Yeryüzündeki canlıların yaşaması bakımından en büyük enerji kaynağı olan Güneş,dünyadan bir milyon defa daha büyüktür. Dünyadaki bütün canlılar, canlılıklarını Güneş’in ısısına ve ışığına borçludurlar.
Güneş dünya’ya en yakın yıldızdır. Güneş sisteminin merkezi olan Güneş, aslında küçük yıldızlardan sayılır. Fakat başka yıldızlara oranla dünya’ya yakın olduğu için bize büyük görünür. Güneş’in dünyadan uzaklığı yaklaşık olarak 149.500.000 kilometredir. Çapı 1. 380. 000 kilometre olup dış görünüş bakımından 3 kısımda incelenebilir :
1- Işıkküre (Fotosfer)
2- Renkküre (Kromosfer)
3- Taç (Korona)
Güneş dünyadan bir milyon defa daha büyüktür ama ağırlığı dünyanın sadece 332. 000 katıdır. Bu durumda,Güneş’in dünyadan daha hafif materyalden yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Başka türlü söylemek gerekirse, Güneş’i meydana getiren maddeler dünyayı meydana getiren maddelerden daha hafiftir. Çünkü dünya Güneş kadar büyük olsaydı,ağırlığı onun ağırlığının dört misli olacaktı.
Dünyayı meydana getiren elemanların büyük bir kısmı Güneş’te de mevcuttur. Hatta bunlardan bazılarının oranı dünyadakinden daha fazladır. Güneşin bileşiminde en yüksek oranla bulunan maddeler hidrojen,kalsiyum, sodyum, magnezyum ve demirdir.
Yukarda, Güneş’i oluşturan materyalin dünyaya oranla daha hafif olmaları gerektiğini belirtmiştik. Bunun nedeni,Güneş’in genellikle gazlardan meydana gelmiş bir küre olmasıdır. Yani, Güneş kızgın bir gaz küresidir. Uzayda kızgın gazlardan oluşmuş bir kürenin varlığını tahayyül etmek belki de güçtür. Çünkü gaz kapalı tutulmadığı süre kaçan, dağılan bir elemandır. Ancak çekim kuvvetinin buradaki etkisini de unutmamak gerekir. Güneşin çekim gücü, dünyanın çekim, gücünden çok büyüktür.
Güneşin en belirgin özelliklerinden biri, belki birincisi de buradaki akıl almayacak yüksek ısıdır. Güneş’in ışık ve sıcaklık veren parlak kesimi ışıkküre’deki ısının 5800° (derece) olduğu hesaplanmıştır. Merkezindeki ısı ise yaklaşık olarak 20.000.000° (derece) yi bulmaktadır.Yüzeye doğru geldikçe bu ısı azalır.Işıkküre’nin üst kesimlerinde ısı 4200° ye kadar düşer.
Bilimsel yöntemlerle yapılan incelemeler, bundan sonra ısımn gene yükseldiğini belirtmektedir. Taç kısmının başladığı 15.000 kilometrede 500. 000° ye ulaşmışken, tacın dış kesimlerinde 1.500.000°ye yükselir.
Güneş’in merkezindeki korkunç ve akıl almaz ısıda,madde en ilkel halindedir. Başka türlü söylemek gerekirse,atom çekirdekleri kendilerini kuşatan elektron uydulardan sıyrılmışlardır.
Dünyanın yoğunluğuna oranla Güneş’in yoğunluğunun daha az olacağı tabii bir şeydir. Nitekim Güneş’in yoğunluğu suyun yoğunluğunun 1.14 ü kadar olduğu halde, dünyanın yoğunluğu bunun 5. 5 katıdır.
Yazının başında Güneş’in dünyamıza en yakın yıldız olduğuna değinmiştik. Güneşten sonra bize en yakın yıldız (Alpha Centauri),gerçekte Güneşten yaklaşık olarak 300.000 defa daha uzaktır.
Güneşin enerji kaynağı çok eski tarihlerden beri bilim adamları için bir merak konusu olmuştur. Güneşin aynı büyüklükte bir kömür kitlesi olduğu varsayılsa,bu kitle 1500 yıl içinde yanıp biterdi. Oysa, bilimsel yöntemlerle yapılan incelemeler sonucu, dünya gibi Güneş’in de birkaç milyar yaşında olduğu ortaya çıkmıştır. Son inceleme ve araştırmalara göre, Güneş’teki enerji kaynağı atomlardır. Güneş’in merkezindeki hidrojen atomları sürekli olarak helyum atomuna çevrilmektedir. Bunun nedeni, basit yapılı hidrojen atomunun diğer bütün elemanların “yapı taşı” niteliğinde olmasıdır. Hidrojen’den sonra en basit atom da helyum atomudur. Hidrojen atomu Güneş’in merkezinde helyum atomuna dönüşürken % 3 oranında bir kayıp olur. Bu fark da enerji, sıcaklık ve ışık olarak şekillenir. Yani Güneş’in yüzünden devamlı olarak kaybolan enerji, iç yapısında atom değişmelerinden oluşan enerjiyle karşılanmaktadır. Bu da, Güneş’e akıl almaz boyutlarla dev yapılı ve tükenmez bir atom pili niteliği verir.
kısaca olarak;
GÜNEŞİN YARARLARI
Dünyadaki tüm varlıklar için güneş bir hayat kaynağı. Güneşin insanlar üzerinde yarattığı en temel faydalar arasında, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan antibakteriyel etkisi yer alıyor. Aynı zamanda vücudun D vitamini sentezlemesini gerçekleştirdiği için özellikle çocukların kemik gelişiminde temel bir rol üstleniyor. Sağladığı bronzluk etkisi ile estetik bir öneme sahip olan güneş, akne ve sivilce tedavisinde de çok işe yarayabiliyor. Ancak, tüm bu faydaları içeren temel hayat kaynağımız güneş, ozon tabakasının incelmesiyle birlikte artık insanlar için bir tehlike unsuru haline gelmeye başladı. Ozon tabakasının incelmesiyle birlikte, yer yüzüne ulaşan ultraviyole radyasyonu miktarında büyük bir artış oldu. Eskiden, yeryüzüne sadece A ve B ultraviyole radyasyonu ulaşırken artık C ultraviyole radyasyonu da ulaşmaya başladı. A ultraviyole radyasyonu cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden olurken, B ve C ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini artırıyor. Bu yüzden de sadece deniz ya da havuz kenarında güneşlenirken değil, günün her saatinde güneşten korunmamız büyük bir önem taşıyor.