AKŞAM SEFASI susuştu gözyaşımız.
elimizden akan – akmayan ne varsa bitti her şey.
mahkum edilen bir sevdanın hatırına
öyle dağınık
öyle sefil ki şimdi yalnızlık.
savaşmayı bile yaşayamamıştık oysa.
yitip giden birileriydi hep.
ardında kalan ayrılık bestesi.
kimseye çare değil sessiz bırakılan akşamlar.
avucumdaki terlerdi hicranı anlatan.
gerisingeri yaklaşıyordu yine kavuşmak.
hiç kimse
evet ama hiç kimse bilmiyordu acıyan hüzünleri.
ayrılık ilaç gibi geliyordu geceleri.
uykusuz öksüz kalan geceler birikiyordu koynumda.
serin sularda batıyordu nuh’un gemisi.
içinde ben
içinde karartı
içimde okyanus.
yaralar sarılıyordu sabahın en erken vakti.
geç kalıyordu bir tren geç kalktığı için.
seferleri iptaldi tüm aşkların.
ve yine
kimseye çare değil aşksız bırakılan akşamlar.
öyle masum
öyle kırmızıydı yaşanmışlıklar.
henüz başlıyordu kirletilmiş kanın damar servisi.
kanayan pansuman sancısıydı neşter darbesiyle
(sevda yorgunu kürtajlardı dolabımda sakladığım)
üç saniyeye bedeldi hayatım
herhangi bir sokak çıkmazında.
ölümüne terleyen ben
suni teneffüslerde açıyordum kalbimi.
yaralarım delik deşik.
ağrısı sızısına denk bir hayat
ama yine de kimseye çare değildi akşamlar.
mavigemi…!