Alıntı
SEDEPH adlı kullanıcıdan alıntı
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
Durum, konum, vaziyet.
Ülke, bölge.
Görev, makam
Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
Önem.
Yerküre.
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.