Arama


TwiLighT - avatarı
TwiLighT
Ziyaretçi
20 Ekim 2011       Mesaj #2
TwiLighT - avatarı
Ziyaretçi
Muhterem Müslümanlar!
Her canlı varlık soyunun devamını ister ve bunun için gayret gösterir. Bu, canlının varlığını devam ettirebilmek arzusunun bir sonucudur. İnsan ise, canlı varlıklar içinde en mukaddes bir varlıktır ki; Allah Teala insan için “halifem” demiştir. İnsan da, neslinin devamı için üremek ihtiyacı olan, çoğalmak kendisine hoş gösterilen bir yapıda yaratılmıştır.
Allahü Teala Kuran-ı Kerimde şöyle
buyurdu:
“Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (câzip) gösterildi. Bunlar, sadece dünyâ hayâtının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allâh'ın yanındadır. (Ali İmran/14)”
İnsanoğlu, çoğalarak bununla gurur duyar. Lakin çocuğu hayırlı olmazsa evladıyla ilgili hayal ve arzuları anne ve baba için bir kabusa dönüşür. Hayatı zindan olur, üç günlük dünyada ağız tadıyla yiyeceği üç lokma zehir haline gelir.
Çocuğun hayırsız olması çocuğun kusuru mudur yoksa anne babanın kusuru mudur? Elbette anne ve babanın kusurudur.
Bu haftadan itibaren "çocuk terbiyesi ve eğitimi üzerine anne babaya düşen nedir?" Konulu bir kaç hafta sürecek hutbelerimiz olacaktır. Gönül ister ki bu hutbeleri bilhassa bayanlarımız da dinleyebilsinler veya bu hutbelerden haberdar olsunlar.
Buna neden ihtiyaç duydum? Almanya'ya geldikten sonra sayısını hatırlamıyorum ama, bir hayli nikah kıydım.
İtiraf edeyim ki, bunlar içinde yeni evlenecek olan çiftlere ait kıydığım nikah malesef iki adettir. Diğerlerinin tamamı başlarından bir iki evlilik geçmiş bay veya bayanların nikahı olmuştur.Yaşlarına bakıyorum; daha henüz evlenme çağında veya evlenme çağını biraz geçmiş. Bu kadar kısa ömür içinde bu kadar çok evlilik yapmak, her evliliği bir umut olarak görüp sonunda hüsrana uğramak, her seferinde tutunduğu dalın kopması, yaslandığı ağacın yıkılması bu gençleri çok kısa sürede tüketir, bunalıma sürükler. Çok ama çok tehlikeli bir gidişattır bu. Öyleyse ne yapmalıdır?
Meseleyi halletmek çocuklarımızı terbiye edecek metodları doğru bilmekten geçmektedir. Dünya elli yıl öncenin, yüz yıl öncenin dünyası değildir. Dünya, benim yaşımın, benden büyük yaşta olanların dünyası değildir. Dünya çocukların ve gençlerin dünyasıdır. Her şey onlara hitap etmektedir. Her şey ya onları çok iyi bir geleceğe hazırlamak için ya da yoldan saptırmak için icad edilmektedir.
Hz. ALİ R.A:
“Çocuklarınızı içinde bulunduğunuz çağa göre değil gelecek çağa göre eğitiniz” buyurarak devrim niteliğinde bir söz söylemiştir. Mevlana Celaleddin de: “Eskiye ait ne varsa söylendi cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım”diyerek çağını aşan bir altın öğütte bulunmaktadır.
Değerli Müslümanlar!
Anne babalar olarak zaman zaman meslek edindirme kurslarına çağırıldığımız ve gittiğimız olmuştur. Kadınların el işi beceri kurslarına, yemek kurslarına ilgi gösterdiği olmuştur. Ama çocuk eğitimi ve terbiyesi kurslarına katılmayı, veya böyle bir kursun açılmasını düşünüp istemeyi nedense hep lüzumsuz görmüşüzdür. Çünkü her anne baba eğitim ve terbiye konusunda kendisinin anne babasından gördüklerini aynen çocuğuna uygulaması durumunda meselenin hallolacağını düşünmektedir.. Lakin sonunda çoklarımızla hüsran yaşamışızdır.

Ancak aziz cemaat!
Hiçbir anne baba çocuğunun hayat yolunu çizemez... ANCAK ONA, KENDİ YOLUNU ÇİZECEĞİ BİR HARİTA VEREBİLİR iken bizler onun hayatını çizmeye kalkarız; bu yanlıştır.
Günümüzde insanlık, balığı, kuşu,köpeği, kazı, ördeği eğitirken kendi evladını terbiye edememekten şikayetçi ise bir yerlerde bir hata yaptığı muhakkaktır. Hata nerededir? Eğer telafi edilmezse vahim sonuçlar doğuracak olan, hatta sizlerin zaman zaman: “Neslimizi kaybediyoruz” diyerek yakındığınız bu tehlikenin telafisi var mıdır?
Büyük hükema Sadi Şirazi:
“Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, gelecekte koyun gibi güdülmesinler.”
diyor. Bir Batılı yazar ve düşünür de: “Çocuklar donmamış beton gibidirler; üzerlerine ne düşerse iz bırakır” demektedir. Peygamberimizin bu husustaki tavsiyesi şöyledir:
“Anne babanın çocuğuna bırakacağı en iyi miras güzel terbiyedir.”
Peki ama güzel terbiye nedir ve nasıl olmalıdır? Günümüzde terbiye ve eğitimin ruhu aynı kalmakla birlikte metodları çok gelişmiştir. Değişmemiştir ama gelişmiştir. Her birerlerimiz bunları öğrenmeli ve yeni bir başlangıç yapmalıyız. Buna mecburuz.

Muhterem Müslümanlar!
Çocuk terbiyesi ve eğitimi, daha baba adayının evleneceği kızı seçerken dürüst, namuslu, dindar bir kız seçmesi, anne adayının da dürüst, namuslu ve karakterli, aynı zamanda dindar bir koca adayının teklifini kabulüyle başlar. İleride dünyaya gelecek olan çocuk ne annesinden utanç duymalıdır ne de babasından. Her ikisi de ahlak ve karakter bakımından mükemmel olmalıdır ki çocuk anne babasıyla gurur duyabilmelidir.
Baştan yanlış atılacak adımın faturasını önce çocuklarımız sonra da kendimiz öderiz. Çünkü hayat reçete edilemez. Her insan kendi doğruları ile yaşar. “Bana göre böyle” der. “Ben böyle gördüm” der. Asrımız bilgi asrıdır. Binlerce uzman, çocuk psikolojisi ve eğitimi üzerinde harıl harıl çalışma yapmakta, klinik taramalarda bulunmaktadır. Elbette her konuda, nasıl ki bilimin dediğinden şaşmıyorsak bu hususta da bilimin söylediklerine kulak vermemiz gerekmektedir.
Bizim Müslüman olarak yapacağımız, bilimin bize öğreteceği eğitim ve terbiye metodlarını İslami motiflerle süslemek, Hz.Peygamberin ahlakıyla güzelleştirmektir.

Muhterem Müslümanlar!
Çocuklarımızı arkadaşlarımız kadar bile tanıyamıyoruz. Maalesef onları tanımak için gayret sarf etmiyoruz. Halbuki her insan ayrı bir kişiliktir. Onun kendine ait bir dünyası vardır. Çocuklarımıza hitap ederken ona hoş gelecek, onu ürkütmeyecek dili çok iyi tesbit etmeliyiz.
Psikologlar ve eğitim uzmanları ana babayı üç gruba ayırırlar:
Birinci gruptakiler her zaman haklı olduklarını söyleyip güç ve otoriteleriyle çocuğu kurallara uymaya zorlayanlar, gerekirse ceza vermekle korkutan ve ceza verenler; ikinci gruptakiler çocuklarına fazla özgürlük tanıyan ve çocuğun ihtiyaçlarının yerine getirilmemesinin zararlı olduğuna inananlar; üçüncü gruptakiler ise bocalayanlar.
Bunların üçü de yanlıştır kıymetli anne babalar. Ne haklı olduğumuzu diretip çocuğu susturmak doğrudur, ne de ona aşırı özgürlük vermek doğrudur. Susuturulan çocuk ikna olmamıştır. Arzusu, isteği, problemi, sorusu cevaplammadığı için onu ertelemiştir. İlk fırsatta o arzusunu ortaya çıkaracaktır.
Mesela çocuğumuz bizden yaşına uygun olmayan veya bizim imkanlarımızı zorlayan bir istekte bulunmuşsa ona isteğini yerine niçin getiremediğimizi izah etmeli ve onu ikna etmeliyiz. “Sus” diyerek susturmak hem çocuğun bize olan güvenini sarsar hem de o istekten onu vazgeçirmez sadece erteler.
Aşırı özgürlük tanıdığımız çocuğumuz ise daha fazlasını ister. Özgürlüğün sınırı vardır ama isteklerin sınırı yoktur.
Kuran-ı Kerimde Allahü zülcelal Lokman Hakim'in oğuluna nasıl hitap ettiğini bize sunmaktadır: Lokman oğluna: “Yavrucuğum!” diye hitap etmektedir. Bir kaç örnek verelim:
Lokman, oğluna öğüt vererek:
Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.”
Gördüğünüz gibi Lokman hem gayet yumuşak bir hitap ile çocuğuna sesleniyor, hem ona bir konuda yasak koyuyor hem de niçin yasak koyduğunun gerekçesini söylüyor. Allaha ortak koşma çünkü bu durum büyük bir şirktir”diyor. Birbaşka örnek: “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”
"Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.”
Çocuk eğitiminde genellikle şu yanlışlar yapılmaktadır:
  • Emir vermek, yönlendirmek
  • Uyarmak. gözdağı vermek
  • Yargılamak ,eleştirmek, suçlamak
  • Aşırı derecede övmek
  • Ad takmak, alay etmek
  • Soru sormak, sınamak, çapraz sorgulamak
  • Sözünden dönmek oyalamak, konuyu saptırmak
Konunun uzmanları “Küçük çocuğunuza bir şey söylerken, diz çökerek onunla aynı hizaya gelmeye çalışın. Sizinle işbirliği yapmaya daha istekli olduğunu göreceksiniz.” Derler. “Küçük çocukların isteklerini küçük görmemeli”diye de bir söz vardır. Şimdi size bir annenin veya babanın çocuğuy lakonuşurken nasıl davranması gerektiği ile ilgili bir örnek sunmak istiyorum:
1- Çocuk: Bu yıl ki öğretmenimi hiç sevmedim.
Anne baba: Öğretmeninden hoşlanmadığın için düş kırıklığına uğramışsın
Çocuk: Evet öyle..

2-Çocuk: Yemek ne zaman hazır olur?
Anne: Acıkmışsın.Yemeğe kadar biraz yağlı ekmek ister misin? Baban gelmeden yemek yiyemeyiz. O da bir saati bulur.
Çocuk: İyi olur, biraz atıştırayım.

Örneklerde görüldüğü gibi buyurgan, yasaklayıcı bir konuşma yerine ikna edici ve yumuşak bir konuşma üslubu kullanılmaktadır.Buyurgan ve yasak koyucu konuşma tarzları çocuğu hırçın yapar. Bu hırçınlık çocuğun bütün davranışlarına yansır ve günün birinde hem anne babaya hem de çocuğa zarar verecek noktaya gelir.
Çocuklarımızın her isteğini yerine getirmek, onları aşırı derecede sevmek ve yanlışlarını doğru kabul etmek de kendilerine güven sağlamalarını önler. “Sadi Şirazi: “Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ilerde koyun gibi güdülmesinler” der. Bu durum onları sevmek değildir.

Muhterem Müslümanlar!
Çocuklarımızın bizim ve onların geleceği için ne kadar önemli olduğunu geçen hutbelerimizde defaatle belirtmiştik. Ancak, çocuğumuzu sadece seviyor olmamız ona karşı ebeveynlik görevimizi yaptığımız anlamına gelmiyordu. Aksine çocuğunu seven bir ebeveyn’in sorumluluğu daha da artıyordu.
Küçük yaştan itibaren çocuklarımızın eğitimi ve terbiyesi ile ilgili yapmamız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:
  • Çocuklarınıza temizlik alışkanlığı kazandırın, tırnağını kesmesini, dişlerini fırçalamasını, başka insanların yanında burnunu karıştırmamasını öğretiniz.
  • Nimeti veren Allah'a şükür etmesini, getirene de teşekkür etmesini öğretiniz.
  • Derslerine düzenli çalışmasını, tertip ve düzenli yaşamasını öğretiniz.
  • Çocuklarımıza öğüt vermektense örnek olmalıyız.
  • Çocuğunuza ilk dini bilgileri verirken asla “Allah'ı cezalandırıcı,çarpıcı,ateşte yakıcı bir varlık olarak” öğretmeyiniz. Çocuk,küçük yaşında cezalandıran bir Allah kavramına ısınamaz. Bunun yerine Allahımızın çocuğa verdiği sayısız nimetleri hatırlatıp onu sevdiriniz.
  • Çocuğunuzun sahip olmadığı özelliklere üzülmek yerine sahip olduklarına sevinmelisiniz.
  • Çocuklarınızla beraber kitap okuyunuz, gazete okuyunuz, onlara okumayı sevdiriniz.
  • Çocuklarınızla oynayın. Onların oynayabileceği ev içi veya dışı oyunlar oynayın. Bu oyunlarda da mutlaka çocuklarınıza yenilin. Çocuk yenile yenile yenmesini öğrenmez. Yenile yenile oyundan ilgisini keser.
  • Çocuğunuzun her yaşta anlattığını sıkıntıdan patlasanız bile can kulağı ile mutlaka dinleyiniz.
  • Çocuğunuzla iddialaşmayın. Yumuşak bir sesle: “Ben böyle düşünüyorum”deyin ve susun. Dediğinizi kabul etme ihtimali artar. (Hemen olmasa biraz sonra)
  • İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır. Siz konuşurken çocuğunuz susup dinliyorsa boşa konuşuyorsunuz demektir.
  • Çocuğunuza düşünce ve duygularını ifade fırsatı verin. Cevap veriyor diye kızmayınız.
  • Çocuklarınızı spor, tiyatro gösterisi, diploma töreni gibi özel günlerinde yalnız bırakmayınız.
  • Alkol, ilaç ve kumar bağımlılığının hayatı felakete sürüklediğini, küçükyaştan itibaren, ortaya çıkan her fırsattan yararlanarak çocuğunuza anlatın. Bu konudaki gazete haberlerini beraber okuyun, zarar gören insanları çocuğunuza gösteriniz.
  • Sigara içen anne-babanın çocuklarının sigara içmeye daha eğilimli oldukları tesbit edilmiştir. Çocuğunuz büyüdüğünde sigara içsin istemiyorsanız asla yanında,evde,arabada sigara içmeyiniz.
  • Çocuğunuza verdiğiniz ve kulak asmadığını düşündüğünüz bir öğüdün onu nasıl etkilediğini bilmek istiyorsanız, kardeşine verdiği öğütleri dinleyiniz.
  • Kardeşi ile aralarında mesele çıktığında hemen müdahale etmeyin.Çözebilmelerine veya çözemiyorlarsa çatışmalarına sabır gösterin. İkisi de birşeyler öğreneceklerdir.
  • Çocuğunuz ders çalışmaya veya ödevini yapmaya başlarken ona yüreklendirici sözler söyleyin.
  • Çocuğunuz 13 yaşını geçtikten sonra, tatillerde günde birkaç saat çalıştırın. Kendinize ait iş yeriniz olsa bile,çocuğunuzun başkaları yanında çalışmalarına imkan hazırlayınız.
  • Ergenlik döneminin ilk yıllarından itibaren çocuğunuzu para kazanmaya teşvik edin. Gerekirse ücretini haberi olmadan siz ödeyin. Kazandığı tecrübe bütün hayatı boyunca işine yarayacaktır.
  • Çocuğunuzun istediği mesleği seçmesine izin veriniz.
  • Gerektiğinde çocuğa ceza da verilebilir. Çocuğa anne bir ceza vermişse baba,baba bir ceza vermişse anne asla çocuğa sahip çıkıp verilen bu cezayı boşa çıkarmamalıdır.
  • Ceza neyin yapılmayacağını söyler, ödül ne yapılırsa daha iyi olacağını gösterir. Mümkün olan her durumda ödülü tercih edin. Çocuğunuzu ilgilendiren bütün konularda kararı onunla birlikte veriniz.
  • Hangi yaşta olursa olsun, her fırsatta çocuğunuzun fikrini sorun.Çocuklarınızın yanlışlarını değil doğrularını yakalayınız.
  • Çocuğunuza iyi sözler söylemekten ve onu övmekten korkmayın.Şımaran çocukları hayat hizaya sokar.
  • Atalarımız:”Taç giyen baş akıllanır” demişler. Çocuğunuza küçük başarıları karşısında olumlu sıfatlarla yaklaşırsanız ona en büyük hazine olan kendine güven duygusunu kazandırırsınız.
  • Çocuğunuzun hatasını asla başkalarının yanında konuşmayın. Asla başkalarının yanında eleştirmeyiniz.
  • Kızgın olduğunuz bir sırada hayat dersi vermeye kalkmayınız.

Muhterem Müslümanlar!
Efendisinin villasına su taşıyan bir hizmetçinin suyu getirdiği yolun hep bir tarafının yeşilliklerle, çiçeklerle dolu olduğunu görenler bunun sebebini sorduklarında şu cevabı almışlar:
"Kuyudan su getirdiğim kovanın birini deldim. Gidip gelirken kovadan akan su yolun birtarafını gülistan haline getirirken diğer taraf çöl kaldı."
Büyük Kuran Tefsir alimi Fahrettin Razi ilim ve terbiyenin önemini şöyle vurguluyor:
Maliki Mezhebinin dışında kalan üç mezhep köpeği “necisü’layn pis” kabul eder. Evlerde bulundurulması doğru değildir. Ancak köpek “kelbimuallem” olursa yani kendisine av avlama ve çobanlık öğretilirse temiz sayılır; ağzına alıp getirdiği yenir, sürtünüp dolaştığı yerler temiz kabuledilir.
Fahreddin Razi:
“Bir köpek bile ilim ve terbiyeden bir iki şey öğrenince pis olmaktan çıkıyor ve insanlar nezdindeki değeri ne kadar yükseliyorsa, insan iyi terbiye edilir ve eğitilirse artacak değerini varın siz düşünün.”
diyor. Demek oluyor ki; şu evlerimizin sokaklarımızın, tüm İslam memleketlerinin temizlenebilmesi için daha çok eğitime ve terbiyeye muhtacız.
Hutbemizi yüce Allah'ın ayetinin anlamıyla bitirelim:
Onlar ki; Rabbımız, eşlerimiz ve çocuklarımız hususunda gözümüzü aydın kıl, bizi müttakilere imam yap, derler. (Furkan Suresi)