla suçlayıp yetkili mercilere şikâyet etti. Bundan da Meymun ailesinin Mısır'da Müslümanmış gibi yaşamak zorunda kaldıklarını anlıyoruz. Fakat suçlamaları merciler tarafından geri çevirildi ve İbn Meymun'a Mısır'daki bütün Musevî cemaatlerinin önderliği anlamına gelen Nāgîd makamı bahşedildi. İbn Meymun, son rahatsızlanmasına kadar hem tabip, hem de Nāgîd sıfatıyla faaldi. Vefatıyla Fustat'ta gerek Musevî gerek Müslümanların katılımıyla üç gün umumî yas tutuldu; Kudüs'te cenaze merasimi ve umumi oruç tutuldu; büyük hahamın naaşı Celile'nin Taberiyye kaziyesinde defnedildi.
Felsefesi
Museviliği Aristoteles felsefesiyle uyumlu hale getirmeye çalışmış olan İbn Meymun, metafiziğin en yüksek insanî faaliyet türü olduğunu, fakat bunun herkese açık olmadığını söylemiştir. Tanrı'nın ve dünyanın doğasına ilişkin sağlam ve gerçek bir kavrayışa, yalnızca felsefenin erişebileceğini öne süren İbn Meymun, Tanrı'nın varoluşunu tümüyle Aristoteles'in koyduğu ilkelere dayanarak kanıtlamıştır.
BEĞEN
Paylaş
Paylaş
Cevapla
Kapat
Saat: 21:12
Hoş Geldiniz Ziyaretçi
Ücretsiz
üye olarak sohbete ve
forumlarımıza katılabilirsiniz.
Üye olmak için lütfen
tıklayınız
.
Son Mesajlar
Yenile
Yükleniyor...