BAZEN...
Bazen, habersiz ve duyurulamadan yapılır kutlamalar… Araya görüşememenin ayak izleri düşer… Son dem ile ilk dem-in bir tesadüf sonucu başlayan arkadaşlığı sona erer… İlk dem-in yaşama ilk merhaba deyişinin kutlama günü yaklaşmıştır güz mevsiminde… Güz mevsiminin sarı renkli Ekim – inde… - Son dem - arkadaşını özler… O’nu kutlamak ister… Ne yapmalıdır… Nasıl yapmalıdır… Okunmayacak bir şiir yazar… Geçen yıl kutlamasında; göz kırpması için eğittiği yıldıza gönderir şiirini, dönüşü olmadığını bile bile yola çıkarttığı bir kuş ile… - Kendine iyi bak - temennisinde bulunur… İyi bakıldığını bilmektedir zaten… İyi bak… - Düşüncelerimdesin her zaman - demenin en saf ifadesidir… Bu senede eğittiği ( eğittiğini sandığı ) yıldızdadır tüm umudu… Gün gelir, gönderilir şiir ve bir ilk yaşanır gökyüzünde… Yıldız tutulması… Tüm yıldızlar karanlığa tutsak olurlar o gece… Işıldayamazlar… Göz kırpamazlar… Şiir okunmamıştır.. Okunamamıştır… Sağlık olsun der gönderen… Okuma, olsun, hiç önemli değil… Okusan da, okuyamasan da; benim arkadaşımsın ve arkadaşım olarak da kalacaksın der… Gün gelir güneş doğar… Bir bakarsın, karanlığa tutsak olan yıldız; gün ortasında da parıldar... Unutma her günün, bir öncekinden daha güzel olacak… İyi misin küçük dost, Sen kendine iyi bak…
En anlamlı kutlamalar, bir gün öncesinden yapılanlardır…
KENDİNE İYİ BAK…
Bir daha
Kaç yaşında görebileceğim seni
Ömrüm yeter mi?...
Hani dost, arkadaş idik
Ben karanlığa yenik düşen gün
Sen can yoldaşım, güneşim olacaktın
Beraber büyüyecektik
Yedi tepeli şehirde zorluklarına inat
Ayrı düştük değil mi?
Yine de hala arkadaşız değil mi?...
Seninle tanıdığımda balık olmak istemiştim
Ya da kuş
Çelebi-nin Seyahatnamesi-ni yaşamak
Ölesiye
Sol kanadım kırık
Koptu solungaç
Küçük dostum sana
Ulaşamamak üzüyor beni
Senden uzakta
Akvaryumda verirken son nefesimi…
Hayallerimin kurgusu hazırdı beynimde
Oyunlar oynayacaktık
Parklarda, bahçede, kapı önünde
Çelik çomağı
Misket oynamayı öğretecektim sana
Sen de bana –beybleyt-i
Merak etme hep sen yenecektin
Hani, güreş tuttuğumuzda hep yendiğin gibi…
Oysa
Ağlamayı öğrendin benden hep
Soran bakışlarınla bakarken de güldün
Ben, senden gülmeyi öğrenemedim…
Yine gülüyor gözlerin biliyorum
Siyah-ın gülüşü ne güzel olur
Erkekçe, mertçe
Hissediyorum…
Saçlarımı aklar kaplar
Senin bıyıkların terler
Gün olur devran döner
Eski dostlar bir araya gelirler
Sahi
Seninle görüşemeden ölürsem
Gelir misin mezarıma kimse bilmeden?...
Olmaz değil mi? biliyorum
Sen üzmek istemezsin sevdiklerini
O zaman haber verirsin
Arkadaşıma gidiyorum dersin
Akşam erken dönersin
İsmimi verme
Haber ver
Yoksa merak ederler…
Okul nasıl, okul?
Derslerin mutlaka iyi olmalı
Eğitim şart bu memlekette
İşsizlikle kavganın başlaması
Okul sonrası…
Sıkışırsan ve istersen bana gel
Matematik çalışırız, aram iyidir
Desem de gelemezsin değil mi?
Biliyorum
Gelemezsin
Fakat sen mutlaka başarırsın
Sen benim
En sevdiğim üçlü-den cansın
Kusura bakma küçük arkadaşım
Tüm gevezeliğim kutlama için
O mutlu günün için dileğim
Gün batımına kadar
ve sonraki gün
Daha sonraki gün
Sonsuza değin
Yaprakların hep yeşil kalsın
Hiç mi hiç solmasın, dökülmesin…
Ertesi ve sonraki her sabah
Erken doğsun güneş
Sadece sana, bahtına gülümsesin
Okur musun yazımı sanmam
Olsun, ben yine de yazarım
Kızmam…
Perçemi alnına düşen simsiyah saç
Bir çift siyah inci
Soran bakışlarla bakan gözlerin
Kuytu, sakin bir köşesi yüreğimin
Seni orada saklarım
Kuşaklar farklı olsun
En gel değil ki arkadaşlığa
Anılarımdasın küçük dost
Doğum günün kutlu olsun…
Bu ara
Geçen sene eğittiğim
Seni tarif ettiğim
Gökyüzündeki o yıldızdan
Selam alıyor musun hala
Anı-ların
Yanışlarıma serinlik
Üşümelerime sıcak
Ben buralardayım arkadaşım
Sen kendine iyi bak
Üşütmesinler seni…