ZÂR sıt. (fars.
zSr). Esk.
1. Ağlayan:
"Ana âşık mı direm pişesi zâr olmayıcak" (Vas- fi, XVI. yy.).
2. Zayıf, bitkin:
"Beni derdinle yeter zâr ettin /
Yok mu insafın a zalim söyle" (Fıtnat Hanım, XVIII. yy.)
3.
Zâr zâr. ağlayarak, ağlaya ağlaya:
"Nola ger hasret çekCıp ağlarsa bülbül zâr zâr" (Fuzuli, XVI. yy.)
Kaynak: Büyük Larousse