Menopozda kemik erimesi hızlanıyor
Menopoz döneminde kemiklerin kalsiyum tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun çok hızlı azalması, kemik erimesini hızlandırıyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Hükmen, erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda menopoz sonrası meydana gelen hormon değişikliklerinin, kemik erimesini hızlandırdığını söyledi.
Osteoporoz Riski Kadınlarda Yüksek
Hükmen, osteoporozun sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalık olduğunu belirterek, kemik kütlesinin giderek azalması sonucu zayıflayan kemiklerin kolay kırılır hale geldiğini söyledi. Vücuttaki bütün kemiklerin bu durumdan etkilendiğini anlatan Hükmen, kemik erimesinin özellikle omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgin görüldüğünü ve kırıkların özellikle yaşlılarda tehlikeli boyutlara ulaştığını ifade etti.
Hükmen, osteoporozdan etkilenenlerin yüzde 80’ini kadınların oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: “Erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda, menopoz sonrası meydana gelen hormon değişiklikleri, kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde nadir olarak, genellikle 70 yaşından sonra görülür. Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında, kemik yoğunluğundaki azalma daha şiddetlidir. Bunun nedeni de kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun, menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır.”
Beslenmenin Önemi
Sigara ve içki kullanan veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınların, adet düzensizliği olan, ailesinde osteoporozlu hasta bulunan, özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış ve menopoza girmiş kadınların, hastalığa karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini bildiren Hükmen, hastalığın ilerlemesini önlemek için beslenmenin çok önemli olduğunu ifade etti.
Hükmen, hastaların, süt ve süt ürünleri, balık ve yumurta gibi besinleri bol miktarda tüketmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Günde 1-2 gram kalsiyum tabletleri alınabilir. Hastada emilim bozukluğu varsa kalsiyumla birlikte D vitamini de verilmelidir. Hasta, günde 20 dakika güneşte kalmalı ve 1-2 litre su tüketilmelidir. Günlük yaşamda hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli, asansör yerine merdivenler, kırmızı et yerine sebzeli yiyecekler tercih edilmelidir. Osteoporozdan korunmak veya gelişimini azaltmak amacıyla menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi önerilir. Evden fazla dışarı çıkmadıkları için yeteri kadar güneş ışığı alamayan yaşlılarda kemik erimesi hızlanır.”
İleri Yaşın Korkulu Rüyası
İskeletimizin %24'lük bir bölümü, her yıl çözünüyor ve yeniden meydana getiriliyor. Ancak yıkım, sıklıkla yapımdan daha fazla gerçekleştiği için, yaşamımızda her yıl yaklaşık %0,3 oranında kemik kaybı yaşıyoruz. Gerçek anlamda kemik kaybıysa, hem kadınlarda hem de erkeklerde, normal yaşlanma sürecinin bir parçası olarak 35 yaşında başlıyor.Çocukluk yılları boyunca, vücuda alınan kalsiyumun %75 gibi çok büyük bir yüzdesi, kemik dokunun yapısına katılıyor. Kadınlarda 14, erkeklerdeyse 17 yaşına kadar kemiklerin büyümesi ve yoğunluğunun artması süreci devam ediyor. Kemik kütlesinde tepe noktaya, 20'li yaşlarda ulaşılıyor ve sonraki yaşlarda da düşüş başlıyor. Bu noktadan itibaren kalsiyum, kemik yapımında değil, yalnızca kemik yapısının sağlamlığının korunmasında kullanılıyor. Bu yüzden de, kemik yoğunluğu ilerleyen yaşla birlikte azalma gösteriyor.
Kemiğin ince yapısı, birbirine bağlanmış proteinlerden oluşan çatı içerisinde bir arada gömülü olan kalsiyum ve fosfor kristallerinden oluşuyor. Kalsiyumun baskın yapısal formu olan hidroksiapatit, toplam kemik ağırlığının %67'sini oluşturuyor. Geri kalan yüzdeyse, kolajen ipliklerden meydana geliyor. Mineral kristalleri kemiğe sertlik, güç ve dayanıklılık, kolajense esneklik kazandırıyor. Magnezyum, flor, sodyum, potasyum, sitrat ve diğer eser elementler de, bu yapının "sıvası".
Kemik dokuda, başlıca 3 tip hücre bulunuyor: osteoblastlar (genç kemik hücreleri), osteositler (kılıfla kaplı erişkin kemik hücreleri) ve osteoklastlar (yıkım dev hücreleri). Kemik dokuya derinlemesine gömülü olan osteoklastlar kemik dokunun yıkımından, diğer iki hücre tipiyse kemik dokuya mineral yığılımından sorumlu. Bu iki olay arasındaki denge de, kemik kütlesini ve yoğunluğunu belirleyen temel etken. Söz konusu hücrelerin sürekli etkinlikleri, yeterli ve uygun miktarda kalsiyum varlığına dayalı. Kalsiyum, bu anlamda, kemik oluşumu, beslenmesi, gelişimi ve rejenerasyonunda, yaşamsal önem taşıyor. Kemik yoğunluğunun kalıtsal özelliğiyse, dokuda bulunan D vitamini almacı geninde görülen çok tiplilikle açıklanıyor.