Arama

Ata sporlarımız nelerdir? - Tek Mesaj #34

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
2 Ocak 2011       Mesaj #34
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kılıç Sporları
Türkler eski zamanlarda çoğu zaman yanlarında kılıçla gezerlerdi ve bu çok doğaldı. Kılıçlarını büyük bir ustalıkla kullanan Türkler kılıçları ile çok büyük işler başarmışlardır ve kılıç türklerde kutsal kabul edilmiştir. Kılıcı saldırmak için kullanan türkler onun yanında kalkanı tercih etmiş ve ayrılmaz ikili olmuşlardır. Avrupa kılıçlarının aksine türk kılıçlarının bir tarafı keskin ve kıvrıktır. Türkler kılıçlarına atları gibi bağlılık göstermiş ve onlarla birlikte gömülmüşlerdir.

Tarihçi Lofyor türklerin kılıç yetenekleri hakkında şöyle demektedir;
Türkler kılıç,acemilik ve dikkatsizlikte bir toprak çanak gibi kırılır der.ılıç onu kullananın bileğin kuvvet ve yeteneği ile üstünlük kazanır.İşte bu bilek Türklerde vardır” demektedir.

Kılıç; kabza ,korkuluk, namlu denilen üç parçadan oluşmaktadır.
a) Kabza: Ağaç,boynuz,kemik yada madeni maddelerden yapılırdı.kabzanın süslü olmasına her dönemde ayrı bir özen gösterilirdi.
b) Korkuluk: Kılıcı kullanan kişinin elini bir darbeye karşı koruyan bölümdür.
c) Namlu: Kılıcın madeni bölümüdür.
Not: Türk kılıçlarının namluları eğridirve bu sayede kılıçlar daha büyük yaralar açabilir ve daha ölümcüldür. Eğri namlunun dışında iki yanı keskin,düz,yuvarlak ya da ucu keskin namlu türleri de vardır.

Kılıç ve kın yapımı aynı zamanda bir sanat sayılır ve üstüne çeşitli simgeler ve dekorasyonlar işlenirdi.

Eski türklerde kılıç kullanmak çocukluktan tahta kılıçlarla başlardı. Kılıç oyunlarına büyük önem verilirdi ve önemli günlerdede oynanırdı. İnsanlar birbirlerini yaralamamaya çalışırdı. Fakat iki kabile arasındaki dövüşlerde öldürme zorunluluğu vardı. Eski türklerde olduğu gibi bu geleneklerin çoğu Osmanlı zamanında da devam etmiştir. Kılıç yapımında aynı zamanda su verme de büyük bir önem taşır ve her kılıç yapım ustasının kendine has bir gizli formülü vardı.


Güreş
Güreş sözcüğü kureş kelimesinden gelmektedir. Türkler güç toplamak ve gücünü insanlara kanıtlayıp kendine bir şan yaratmak için güreşe başvurmuşlardır ve bunun haricinde önemli günlerde(düğün vb.) cirit ve binicilik gibi oynanırdı. Güreşin bulunuş tarihi olmasada bazı kanıtlar güreşi Türklerin bulduğunu göstermektedir. Türkler Anadolu’ya göç ettiklerinde Anadoludaki güreş stilleri ile birleşmiş ve ortak stiller oluşmuştur. Ege ve trakya da en yaygın olan güreş stili de yağlı güreştir. Güreş Osmanlı zamanında çok popüler olmuştur ve bazen padişah huzurunda da yapılmıştır.En çok tanınan ve oynanan güreşler Karakucak güreşi ve yağlı güreştir. Güreş maçlarında kazanmaya yöneltmek, hırslandırmak için maça eşya gibi şeyler konulurdu. Sonra bunlar yerine para için güreş yapılmaya başlandı ve bu da profosyonel güreşin doğuşu olmuştur.

Türkiyedeki eski Pehlivanlardan bazıları
Koca Yusuf
Adalı Halil
Filiz Nerullah
Kurtdereli Mehmet
Kara Mehmet dünya çapında ünlenen pehlivanlardır.
Bundan sonra çok büyük galibiyetlerimiz olmuş ve ülke ve avrupa çapında madalyalar almış galip olmuşuz.

Eski Zamanlardaki Güreş Türleri:
a) Kırkpınar Güreşi
b) Yağlı Güreş
c) Aba Güreşi
d) Şalvar Güreşi


Günümüzde Güreş

a) Serbest Güreş:Neredeyse tüm tutuş biçimlerinin yapılmasına izin verildiği bir güreş türüdür. Yaşamı riske atacak(kol bacak kırmak boğmaya teşebbüs vb.) hareketler yasaktır.
b) Grekoromen Güreş: 19. yüzyılda Fransada geliştirilmiştir. Bu güreş stilinde yalnız vücudun belin üstündeki kısmı tutmaya izin verilir ayakların kullanılması veya onları tutmak gibi hareketler aynı zamanda yaşamı riske atacak hareketler yasaktır.
c) SamboMsn Confusedambo judo ve serbest güreşle büyük benzerlikler taşır. Samboda az hareket yasaklanmış ve bunlardan biri ise boğaza saldırmaktır.

Güreşte yapılan hareketlere göre puan kazanılır arada 10 puan fark açılırsa maç biter ve en fazla puanı olan maçı kazanır. Bunun dışında bir sporcu diskalifiye edilirse, süre dolarsa ya da maç yaralanmayla sonlandırılırsa maç biter.

Cirit
Cirit oyunu türkler arasında yüzyıllardır oynanan bir spordur.Türkler orta asya’dan buraya getirmişlerdir.Ciritin 16. yüzyılda bir savaş oyunu kabul edilmiştir. Cirit osmanlı da çok önemli ve çok popüler bir oyun olmasına rağmen aynı zamanda çok tehlikeli bir spordu ve bu nedenler 1826’da 2. Mahmut tarafından yasaklanmıştır. Daha sonra ise tekrar yaygınlaştı. Cirit aynı zamanda savaş amacıyla da kullanıldı. Cirit atların üzerinde oynanıyordu ve atlara çok değer vermeleri aynı zamanda bağışlamak gibi birçok özellik bahşettiği için çok önemli bir spor olmuştur.

Cirit ucu sivrileştirilmiş 110 cm lik bir sopadan yapılmıştı o zamanlar. Oyunda birine vurabilecekken geri çekilmek puan kazandırır aynı zamanda sportmanlik ve bağışlama duygusunu pekiştirir öğretirdi. Aynı zamanda farklı şekillerde de puan toplanırdı.

Oyun o zamanlarda İstanbul daki at meydanında oynanmıştı. Burada her zaman alıştırma yapan insanlar bulunurdu fakat en büyük yarışmalar Cuma günleri Cuma namazından sonra yapılırdı ve at meydanını yüzlerce atlı doldururdu. At meydanı hariç Cündi ve Kağıthane de de yarışlar oldukça fazlaydı. Bu yarışlara bazı zamanlar padişah da katılırdı. Oyun tehlikeli olduğu için yaralanmalar hatta bazen ölümler bile olmuştur. Ölenler ise er meydanında ölmüş sayılır ve bu konuda olay çıkmaz dava açılmazdı. Hatta babaları ölen çocuklarıyla övünürlerdi.

Sonrakı zamanlarda ise öleüm olayını kaldırmak için ciritlerin uçları yuvarlak olarak kesilmeye başlanmıştır. İlk İhtsas kulübü erzurumda 1957 de Erzurum Atlı Spor Kulübü olarak kurulmuş sonra Erzurum’da 11,Erzincan’da 1,Bayburt’ta 1,Ankara ‘da 1,Uşak ‘da 4,Manisa ‘da 1,Malatya’da 1 kulüp kurulmuştur. Şimdi ise Erzurum ve birkaç ilimizde düğünlerde ya da yarışma olarak oynanmaktadır.

Cirit'de Kurallar:

Cirit Oyunu'nda iki takım bulunur. Bu takımlar 70 ilâ 120 metre genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak alanın en gerisinde 5'şar, 6'er veya 7'şer kişi olarak dizilirler. Ciritçiler bölgesel giyimleriyle atlarına biner. Sağ ellerine atacakları ilk ciriti, diğer ellerine de yedek ve kamçı alırlar. İki tarafın birinden bir atlı öne fırlar, karşı dizinin önüne 30-40 metre kadar yaklaşır. alay durağındaki rakip takım oyuncularından birine Sağ elindeki ciriti savurur, sonra geri döner, atını kendi dizisine doğru mahmuzlar. Karşı tarafın oyuncusu hızla onu takip eder, elindeki ciriti geri dönüp kaçan karşı taraf elemanına fırlatır. Bu kez ilk oyuncunun çıktığı sıradan diğer bir ciritçi onu karşılar. İkinci diziden çıkan, sırasındaki yerini almak için süratle yerine dönmeye çalışır. Bu defa rakibi onu kovalar ve ciritini atar.
Oyun böylece sürer. Cirit isabet ettiren ciritçi takımına sayı kazandırır.Günümüzde cirit modernize olmuş ve artık resmi bir spor dalı haline gelmiştir.Artı ve eksi puanlardan oluşan bir puanlama şekli mevcuttur.Oyunun galibini bu puanlar belirler
Ciritçi karşı taraf oyuncusundan kendisini sakınmak için çeşitli hareketler yapar, atın sağına soluna, karnının altına, boynuna yatar.
Öte yandan cirit oyununda ölüm olmaması için, daha evvelleri hurma ve meşe ağacından 70-100 santim uzunluğunda, 2-3 cm. kutrunda yapılan ciritler, daha sonraları kavak ağacından yapılmaya başlanmıştır. Sopaların uçları silindir şeklinde kesilerek yuvarlatılır. Kabukları yontulur. Bu isabet halinde bir yara açılmasını ve ölüm tehlikesini yok etmek için alınan bir tedbirdir.
Cirit sona erince, cirit oyununu düzenleyenler başarılı olanlara ödüller, ziyafetler verir.



CİRİT OYUNUNDA KULLANILAN TERİMLER
Değnek; Diğnek, Deynek: Çeşitli yörelerde cirit oyununa verilen ad.
Cirit Havası: Cirit oynanırken davul ve zurna ile özel ritmlerde çalınan ezgilerin tümü ya da bir tanesi.
At Oyunu: Ciritin Tunceli ve Muş yöresindeki adı.
At Oynatma Havası: Tunceli ve Muş yörelerinde ciritten önce at oynatma için özel ritmlerde çalınan ezgi ve ritmlere verilen ad.
Rahvan: Atın iki ayakla koşar gibi aynı yanda bulunan ayaklarını aynı anda atarak yaptığı, biniciyi sarsmayan bir yürüyüş şeklidir.
Rahvan At: Biniciyi sarsmadan yürüyen at.
Tırısa Kalkmak: Atın çaprazlama ayak atarak hızlı ve sarsıntılı yürüyüşüne denir.
Dörtnal: Atın en hızlı koşuşu.
Hücum Dörtnal: Atın en hızlı koşuşunun daha ilerisinde bir süratle hedefe at sürme.
Adeta: Atın düz yürüyüşü.
Aheste: Atın ağır ağır, arka kalçalara yüklenerek yürüyüşü.
At Başı: İki atın bir hizada oluşu.
At Cambazı: Ciritte at üzerinde beceri ve hüner gösteren binici.
At Oynatmak: Ciritte hüner göstermek.
Sipahi, Sipah, İspahi: Eskiden Yeniçeriler zamanında bir sınıf atlı askere denirdi. Fakat iyi at binen kişilere de at oyunlarında becerisi olan oyunculara da çeşitli yörelerde bu adlar kullanılmaktadır.
Seymen Olmak: Ulusal giysilerin yöreye ait olanlarının düğün nedeni ile Ankara dolaylarında giyilmesine denir.
Osmanlı: Atlı, suvari, anlamında kullanılmaktadır.
Menzil: Ciritte at üzerinde sıra biçiminde duranlara verilen ad.
Alan: Cirit meydanına verilen ad. Cirit oynanan yer.
Şehit: Ciritte isabet alıp ölenlere verilen ad.
Acemi: Savurduğu ciriti ata değen oyuncuya denir.


Atçılık-Binicilik

Alman tarih bilimcisi Portriatz ın bulgularına göre türkler tarafından M.Ö 6000 zamanlarında evcilleştirilmiştir. Türklerde at çok büyük önem taşır. Attan içecek ve yiyecek ihtiyacı dışında evlenme, eğlence, eşya taşıma hatta aksesuar için bile kullanılmışlardır ve eski türklerin hayatlarının her yerinde kullanılmışlardır. Atları o kadar önemli saymışızdır ki atı olmayan kişi hor görülür ve çalmak zorundadır ve at çalmak bir beceri olarak görülürdü. Atı çalınan kişi bunu onur kırıcı bir hareket olarak görürdü ve bu nedenle çok fazla çatışmalar çıkardı. Atlarla at yarışları düzenlenirdi. Atlar o kadar sevilirdi ki bazı insanlar mezara atları ile gömülmüşlerdi.

Osmanlıda atlar savaş amacıylada kullanılmaya başlanmıştır. Soylular ile halkın bindiği atlar çeşitlilik göstermekteydi. Atlı süvarilerden oluşan büyük ordular vardı ve atları yetiştirmek için birçok yere at çiftliği türü yerler yapılmıştır.. Osmanlı nın son zamanlarında at eski önemini kaybetmiştir.

Sultan Abdüllaziz döneminde Kağıthane de Kağıthane yarışları adında at yarışları düzenlenmiştir. Bu yarışlar çok düzenli olmayıp ilgi de pek artmamıştır. Aynı Manisa da da düzensiz yarışlar yapılmıştır ve yine pek ilgi duyulmamıştır.

Günümüzde ise atçılık popüler bir spor dalıdır. Jokey kuübleri açılmış ve sporun yanısıra atlar üzerinde bahis oynanmaktadır. Günümüzde atçılık hem engelli yarış hem de koşu yarışı olarak yapılmaktadır.