Arama


GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
9 Ağustos 2006       Mesaj #23
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi

Varolma Mücadelesindeki Âhenk


Tuncay ÇELİKBİLEK

Bir gül tomurcuğunun peyderpey açılıp ortaya çıkmasındaki ifâde, mânâ ve güzellik gibi ilmin aydınlatıcı ışıkları altında hergün bir bucağı nurlanan kâinatlar da daha iyi anlaşılacak, sevilecek ve Yüce Hakikata vesileliği ölçüsünde alkışlanacakdır.

Değişik renk ve desenlerde çiçeklere sahip *****eler üzerinde çalışan bir araştırmacının, Madagaskar'dan İngiltere'ye getirdiği bîr *****e (Angraecum Sesquipedale) biyologlar, arasında bir hayli alâka uyandırmıştı. Çünkü bu *****e nev'inin çiçeklerinin açılmaları gibisi hiç müşahede edilmemişti. Çok güzel bir fildişi rengine sahip çiçekler, köşeleriyle âdeta altı kenarlı bir yıldızı andırıyordu. Boyu 15 cm. kadar olabilen çiçeğin alt kısmında hortuma benzeyen ne İşe yaradığı da henüz bilinmeyen kör barsak şeklinde ve 30 cm. boyunda uzanmış bir kısmın dibinde nektar bulunması botanikçileri şaşırtmıştı. Zira normâl bir çiçekte nektar, çiçeğin hemen altında bulunur. Halbuki bu cins *****ede durum değişikti. Acaba bunun sırrı ne idî?

Araştırmacılar bu garip kısmın; Madagaskar'da yaşayan ve nektarla beslenen böceklerin ağız kısımlarına çok iyi uyduğunu tesbit ettiler. Anahtarın kilide uyması gibi..

Böylesine mükemmel bir şekilde yaratılmış bitkilerde, çiçekler, böceklerle tozlaşmanın sağlanacağı şekilde yerleştirilmiştir. Bu çiçeklerin döllenip nesillerini devam etmesini temin edecek böyle bir yapının varlığı, çiçek ve böceğin kendilerini birbirine uydurması ile değil, ancak bu plânın kurucusunun dilemesi ile mümkündür. Rüzgâr yoluyla tozlaşan çiçeklerde, böcekleri cezbedecek bir maddeye lüzum yoktur.

Son tespitlere göre 100 milyon seneden beri çiçekler arasında tozlaşma belirli böceklerle temin edilmektedir. Çünkü böceklerle bitki arasında âhenk ne kadar iyiyse, döllenme de o derece sıhhatli olmaktadır.

Bu çiçekte tozlaşma mekanizması uç kısımda bulunmaktadır. Hususî bir gece kelebeği cinsi, bu bitkinin çiçeğinde bulunan nektarı almaya ve çiçeği tozlaştırmaya memurdur. Cereyan eden münasebetin çok büyüleyici ve düşündürücü yönü ise *****enin çıkardığı kokuyu kelebeğin hissederek yüzlerce metre mesafeden çiçeği bulmasıdır. Kelebek, çiçek üzerinde uçarak, 2-3 mm. boyundaki açıklıktan nektar toplayıcı organını daldırır ve nektarı emer. Botanikçilere göre bu bitkinin bütün gayesi, gece kelebeğinin bu nevini kendisine celbetmektir. Diğer böcekler çiçeğin ifraz ettiği bu kokuya pek alâka duymazlar.

Aslına bakılırsa bu nebatın şimdiye kadar çoktan nesli tükenmiş olması gerekirdi, ne var ki, kelebekle arasındaki karşılıklı alış-veriş ve istifade sayesinde hem varlığını sürdürmüş, hem de nev'ini devam ettirmiştir. Bu çiçeğin bir nev'i hâlen Madagaskar'da mevcuttur. Acaba bu muhteşem münasebet ve hayret verici muvazene binlerce yıl nasıl muhafaza edilegeldi; bunu şuursuz kelebeğe veya çiçeğe vermek mümkün müdür?

Bazı tropik bitkiler leş kokusuna benzer kokular çıkardıkları ve çürümüş ete benzedikleri için insanların hoşuna gitmez. Bunlardan biri olan "Aristolochia grandiflora" bitkisi böcekleri kendine çekebilmek için değişik tuzaklara sahiptir. Bir piponun ağzı gibi kıvrılmış boru, sanki salyangoz kabuğudur. Bazı büyük nev'ilerde bu salyangoz kabuğunu andıran kısım 35 cm. ye varabilir. Leş ile beslenen sinek ve böcekler bu bitkinin çiçeklerinin kokusuna aldanarak kapıyı andıran kısımdan içeri girerler. Fakat çiçek içindeki tüylerle bir engel oluşturulduğu İçin bu böcekler kolay kolay dışarı çıkamazlar. Tam bu sırada çiçekte değişik bir mekanizma işlemeye başlar. Böcek, polenleri dişi organların baş kısımlarına bıraktığında, döllenme başlar ve çiçeğin hormon seviyesi değişir. Büyüme hormanları kısa süre içinde bitkinin çiçeklerinin gelişmesini sağlar. Aynı zamanda çiçeklerin polenleri olgunlaşır. Döllenme bittikten sonra böceğin çıkmasını engelleyen tüyler kurur. Böcekleri cezbeden leş kokusu da sona erer. Böylece güzel bir tuzak ile Aristolochia nev'indeki çiçekler, onları bir gıda zanneden sinek ve böcekler tarafından tozlaştırılır.

Aynı zamanda bu tozlaşmada, değişik safhalar göz önüne serilmektedir. Umumiyetle bütün çiçeklerde dişi organlarla erkek polenler birarada bulunmakla beraber, bunların kendi kendilerine tozlaşmaları engellenir. Çiçekte dişi organ o çiçeğin polenleri tarafından döllenmeyip bu işle böcekler vazifelidir. Şayet çiçeğin erkek ve dişi organları birbirini dölleyecek olursa İrsî hastalıklar zuhur eder. Hatta bazen çiçek nevî'nin varlığı tehlikeye düşer. Çiçeklerin kendi kendilerine döllenmeleri üç yolla engellenir.

a) Polenler ve tohum taslakları aynı zamanda olgunlaşmazlar.

b) Dişi organın (pistil) stigmasına en uzak polenler aynı zamanda olgunlaşmaktadır. Bunların arasında ise olgunlaşmamış polen keseleri bulunur.

c) Eğer dişi organla polenler aynı zamanda olgunlaşırsa, böcek lehine bu tozlaşmayı engelleyecek bir mekanizma devreye girer. Yani, çiçek öyle bir vaziyet alır ki, tozlaşma ancak böcekle olur.

Strelitzia reginae'nin altı çiçeğinden her biri üçü turuncu, üçü de mavi olan yapraklara sahiptir. Bu renkli çiçeğin yaprakları birbirine karşı gelecek şekilde dizilmişlerdir. Mavi yapraklardan ikisi alt kısımda bulunur. Ve pistilin stigmasını, polen keselerini kuşatır. Bu çiçeği ziyaret eden nektar kuşları uçarken, polenleri de vücutları zamanda olgunlaşmazlar.

Strelitzia reginae'nin altı çiçeğinden her biri üçü turuncu, üçü de mavi olan yapraklara sahiptir. Bu renkli çiçeğin yaprakları birbirine karşı gelecek şekilde dizilmişlerdir. Mavi yapraklardan ikisi alt kısımda bulunur. Ve pistilin stigmasını, polen keselerini kuşatır. Bu çiçeği ziyaret eden nektar kuşları uçarken, polenleri de vücutlarına bulaştırırlar. Tadı çok iyi olan nektarı alabilmek için kuş, mavi yapraklı kısma iniş yapar. Fakat kendisi yapraklar İçin ağır olduğundan mavi renkli yapraklar açılır ve bu sayede polenler kuşun vücuduna bulaşır. Bir sonraki çiçeğe inişte de bu oyun aynen tekrarlanır.

Pek gösterişli olmayan çiçeklere sahip bitkiler çiçeklerini gösterebilmek için çeşitli vaziyetlere başvururlar. Bunlardan biri Sumatra (Endonozya)'da yetişen Amorphophallus titanum adlı bitkidir. 50 kg. kadar soğana benzer kökten 2 metre boyunda uzanan bir gövdesi vardır. Bu kısmın dibinde ise çok küçük sarı-beyaz çiçekler bulunur. Çiçek, gelişmesini tamamladıktan sonra dev çiçeği saran, genişlik bakımından 3 m.yi bulan tek bir yaprak çıkar. Renkleri bize göre pek bâriz olmamaktadır. Çünkü görüş sahamız 400 ile 700 nanometrelik bir saha ile sınırlıdır. Ama böcekler için durum farklıdır. Onlar bizim görmediğimiz morötesi sahadaki renkleri kolayca seçerler.

Böceklerin bu kadar hassas gözleri olmasına rağmen bazı çiçekleri yine de farkedemezler. Bu durumun önlenmesi için çiçekler hususî yapıda şekillere sahip kılınmışlardır. Meselâ birçok çiçek, birleşerek bir çiçek vaziyeti alırlar.

Aslanağzı gibi bazı çiçekler de ilk bakışta normal gibi görünmesine rağmen çok farklı hususiyetlere sahiptir.

Böceklerin faydalanacağı çiçek tozlarının bulunduğu kısım kapalıdır. Bu kapanma mekanizmasında üst kısım kıvrılarak alt kısmı kapatır. Öyle ki, büyük böcekler ve iri arılar alt kısmı bastırarak girişi ancak açabilirler ve nektarı emerler. Çıkışlarında da üst kısımda bulunan polenler, böcek yardımıyla tozlaşmayı sağlamış olurlar. Böcek, çiçeği terk ettiğinden aslanağzı yeniden kapanır. Böceklerin çiçeğe gelmesi besinleri olan nektarın çiçekte var olmasına bağlıdır. Bazı *****elerde ise daha değişik bir yolla erkek arıları cezbeden kraliçe arının kokusunu andıran bir koku neşretmeleri ve böylece erkek arıyla *****enin tozlaşması sağlanır.

Orta ve Güney Amerika'daki arıların davranışı ise çok daha değişiktir. Bu arılar sürülerinden ayrılarak küçük gruplar teşkil ederler. Ve diğer yabancı böceklere saldırırlar. Arılar, rüzgârda uzun sapları üzerinde kelebek gibi sallanan "Oncidium" adlı *****eleri düşman zannederler. Bu sebeple *****eye âni bir dalışla girerler. Bunun üzerine hemen girişteki polen kesesi yırtılır ve arının başına bulaşırlar. Bir sonraki çiçekte ise *****eler tozlaşmış olur. Çünkü arılar bu *****eleri de düşmana benzeterek dalış yapmışlar ve daha önceki *****eden aldıkları polenleri aşılamışlardır.

Çiçekler ve böcekler arasındaki esrarlı münasebet ve alışverişler; fıtratın bağrındaki faaliyetin lezzetle sürdürülmesi, fıtrî hizmetleri de bunlara bir ücret verilmesi yönünden üzerinde durulmaya değer. Ne var ki, bizler bu hususlarda henüz emekleme döneminde bulunmaktayız
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 21 Şubat 2019 00:02