Arama


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Nisan 2010       Mesaj #95
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
1922 ikinci tesrinin (kasim) on yedinci günü ankara ögretmenler birligi genel bir toplanti yapti; ankara devlet merkezi olduguna göre oradaki ögretmenler birliginin de genel merkez olmasina karar verildi.

Kadin inkilabi henüz yapilmamisti ve kadinlarin toplantilara geldikleri pez az görülürdü.

O gün toplantiya kadin ögretmenlerden üç kisi gelmis, ön siraya oturmuslardi; geride olan erkeklerle onlar arasindaki siralardan birkaçi bos birakilmisti.

Ertesi gün meclisteki sarikli meb’uslar köpürdüler; bu hareketi dinsizlik, ahlaksizlik, küstahlik saydilar; atatürk’e sikayet ettiler.

Atatürk onlari dikkatle dinledi; sonra fena halde kizmis göründü. Yanindakilere sordu:

- ögretmenler birligi reisi kimdir?

- mazhar müfit...

- çagirin onu...

Hocalar pek memnun görünüyorlardi. Bir kaç dakika sonra mazhar müfit gelince atatürk ona çikisti:

- siz ögretmenler toplantisinda ne yapmissiniz? Bu ne ayip sey!...

Atatürk gayet ileri düsünüslü adam oldugu, hocalarin sikayetlerini de ögrendigi için mazhar müfit sasirdi; bir seyler söylemek istedi:

- efendim, yemin ederim ki...

Sözlerini bitirmege vakit kalmadi. Atatürk gürledi:

- birak, birak hepsini biliyorum. Toplantiya kadin ögretmenleri de çagirmissiniz.

Hocalar medeniyete karsi zafer kazandiklarini zannederek gurur duyuyorlardi. Digerleri atatürk’ün böyle konusacagina ihtimal vermediklerinden hayretle dona kalmislardi.

Atatürk devam etti:

- fakat onlari niçin ayri siralara oturttunuz? Siz kendinize mi güvenemiyorsunuz, yoksa türk kadininin faziletine mi? Bir daha öyle ayrilik görmeyim! Anlasildi mi?

Hocalarin baslarindan asagiya buzlu sular dökülmüstü; süklüm, püklüm çiktilar. (türk dili)
1 tane işine yararsa