. Kar İle Yar Hikayesi
Nisan ay'ı olmasına rağmen lapa lapa karlar, öyle güzel ve ahenkli bir biçimde, dans eşliğinde kendilerini yere bırakıyorlardı ki, öleceklerini bile bile yinede yere düşüyorlardı.
Daha yere ayak basar basmaz birer birer eriyor, su haline dönüşüp toprağın bağrına doğru yol alıyorlardı.İçlerinden biri
___ arkadaşlar üzülmeyin ölüyoruz diye, bakın bizler ölürken başka canlıların hayat bulmasına sebep oluyoruz, onlarla beraber tekrar diriliyoruz, eğer düşmeyecek olursak, hayat bulmak için bizleri bekleyenler hayat bulamayacak, dolayısıyla bizlerde tekrar hayata kavuşmamış olacağız.
__Daha önceki halimizi düşünün, bizler bir su halindeydik, ısındık buhar olduk ve şimdiki ineceğimiz mekandan, yükseklere doğru çıkmaya başladık, her çıkışın bir inişi olmalıydı, birlikte ne rüzgarlar, fırtınalar atlattık ne kavurucu sıcaklar, dondurucu soğuklar gördük, el ele tutuşup bu dünyanın etrafını kaç kez döndük, birlikte sevindik birlikte üzüldük.
___Ah sevgili, ayrılmayalım sıkı sıkı sarılalım yere düşmeden, eriseke birlikte toprağın içine doğru yol alalım, ne olursun bu yolculuğumda beni yalnız bırakma, ben seni ömrümce sevdim, başıma taç yaptım. O kavurucu sıcaklarda senin gölgene sığındım, rüzgarlarda eteğine tutundum, beraber yağmur olup ağladık, beraberce bir gülün yaprağında güldük, sakın elimi bırakma, yaşımızda bir hayli ilerledi. Beni öksüz, beni aşksız bırakma,
Bir birlerine kenetlenerek toprağın üzerine düştüler.
Sıkı sıkıya sarılmış, yeniden hayat bulacakları bir şey arıyorlardı.
___Buldum dedi, gel şu tere'nin köküne tutunalım, hem bahar geliyor daha çabuk yeryüzüne çıkarız.
İki aşık tere'nin köküne tutunarak hem tere'ye hayat veriyor, hem de kendi hayatlarını devam ettiriyorlardı, toprak ısınmış köklerden yaprağa doğru yol almaya başlamışlardı.
Bir gün güzel bir kadının, yaprağı koparmasıyla günlerdir tutundukları topraktan ayrılmış, güzel mi güzel bir eve gelmişlerdi.
___Ne iyi
diyorlardı
__burada ki süremiz daha uzun olacak gibi, sıcacık ortamda sevgi dolu bir hayatımız olacak herhalde, bak ev sahibimizde çok güzel,
konuşurlarken güzel ev sahibi tereyi salata yapmış ve yemekle beraber yemeye başlamıştı, önce ne olduğunu anlayamadılar karanlık bir yerden geçtiler, gafil avlanmış birbirlerinin elini bırakmışlardı, ancak seslerini duyuyorlardı.
___Yukarıya doğru çıkalım belki bir ışık görür, tekrar buluşuruz
dediler, yukarıya doğru çıkmaya başladılar,.Biri diğerine seslendi,
___ben bir ışık gördüm.
Diğeri
___bende
demişti ama birbirlerini göremiyorlardı,
___sen ne görüyorsun? ben girdiğimiz evin içini görüyorum
___ya sen? bende aynını görüyorum
diye cevap verdi,
___nasıl peki birbirimizi görmüyoruz,
anladılar ki kadının biri bir gözüne diğeri öbür gözüne gelmişti.
Günler geçiyor, bizim aşıklar kendileri gibi bir aşığın gözlerinde ışık oluyorlardı, onun neşesiyle neşeli günler geçiriyorlardı. güzel ev sahiplerinin aşk namelerine eşlik ediyor.
___Allah’ım bize böyle güzel bir ev sahibi verdin
diye dua ediyorlardı, bir damla su olmalarına rağmen kendilerine hayat bahşedene tam bir imanla inanıyor, onu hamd ile tesbih ediyor güzelliklerin sahibini hiç unutmuyorlardı, biliyorlardı ki sevgiyi ve aşkı bahşeden O'ydu,
Bir gün hiç ummadıkları bir şey oldu, ev sahibi güzelleri sıkıntılıydı, aşık olduğu genç ona ihanet etmiş, aşkını ayaklar altına almıştı, bunca yıllık sevda şarkıları susmuş, derin bir sessizliğe bürünmüştü sanki, hiç akıl erdiremiyorlardı, bunca zaman birbirlerine en güzel sözlerle, en güzel biçimde davranan her an “seni çok seviyorum, sen benim her şeyimsin” diye bin bir türlü söz söyleyen biri, nasıl olurdu da böylesine sevdiğini iddia ettiği birini aldatırdı.
O sevgi ve aşk ki, Yaratan ve yaşatan Allah'tan bunlara bir armağan değil miydi, bunu akledemiyorlar mıydı, neden diğer canlılar gibi aşklarını saf ve temiz yaşayamıyorlardı, neden ahde vefa göstermiyorlardı, ev sahipleriyle beraber hüzün öylesine çökmüştü ki üzerlerine, birden gözlerden yavaş yavaş dışarıya doğru çıkmaya başladılar, sonunda iki damla göz yaşı olmuşlardı, öylesine hüzünlenmiş öylesine dertlenmişlerdi ki,
___artık bu dünyada bizim yerimiz yok, böyle güzellere ihanetler yapılırken, vefasızlığın ve her türlü entrikanın döndüğü ortamda yaşamak ancak bizlere ızdırap verir
diyerek, iki yanaktan her ikisi birden yavaş yavaş süzüldüler, öylesine iki damla yaş oldular ki, bir daha doğmamacasına kendilerini betonun sert zeminine bırakarak, her canlı ölümü tadıcıdır hükmüne teslim oldular.