SİZİN Kİ 'DEPRESİF RUH HALİ' Mİ, YOKSA 'DEPRESYON' MU?
Sık sık 'depresif ruh hali'yle karıştırılan depresyon, beyin biyolojisiyle ilgili 'ciddi' bir psikiyatrik hastalık.
30 Ağustos 2006 Çarşamba 10:10 Son zamanlarda kendinizi değersiz, karamsar ve sinirli mi hissediyorsunuz? Nedensiz ağlama nöbetleri, konsantrasyon güçlüğü gibi şikâyetleriniz mi var? O halde dikkat, depresyon kapınızı çalıyor olabilir. Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arif Verimli depresyonu ve belirtilerini anlattı.
Depresyon nedir?
Depresyon bir beyin hastalığıdır. Belirtileri tanımlanmış, tedavisi mümkün bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Halk arasında söylenen geçici, duygusal keder ve neşesizliklerden öte depresyon çok ciddi bir beyin rahatsızlığıdır, mutlaka iyi tanınmalıdır.
Genel belirtileri nelerdir?
Belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz: Sosyal yaşamdan uzaklaşma, günlük aktivitelere ilginin azalması, sık sık ağlama isteği, kişisel bakımda özensizlik, umutsuzluk, kimsenin kendisiyle ilgilenmediği düşüncesi, alkol ya da madde kullanımına başlama, suçluluk duyguları, karamsarlık, kaygılar, kendine güvenin azalması, konsantrasyon güçlükleri, sinirlilik, uzun süren üzüntü, tekrarlayan ölüm ve intihar düşünceleri, çoğalan ya da azalan enerji düzeyi.
Uyku düzensizlikleri bir işaret
Depresyonda dikkat çekici bir başka belirti uykuda düzensizliklerdir. Bu, aşırı ya da çok az uyku şeklinde kendini gösterebilir. Bir diğer önemli belirti, iştahın aşırı artması veya azalması. Ayrıca hastalarda neşesizlik, hayattan keyif almama, tahammülsüzlük, cinsel istekte azalma, bakımsızlık, içekapanıklılık, sürekli geçmişe yönelik hataları düşünme, kendini değersiz görme, yorgunluk, kendini boşlukta hissetme de depresyonda sık görülen şikâyetler.
Depresyona girmede neler etkendir?
Bugünkü bilgimize göre, depresyondaki en önemli yatkınlık etkeni kalıtım. Araştırmalar, depresyon geçirenlerin akrabalarında da depresyonun sık görüldüğünü gösteriyor. Herkes her gün pek çok kederle karşılaşıyor. Bu faktörler yatkınlığı olanlarda depresyonu tetikliyor. Ama yakınlarında depresyon olanların tamamı depresyona girecek diye bir şey söylenemez.
Hormonlardaki bozukluklar depresyon nedeni mi?
Evet. Mesela mutluluk hormonları dopamin, serotonin, endorfinle duyguları dengeleyen hormon melatonindeki bozulmalar depresyon nedeni olabilir. Ayrıca depresyon bazı hastalıklar sonucunda da ortaya çıkabilir. Örneğin beyin kanaması, beyin travması ya da beyin damar hastalıklarıyla ilgili geçirilmiş bir rahatsızlıktan sonra depresyon görülebilir.
Hastalıklar ve depresyon
Alkol ve madde kullanımı, tiroit hormonundaki dengesizlikler, guatr hastalığı, şeker hastalığı, yatağa bağımlı hastalıklar depresyon yaratabilir. Ergenliğe, menopoza girme, doğum gibi vücut kimyasındaki değişikler önemli bir depresyon nedenidir.
İlaçlar depresyona yol açabilir mi?
Uzun süreli kullanılan bazı ilaçlar depresyondan sorumlu olabilir. Bazı kanserler ve yüksek tansiyon hastalığında da depresyon ortaya çıkar. Bununla birlikte panik fobiler, takıntılar gibi anksiyete bozuklukları, bulumia ve anoreksiya gibi yeme bozuklukları, duygu durum bozuklukları ve şizofreni gibi rahatsızlıkların ortak paydası depresyondur. Depresyona işsizlik, boşanmalar, ayrılıklar, hava, yol durumu gibi faktörler de yol açabilir. Ancak bu faktörler depresyonda çok küçük oranda etkili.
Depresyon ile depresif olma farklı şeyler mi?
Farklılıktan da öte bir ayrımları vardır. Depresyonun belirtileri depresif belirtilerdir. Depresif belirtiler kimi zaman hepimizde görülür. Gün içerisinde depresif bir ruh haline bürünebiliriz. Kimi günler neşesiz, karamsar, tahammülsüz ve bakımsızızdır. Ancak bir sonraki gün bu durum geçebilir. Depresyonsa bir belirtiler topluluğu olup, yaşam kalitesini çok ciddi anlamda bozan, beyin biyolojisiyle ilgili son derece ciddi bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Depresyonda teşhis için depresif belirtilerin hiç aksamadan en az iki-üç ay boyunca devam etmesi gerekir.
Prof. Dr. Arif Verimli kimdir?
1954 yılında Antalya'da dünyaya gelen Prof. Dr. Arif Verimli ilkokul, ortaokul ve liseyi Antalya'da bitirdi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni 1977'de tamamlayarak tıp doktoru oldu. Mezuniyetten sonra psikiyatri asistanlığı yaptı. 1982'de uzman olan Verimli, 1982-1983 yılları arasında Adana Askeri Hastanesi'nde askerlik görevini tamamladı. 1983'te zorunlu hizmet atamasıyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde başasistan olarak göreve başladı. 1990'da doçent oldu. 1994-2003 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin başhekimliğini sürdüren Dr. Verimli, aynı hastanede 5'nci Psikiyatri Klinik Şefi olarak görevini sürdürdü. Başhekimliği döneminde 'Evlilik Danışma Merkezi', 'UMATEM', '182 Umut Işığı Hattı', 'İntihar Müdahale Merkezi'ni kurdu. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden emekli olan Verimli, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda profesörlük kadrosuna atandı. Halen aynı fakültede görevini sürdüren Prof. Dr. Verimli evli ve iki çocuk babası.
(radikal)
***
ETİ NASIL PİŞİRİRSENİZ KOLESTEROL YAPMAZ?
Dr. Chen, zeytinyağı dışındaki salamura malzemeleri üzerinde de araştırma yaptıklarını söyledi.
01 Eylül 2006 Cuma 11:25
Tayvan'daki Fu Jen Üniversitesi doktorları, eti zeytinyağında bir süre beklettikten sonra başka yağ koymadan pişirmek gerektiğini söylüyor. Zeytinyağında salamura edilen etin kötü kolesterol oranını düşürdüğünü belirten uzmanlardan ekibin başındaki Dr. Bing-Huei Chen, "Zeytinyağında bekletilen ette pişirildikten sonra antioksidan görevini gören kimyasallar oluşuyor. Bu kimyasallar sadece kötü kolesterolü azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp hastalıkları ve kansere yol açan hücreleri de öldürüyor" dedi. Dr. Chen, zeytinyağı dışındaki salamura malzemeleri üzerinde de araştırma yaptıklarını söyledi.
ALZHEİMERA KARŞI MEYVE VE SEBZE SUYU
Amerikalı araştırmacılar, çalışma kapsamında 2 bin kişinin yeme ve içme alışkanlıklarını on yıl boyunca gözlemiş.
01 Eylül 2006 Cuma 00:16
Meyve veya sebze suyu içmek, Alzheimer hastalığının gelişmesi riskini belirgin ölçüde azaltabilir.
Amerikan Tıp Dergisi'nde yayımlanan bir araştırma, haftada üç kereden fazla meyve veya sebze suyu tüketmenin, Alzheimer hastalığının oluşumunu önlediğini ortaya koydu.
Amerikalı araştırmacılar, çalışma kapsamında 2 bin kişinin yeme ve içme alışkanlıklarını on yıl boyunca gözlemiş.
Buna göre, haftada üç seferden daha fazla meyve veya sebze suyu tüketenlerde, haftada bir seferden az tüketenlere kıyasla, hastalığın gelişme riskinin yüzde 76 azaldığı saptanmış.
İngiliz Alzheimer Derneği'nden Susan Sorensen, bulgunun bilhassa yüksek Alzheimer riski taşıyanlar açısından büyük önem taşıdığı görüşünde.
"Çalışma, haftada bir seferden fazla meyva suyu içenlerde Alzheimer gelişme riskinin azaldığını açık biçimde gösteriyor. Bundan daha fazla tüketenlerde ise risk daha büyük ölçüde azalıyor. Bu, diyabet gibi başka nedenlerden yüksek risk taşıyanlar açısından ise özellikle önemli."
Dr Sorensen, meyve veya sebze suyunun hastalıkla nasıl mücadele sağladığını ise şöyle anlatıyor:
"Biz bu durumun meyvelerın içerdiği, ayrıca bir dizi sebzede de bulunan "polifenol" adlı birtakım bileşenlere bağlı olduğuna inanıyoruz. Beyne kan akışını sağlıyorlar ayrıca büyük olasılıkla oluşan hasarla da tepkimeye giriyorlar. Bu hasara hidrojen peroksitin neden olduğuna inanıyoruz. Bu madde, beyindeki bazı faaliyetlerin yan ürünü."
Alzheimer, beyinde "beta amyloid" adlı bir protein tortusu oluşturuyor. Bu birikim, beyin hücrelerini öldürüyor ve unutkanlığa yol açıyor.
İşte bu değişim sürecine "hidrojen peroksit"in neden olduğu tahmin ediliyor.
Serbest radikaller, hücrelerin zarar görmesine ve birçok hastalığa yol açan reaktif maddeler.
Yapılan pek çok çalışmaya göre ise birçok gıdada yer alan kimyasal maddelerden "polifenol", bu döngüyü yarıda kesip zarar veren serbest radikalleri etkisizleştirebiliyor.
Meyve ve sebzelerde ise bol miktarda polifenol bulunuyor.
Alzheimer Araştırma Vakfı'ndan Harriet Millward, "Pek çok bilim adamı, vücutta serbest radikal oluşumuyla Alzheimer'e yakalanan insanlarda beyin hücrelerinin değişimi arasında bir bağlantı olduğuna inanıyor" diye konuştu.
"Sebze ve meyve suları, serbest radikalleri ortadan kaldıran antioksidanları içerdiğinden, bu araştırma sayesinde mevcut teori de güçleniyor."
Dr Millward'a göre bu araştırmanın uzun vadeli olması ve büyük bir grup insanı kapsaması da teoriyi güçlendiren nedenlerden.
Uzmanlar, hangi meyve ya da sebze sularının daha fazla etkisi olduğuna ilişkin ise araştırmaların devam ettiğini belirtiyor.
/BBC
Son düzenleyen Pasakli_Prenses; 22 Aralık 2008 17:34
Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi