Arama

Sonsuz Aşk - Tek Mesaj #257

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Ağustos 2006       Mesaj #257
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
İlk aşkım bir silüetti...
Çocuk sayılırdım. Aşk, üst raftaki kitaplarda bahsedilen duygunun adıydı henüz.. Sinemada perdeden koltuklara doğru ışık ışık yayılan bir elektrikti.. Arsız, mahçup ve cazip.. Alabildiğine melankolik, bir o kadar platonikti.
Böylesine uzak, öylesine yakınken aşk, bir gün o silüeti gördüm.
Karşı balkonun en üst katının küçük penceresinde, kaloriferin üzerinde zarifçe tünemiş uzun saçlı bir kızdı.
Akşam oldu mu, odasının zayıf ışığını arkasına alır, yanağını pencereye dayar ve saatlerce kıpırdamadan öylece dururdu.
Yüzünü seçemezdim. Belli belirsiz bir karaltıydı uzaktan.. Ama aklımda güzelliğine dair ne varsa o biçimli profiline sığdırmış bir karaltıydı. Bir akşamüstü karşı pencereye konuvermiş ve sonra da uzun geceler boyunca sadece müzikle paylaştığım yalnızlığıma ortak olmuştu.
Belalı sınav arifelerinin, kahredici yalnızlık gecelerinin, şehvetli ergenlik düşlerinin gönüllü baş kadınıydı. O gece kütüphanemden çektiğim kitabın verdiği ilhama göre kah müşfik bir anne eliydi, kah vahşi dilber dudağı.. Gönlümce şekil verebildiğim çamurdan bir tanrıçaydı adeta.. Öylesine itaatkardı..
Odamın ışığı sönmeden uykuya çekilmezdi. Yattığında, karşı pencerede gördüğü adamı düşündüğüne kalıbımı basardım.
Artık akşamları iple çekiyor, hava karardı mı siluetimle baş başa kalabilmek için odama kapanıyor ve çalışma masama kurulup prensesimi bekliyordum.
Ona bağlanmıştım. Varlığı, yıldız yıldız odama, ruhuma akıyordu. Pencerede olmadığı geceler tuhaf bir yalnızlık duygusu eziyordu yüreğimi.. Gelip yerini alıverince içim ürperiyor, yanaklarıma kan yürüyordu.
Onu ufkuma alıp, kulağımı müziğe vererek kaç gece geçirdim, bilmiyorum.
Bir silüete aşık olmuştum.
Sonra bir gün telefon çaldı.
Açtım.. 'Karşı penceredeki kız'dı.
Yıkıldım.
Bu ses O'nun olamazdı. O, bu ismi taşıyamazdı; böyle konuşamazdı. Düşlerimi süsleyen kadının cümleleri değildi bunlar..
Hayaller ne kadar kırılganmış meğer..
Kapatmak istedim, beceremedim.
Konuşma uzadıkça, aylardır uzun geceler boyunca bin bir emekle yaptığım o muhteşem heykel, deprem yemişçesine çatırdamaya başladı. Ahizeyi kapatıp pencereye koşsam kurtarabilirdim sanki.. Bunun kötü bir şaka olduğuna kendimi inandırabilirdim. Düşlerimden yonttuğum silüetimi, gerçekliğin kollarından çekip alabilirdim.
Olmadı.
Bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyi yaşadığımı sanıyordum. Meğer daha beteri sıradaymış:
Tanıştık.
Ve söndü 'gece yarılarıma doğan güneş'...
'Bayan hayal kırıklığı' ile bir ay birlikte olduk. O ay, ikimize de zehir oldu.
Onunla birlikte silüetimi de kaybettim.
Aşk, ete kemiğe bürününce, düşler küstü. Sona erdi, gecelerimin can şenliği..
'Telefondaki kız'ı uzun yıllar sonra bir otobüs durağında gördüm. Kucağında bebeği vardı. Uzaktan selamlaştık.
O'nu çoktan unuttuğumu fark ettim. Silüet ise hiç çıkmamıştı aklımdan.
Çünkü aşk, üst raftaki kitaplardan inmemişti henüz...
Ve ben, karşı camdaki silüetin o kıza ait olduğuna hiçbir zaman inanmamıştım.
Aslında marazi bir aşkı hayalim...
...O yüzden de bir hayal oldu aşkım...