Arama


Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
27 Aralık 2012       Mesaj #196
Avatarı yok
Yasaklı
VLT Gözlemleri İle Oldukça Nadir Yeni Bir Gökada Türü Belirlendi

eso1249a

Yeşil fasulye gökada J2240.

ESO’nun Çok Büyük Teleskobu (VLT), Gemini Güney Teleskobu ve Kanada-Fransa-Hawaii Teleskobu (CFHT) ile yapılan gözlemler yardımıyla yeni bir gökada türü tesbit edildi. Tuhaf görünümleri nedeniyle “yeşil fasulye gökadaları” takma adını alan bu gökadalar, dev gökadaların etrafındaki gazların yaydığı yoğun ışıkla parlamakta olup, evrendeki en nadir bulunan nesneler arasındadırlar.

Çoğu gökadanın merkezinde dev bir karadelik bulunur ve bunlar etrafındaki gazları ısıtarak parlamalarına neden olurlar. Bununla birlikte, yeşil fasulye gökadalarında ise gökadanın sadece merkezi değil, tüm bölgeleri parıldamaktadır. Yeni gözlemlerle şimdiye kadar bulunan en büyük ve en parlak bölgeler gözler önüne serilmiştir. Buna neden olay şeyin ise, önceleri oldukça aktifken şimdilerde etkisini yitiren gökada merkezindeki dev karadelikler olduğu düşünülmektedir.

Gemini Gözlemevi’nden gökbilimci Mischa Schirmer uzak evrendeki gökada kümelerini araştırdığı sırada birçok nesne arasından Kanada-Fransa-Hawaii Teleskobu ile alınmış bir nesneye rastladığı anda oldukça şaşırdı — bir gökadaya benziyordu, ama parlak yeşil bir rengi vardı. Önceden gördüğü hiçbir gökadaya benzemiyordu, hiç beklenmedik birşeydi. Bu beklenmeyen yeşil parlamaya neyin sebep olduğunu anlamak için hemen ESO’nun Çok Büyük Teleskobuna başvuru yaptı. [1]

“Başvurumu yaptıktan kısa bir süre sonra ESO kısa bir notla bana özel gözlem zamanı verildiğini bildirdi, bu garip nesne VLT kullanılarak gözlendi,” diyor Schirmer. “Şili’de gözlemlerin alınmasından 10 dakika sonra veriler Almanya’daki bilgisayarımdaydı. Daha sonra yeni birşey bulduğum ortaya çıkınca tamamen araştırmalarıma odaklandım.”

Bu yeni nesne J224024.1−092748 ya da J2240 olarak adlandırıldı. Kova takımyıldızı doğrultusunda yer almaktadır ve ışığı yeryüzüne 3.7 milyar yılda ulaşmaktadır.Keşiften sonra, Schirmer’in ekibi yaklaşık bir milyar kadar başka gökada listesini taradı ve benzer özelliklere sahip 16 tane daha buldu, bunlar Gemini Güney teleskobu ile de kontrol edildi.[2] Bu gökadalar o kadar nadir ki, yaklaşık 1.3 milyar ışık-yılı genişliğindeki bir küp içerisinde ortalama bir tane bulunmaktadır. Bu yeni gökadaların türü, renklerinden ve görünüşlerinden dolayı bezelye gökadalarına benzediklerinden, ancak daha büyük olduklarından dolayı yeşil fasulye gökadaları olarak adlandırılmıştır. [3]

Çoğu gökadanın merkezinde bulunan büyük kütleli karadelikler yoğun radyasyonları ile çevrelerindeki gazı ısıtarak parlamalarını sağlar. Tipik aktif gökadalar içerisindeki parlayan bu bölgeler genellikle küçüktür, ve gökadanın çapının yaklaşık % 10 kadarlık bir alanını kapsarlar. Bununla birlikte, ekibin gözlemleri J2240’deki bölgenin ondan sonra tesbit edilen diğer tüm yeşil fasulye gökadalarınkinden daha fazla bir parlama bölgesine sahip olduğu bulundu.J2240 şimdiye kadar bulunan en büyük ve en parlak bölgelerden birine sahip gökcismidir. İyonlaşmış oksijen parlak yeşil olarak görünmekte olup, Schirmer’in dikkatini çeken orjinal renkleri açıklamaktadır.

“Bu ışıldayan bölgeler gökadaların fiziğini anlamaya çalışmak için harika yerler — sanki çok uzaktaki bir gökadaya tıbbi bir termometre yerleştirmeye benziyor,” diyor Schirmer. “Genellikle, bu bölgeler ya çok büyük değildir, ya da çok parlak, ve sadece yakın gökadalarda iyi görülebilirler. Bununla birlikte, bu yeni keşfedilen gökadalarda oldukça büyük ve parlaklar, bu nedenle oldukça uzak olmalarına rağmen detaylı bir şekilde görülebiliyorlar.”

Araştırma ekibinin daha sonraki analizleri başka bir bulmacayı daha ortaya çıkardı. J2240’ın parıldayan bölgenin parlaklığı ve boyutlarına göre beklenenden daha az aktif bir karadeliğe sahip olduğu görüldü. Ekip parlayan bölgenin merkezdeki karadeliğin geçmişte çok daha aktifken ortaya çıkardığı bir etki olduğunu, ve bunun da kalıntı radyasyonun bölgeden geçip uzaya doğru yayıldıkça zamanla söneceğini düşünüyor. [4]

Bu gökadalar, zayıflayan bir gökada merkezine işaret ediyor, ki bu da bir gökadanın ömründe çok kısa süren bir aşamadır. Erken evrende gökadalar çok daha aktif durumdaydılar, merkezlerinde çevrelerindeki parlak yıldızları ve gazları yutarak büyüyen ve ışıldayan karadelikler kolaylıkla gökada içerisindeki yıldızların 100 katı kadar ışık üretebilmekteydiler. J2240’taki gibi ışık yankıları gökbilimcilerin bu nesnelerdeki durağan hale gelme sürecinin nasıl, ne zaman ve neden gerçekleştiğini anlamalarını sağlayarak — neden şimdiki genç gökadalarda bunlardan çok nadir bulunduğunun ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Ekibinin bir sonraki hedefi araştırmayı X-ışın ve tayfsal gözlemlerle ilerletmek olacak.“Gerçekten yeni olan bir şey keşfetmek bir gökbilimcinin rüyasının gerçek olması demektir, bu hayatta bir kez karşılaşabileceğimiz bir olay. Ve oldukça ilham verici!” diye sonlandırıyor Schirmer.

Notlar:

[1] Gökbilimciler bu nesneyi VLT üzerindeki güçlü X-shooter tayf çekerini kullanarak incelediler. Nesneden gelen ışığı onu oluşturan renklerine ayırarak parıldayan maddenin içeriğini ve neden bu kadar parlak olduğunu bulabildiler.

[2] Arama muazzam Sloan Sayısal Gökyüzü Taraması çevrimiçi veritabanı kullanılarak gerçekleştirildi.

[3] Yeşil Bezelye gökadaları küçük, yıldız oluşum sürecinin dinamik bir şekilde devam ettiği parlak gökadalardır. İlk kez 2007 yılında Gökada Bahçesi (Galaxy Zoo) adlı gökbilimin geniş kitlelerin desteği ile sürdürüldüğü bir projenin katılımcıları tarafından tesbit edilmişlerdir. Yeşil fasulyelerin tersine, bu gökadalar oldukça küçüktürler — gökadamız Samanyolu ortalama 200 kadar yeşil bezelye gökadasını içerecek kadar bir kütleye sahiptir. Yeşil fasulye ve yeşil bezelye gökadaları arasındaki benzerlik sadece görünüşleri ile sınırlıdır, diğer özellikleri çoğunlukla farklıdır.

[4] Çoğu aktif gökada içerisinde bulunan karadeliğin görünüşü çok miktardaki toz nedeniyle engellenir, bu nedenle karadeliğin ne kadar etkin olduğunun ölçümü zor yapılır. Gizli merkezleriyle yeşil fasulye gökadalarının diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu kontrol etmek için gökbilimciler bu gökadalardan gelen verilere, daha kalın toz bulutlarından bile geçen çok daha uzun kırımızı-ötesi dalgaboylarında bakıyorlar. Elde edilen veriler ışıldayan bölgelerin parlaklığına göre aktif çekirdek beklenenden çok daha zayıf bir durum sergiliyor.



Kaynak : ESO Basın Açıklaması / Bilim Bülteni (05 Aralık 2012)