Gelinliğin Tarihi ve Gelinlik MsXLabs.Org
Gelinlerin eski zamanlardan beri hep beyaz giydikleri düşünülür. Sanki beyaz renk, gelinliklerle özdeşleşmiştir. İşin aslına bakarsak pek de öyle değil. Antik Yunan’da gelinler, sevinçlerini göstermek için açık renkleri giymeyi tercih ederlerdi. Beyaz renk Avrupa’da Kraliçe Viktorya tarafından giyilene kadar pek de moda değildi. Kilise beyaz rengi, bekaretin simgesi olarak ilan edene kadar, bu rengin masumiyet çağrışımları yoktu.
İlk evlilik yüzükleri kenevirden ya da örme otlardan yapılıyordu. Bu yüzükler yerini 15. yüzyılda dayanıklı metallere bıraktı. Özellikle elmasın tarih sahnesine çıkmasıyla evlilik yüzükleri çiftler arasında ebedi bağı simgeleyen, hayat boyu parmaklarında taşıyacakları bağlılık yeminine dönüştü.
Eski bir inanca göre, düğün gününde gelinin ve damadın dokunduğu herkese iyi şans getireceği düşünülürdü. Modern çiftler hala sıklıkla bu geleneği sürdürmektedirler. Düğün yemeği sırasında yeni evli çiftin davetliler çevresinde gezinmeleri bu inançtan günümüze gelmiş bir alışkanlıktır.
Antik Roma’da gelin ve damat öpüşmedikçe resmi olarak evlenmiş sayılmazlardı. Öpüşme iki kişi arasındaki özel ilişkiyi herkese ilan etmenin resmi bir yoluydu.
Balayı (honeymoon) kelimesinin aslında ne anlama gediğini biliyor muydunuz? Eski İrlanda’da bir çift evlendiğinde, aileleri çiftin balla mayalandırılmış bir likör olan özel bir içeceği içtiklerinden emin olmak isterlerdi. Bu içecek ayın kendi etrafında yaptığı bir tur sonunda bitmeliydi. Bu ritüelin, çifte bir erkek çocuk getireceğine inanılırdı.
Orta çağda gelinlerin duvağının uzunluğu onların bulunduğu cemaatteki statülerinin göstergesiydi. Gelinin duvağı ne kadar uzun olursa, gelinin ailesi kral ve kraliçeye o kadar yakın demekti.
18. ve 19. Yüzyıllarda davetlilere düğün armağanı olarak eldiven verme geleneği vardı.
İşte çeşitli kültürlerden alışılmadık gelenekler
Yunan gelini, ilişkinin daha tatlı hale gelmesi için eldiveninin içine bir küp şeker sıkıştırır. Hindu inancına göre, düğün günü yağmur iyi şans getirir. Bazı batı kültürlerinde yağmur “kötü şans” anlamına gelir.
Hollanda’da yenli evlilerin bahçesine bir ağaç dikmek bereketi simgeler. Fin gelinleri ellerinde bir yastık kılıfıyla hediye toplamak için kapı kapı dolaşırlar. Evliliğin uzun sürmesi için yaşlı bir adam da geline eşlik eder. Koreli gelinler kırmızı ya da sarı kıyafetlerle evlenirler. Dan gelin ve damat şeytanın kafasını karıştırmak için birbirlerinin kıyafetlerini giyerler. Mısırlı aileler, evlenecek çift rahatlasın diye düğün haftası boyunca çifte yemek yaparlar.
Hindu, Mısır, Kelt dahil birçok kültürde, gelinle ve damadın el ele tutuşması yeni kurulmuş evlilik bağının ve ilişkinin sembolüdür. Düğün süslemelerinde bol bol fiyonk kullanılması da bu geleneği simgeler.
Afrikalı ve Amerikalılar arasında yapılan evliliklerde “süpürge atlayışı” geleneği halen süregelmektedir. Amerika’da kölelerin evlenmesine izin yoktu, bundan dolayı köleler davullar eşliğinde bir süpürgenin üzerinden atlayarak sevgilerini ispat etmek zorundaydılar. Bu gelenek, şimdi çiftin yuva kurma arzusunu simgeliyor.
Japon gelin ve damatlar, Japonlara özgü pirinç rakısından birer yudum almadan karı koca sayılmazlar. İrlanda geleneğinde, damadın evlilik kararından emin olup olmadığını test etmek için, gelin ve damat kiliseye kilitlenir. Yeni evli çifti tebrik edenin, bir kadın değil de; yetişkin bir erkek olması ayrıca önemlidir.
Something old, something new, something blue
Gelinlerinin yılladır uyduğu eski bir İngiliz deyişi vardır. “Eski, yeni, ödünç alınmış ve mavi bir şeyleriniz olsun”. Akrabalar genellikle geline bir aile büyüğünün yüzüğü ya da anneannenin gelinliği gibi eski bir şeyi verirler. Bu eşyalar nesilden nesile verilerek süreklilik sağlanır.
“Yeni” olan eşya gelinlik, duvak, gelin buketi, inciler ya da ayakkabının içine koyulmuş madeni para olabilir ve gelecekte kurulacak yuvayı simgeler. Bu durumda seçenekler sonsuzdur.
Ödünç alınmış mutluluk her hangi bir ödünç alınmış eşya ile simgelenir. Ödünç alınan eşyanın asıl sahibine mutluluk getirmiş olması gerekir. Bu eşyalar kaynananın broşu, dedenin mendili gibi iyi hatırası olan eşyalar olabilir.
Mavi sadakati, aşkı ve iyi şansı simgeler. Genelde gelinin çorabına mavi bir kurdele bağlanır ya da gelin buketinde hezaren çiçeği, zambak gibi mavi çiçekler kullanılır. Gelin, safir gibi mavi taşlı küpeler, kolyeler takabilir.
Yüz yılardır uygulanan bu ilginç adetlerden siz de düğününüzde yararlanabilirsiniz ya da kendi kültürünüzden bir takım adetleri, değişik kültürlerin adetleriyle harmanlayabilirisiniz. Bambaşka bir kültürdeki bambaşka bir düğün geleneğini de kendinize yakın hissedip, kendi düğününüze uyarlayabilirsiniz.
Martin Smith