Arama


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
6 Ekim 2011       Mesaj #53
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Sürekli olarak kütüphanesi ve ansiklopedileri, dil kitapları ile kendini geliştirmesi, dansı ve güzel içkileri, sohbeti sevmesi onu bir yaşam artisti haline getirmektedir. Paris, Berlin, Viyana ve Sofia’da bulunmuş olmak, ileri uygar toplumların yaşayış stilini yakından görmek, Mustafa Kemal’de büyük bir imrenmeyle beraber, bu toplumların seviyesini Türkiye’de aşma arzusu yaratmıştır. Dolayısıyla Alman şehirci Jantsen’i getirterek Ankara’ya çağdaş bir görünüm veren M. Kemal, ayrıca daha Cumhuriyet’in ilanından bile önce, 1 Mart 1923′de bu konuda hedeflerini ortaya koymuştur: “Vatanın önemli merkezlerinde modern kitaplıklar, konservatuvarlar, müzeler, güzel sanatlar sergileri kurmak, bütün ülkeyi basımevleri ile donatmak”.

Bu önemli karar lafta kalmadı ve uygulamaya hemen geçildi. Sonucunda da 1923′de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi kuruldu, bunu Antalya, Bursa ve Edirne Arkeoloji müzeleri izledi. 1 Nisan 1924, Topkapı Sarayı eşyaları ile müzeye çevrildi. 24 Kasım 1934′de Ayasofya, 1925′de Eski Şark Eserleri Müzesi, 1926′da Konya Mevlana, Tokat, Amasra ve Sinop Müzeleri, 1927′de İslam Eserleri Müzesi, İzmir, Sivas, 1929′da Kayseri, 1931′de Afyon Müzesi, 1934′de Efes, Diyarbakır, 1935′de Manisa, Silifke, Isparta, 1937′de Dolmabahçe Sarayı’nın bir bölümü Resim ve Heykel Müzesi olarak düzenlendi. Oldukça tutucu bir yapıda olan o günkü toplum yapısını çağdaşlaştırmaya gayret ettiği günlerde, ilk meclisinde bir hoca mebus “Bu asri kelimesi ne demektir?” diye sorunca, reis yerinde bulunan Mustafa Kemal “Adam olmak demektir hocam, adam olmak” der.