Arama


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
18 Kasım 2006       Mesaj #1939
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Evet açım
Bir insanlık dramıdır bu, medeniyetin göbeğinde yaşanan. Tam on gündür ağzımdan içeri doğru düzgün bir şey girmedi. Uyudum, gece gündüz uyudum açlıkla baş edebilmek için. Televizyondaki yemek tarifi programlarını izleyip kendime işkence ettim. Sonra da unutmak için sokaklarda gezindim! Bir evin içini gördüm açık pencereden, koca bir sandviçi ağzına tıkan çocuğa hasetle baktım. Hemen eve döndüm, kendimi odama kilitledim. Bir gün sokaktaki simitçinin tezgahına uzandı ellerim istemsizce. Son anda çektim kendimi ve hemen uzaklaştım oradan.
Yürümek kesmedi bir süre sonra. Sahilde dolaşırken kendimi denize atıverdim, bir saat boyunca sudan çıkmadım. Gündüzlerimi yatakta geçirdiğim için geceleri uyuyamaz oldum. Tavla partileri yaptım, kendimi mars ettim her defasında. Kırdığım taşları kemirmeye başlayınca onu da bıraktım. Bahçeyle uğraşmak baştan yattı. Elma bulmayı umut ederek çam ağacına tırmanmak mantıksız gelmemişti yaparken ama dört metreden kafa üstü düşünce yararsızlığına ikna oldum!
Kafamı başka yerlere verebilmek için mahallenin sorunlarına taktım bir ara. Belediyenin kapısını aşındırdım yolların bozukluğu için. Onlar da bana “Yolları yeni asfaltladık ya hanımefendi daha ne istiyorsunuz” yanıtını verdiler utanmadan. Sanki bir asfaltla beni susturabilirlermiş gibi! Bende etraftan 15-20 kişi topladım, belediyenin önünde protesto eylemi başlattım. O sırada yoldan geçen bir kokoreç arabasının peşine takılmasaydım eylemcilerimin ne sonuç aldıklarını öğrenebilir ve buraya gururla yazabilirdim, ama maalesef akıbetlerinden haberdar değilim. Yine de kendimle övünüyorum çünkü duraklardaki isim tabelalarının tozlarının alınmasındaki payım çok büyük! Yaptırana kadar belediye başkanı da dahil olmak üzere 18 memurla kavga ettim.
Belediye binasına yaklaşmamam için karar çıkartılınca bana yine bir sürü boş vakit kaldı. Bu vakti mahalledeki kedi nüfusunu azaltma çalışmalarında harcamaya karar verdim. Meğer böyle bir organizasyon yokmuş! Tabi ki bu beni durdurmadı. Kendi örgütümü kurdum ve tek kişilik bir ekiple çalışmaya başladım! Çok emek sarf ettim ama kedi nüfusunu azaltmak mümkün olmadı. Çuvallara topladığım kedileri başka bir semtte salıyordum onlar da nasılsa yolu bulup geri dönüyorlardı. Hatta bir gün yolumu kaybettim de kendi topladığım kedilerden mıymıntı bir tanesini izleyerek geri döndüm. KTO (Kedi Toplama Organizasyonu) nun son faliyeti o oldu.
İnanması güç ama tüm bunlar son 10 gün içerisinde gerçekleşti. Sonra bu sabah garip bir hisle kalktım yataktan. Çırpınmaktan vazgeçmiş balık gibi hissediyordum kendimi, pes etmiş ama dingin. Yine de rutinimi bozmadım ve sabah yürüyüşüne çıktım. Çıkmaz olaydım! Sahil yolunda ilerlerken oldu her şey. Oturmuş, sabah sabah koca bir dürümü midesine indiriyordu. Utanmaz bir de gözümün içine bakıyordu yerken. Bunlar tabii ki bir insana saldırmak için yeterli sebepler değiller ama bununla kalmadı ki! Elimde olmadan baktığımı görünce dönüp de bana “Ne bakıyosun şişko!” diye seslenmesin mi, kendimi kaybetmişim! Yani düşünün anlattım size 10 gündür kilo vereceğim diye çektiğim eziyeti. Yani dermansızlıktan ifade vermeye bile nefesim yetmedi de oturdum ifademi kendim yazıyorum! Bir de bana şişko diyor. Ama ben buradan çıkayım biliyorum yapacağımı. Belediye yasağım kalkar kalkmaz dilekçemi elden vereceğim ve o buraları o terbiyesize dar edeceğim.
Bu arada bunca zamandır uğraşıyorum ya, değmiş. İstediğimden 1 kilo fazla vermişim. İfademi daktilo etmeden önce benim için yandaki lokantadan bir buçuk iskender söylerseniz sevinirim. Size zahmet olacak ama bir kutlamayı hakkettim sanıyorum.
feather