Arama


Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
22 Kasım 2010       Mesaj #5
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

İmâm-ı Azam Ebû Hanife Numan bin Sabit tara­fından kurulmuş olan Hanefilik dört fıkıh mezhebinden birisi ve en yaygın olanı. Kûfe'de (Lak) doğup büyüyen İmâm-ı Azam Ebû Hanife dönemin başta gelen ilim merkezlerinden olan Kûfe'de düzenli öğrenim görmüş, seç­kin alimlerden Kur'an ve hadis tahsil etmiştir. Hocalarının önde geleni Hammad'dır. Ebû Hanife Hammad'a tam 28 yıl talebelik etmiştir.


Kur'an okumada üstad olan İmam Âsım'dan da Kur'an öğrenmiştir..
lmam-ı Azam Ebû Hanife; Kitab, Sünnet, İcmâ; Kıyas ve Istihsan delilleriyle karara varırdı. Sünnet uyu­lan yol demektir. Peygamberimizden geldiği açıkça sabit olan Sünnet ile fa­kın sahabilerin sünnetlerini kapsar. Sünnet, bazen söz, bazen de hüküm itibariyle meşhur olur. Hz. Peygam­ber ve ashabının sözleri, hükümleri yayışları her zaman bütün İslam bil­ginlerince alınmış ve taklid edilmiştir.

Sahabiîerden sonraki neslin, yani ta­biînin taklid edilmesi konusunda iki görüş vardır. Bir görüşe göre, sana­bildi gören tabiin taklid olunur; ikin­ci görüşe göre ise tabiîn taklid olun­maz. Ebû Hanîfe de, ikinci görüşün taraftariarındandır. O, "Onlar da in­san biz de insanız" diyerek rey*i sa­vunur, taklidçiliğe karşı çıkar.

Ebû Hanife, hadisleri sıkı bir in­celemeden geçirip takdir ederdi. Kur'­an'ın genel hükümlerini tahsis eden "abâd hadis"lerle amel etmezdi. Yani tek yoldan gelen haberi (ahad habe­ri), ancak daha kuvvetli delil olduğu zaman terkederdi. Küfelilerin hadis ve fıkhına bütünüyle vâkıftı.
Ebû Hanife, her fıkhi meseleyi in­celer ve başkalarıyla tartışır ve sonra ortaya koyardı. İslam dünyasında "Tevhîd" ilmi'ni ilk kez tahsil edip ortaya koyan odur. "Fıkhu-l-Ekber", "el-Alim ve'l-Müteallim" adlı kitap­larında İslam inanç ve ibadet esasla­rını düzenli biçimde ortaya koyan da yine o olmuştur.

Gerçekten seçkin bir fakih olan Ebû Hanife, İslam fıkhında hüküm çıkarma (istinbat) için rağlam esaslar koymuş ve bunların sınırlarını belir­lemiştir. Dinin kaynaklarından hü­küm çıkarmak için yeni bir metod ge­tirmiştir. Getirdiği bu metod içtiha-din bütün türlerini içine almaktadır. İmam-ı Azam, hüküm verme ve içti­hatta bulunma metodunu şöyle açık­lar: "Ben Allah'ın Kitabı ile hüküm veriyorum. Kitapta bulamazsam Re-sulullah'ın sünnetine sarılıyorum. Al­lah'ın kitabında ve Resulü'nün sün­netinde bir hüküm bulamadığım za­manlarda, sahabilerin sözlerine bağ­lanıyorum. Yalnız sahabîlerden iste­diğim kimselerin sözlerini alıyor, is­temediğim kimselerin sözlerini almı­yorum. Fakat iş, İbrahim en-Nebal, Şa'bi, ibn Şirin, Ata b. Ebî Rabah ve Said b-el-Müseyyeb gibi tabiînin söz­lerine gelince; onlar nasıl içtihad et­mişlerse ben de öyle içtihad ediyo­rum."

Ebû Hanife'nin bu ifadeleri, Ha­nefiliğin, önce Kitap, sonra Sünnet ve sahabelerin sözleri, daha sora da kı­yas ve istihsan esaslarına dayandığı­nı; tabiinin söz ve görüşlerine bağlı kalmadığını gösterir. Bu durum ise, Hanefiliğin görüşlerinin esas itibariyle naslara dayalı olduğunu ifade eder.

Ancak hanefilikte, doğrudan naslar-la çözümlenmeyen meseleler, kıyasla halledilmiştir. Kıyas uygulaması mümkün olmadığı zaman da istihsâ-ne başvurulmuştur. Istihsanla da bir netice elde edilmezse, Müslümanların örf ve taâmüiüne göre fetva verilmiş­tir.

İslam Ansiklopedisi