Arama

Yanmak Nedir? - Tek Mesaj #1

Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
18 Haziran 2015       Mesaj #1
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YANMAK gçz. f.
1. Bir şeyden söz ederken, ateş oluşturarak tükenmek: Kolay yanan bir kömür.
2. Tutuşmak, alev almak: Odunlar ıslak olduğu için bir türlü yanmıyor.
3. Alev alarak, ateş oluşturarak büyük zarar görmek, yok olmak: Koca konak bir saat içinde yandı.
4. Ateşten söz ederken, alev saçmak: Geceleri dağlarda yanan çoban ateşleri.
5. Aydınlatarak tükenmek; elektrik, lamba soba vb. sözkonusuysa, ışık, ısı vermeye başlamak; aydınlatıyor, ısıtıyor olmak: Yanan bir mum. Elektrikler, ışıklar, lambalar boşuna yanmasın. Işıklar yanıyor mu? Kaloriferler yanmadığı için çok üşüyoruz.
6. Ateşin, çok yüksek bir ısının, asidin vb. etkisiyle zarar görmek, kömürleşmek: Yemek yanmış.
7. Bedenden, bedenin bir bölümünden söz ederken, ateşten, çok yüksek bir ısıdan etkilenmek, zarar görmek: Ateşle oynama yanarsın. Felaket sırasında kollan yanmış. Kumlar çok sıcak, ayaklarım yanıyor
8. Güneşin etkisinde kalmak: İzmir, ağustos güneşinde yanıyordu
9. Isısı artmak, aşırı bir sıcaklık duymak (çoğunlukla neden tümleciyle): Elleri, alnı yanıyor. Ateşi kırka yükselmişti, yanıyordu.
10. Bir şeyden söz ederken, ışık saçmak, parlamak, parıldamak: Gökyüzünde sayısız yıldızın yandığı Ege geceleri. Işıl ışıl yanan camlar.
11. Bir kimseden söz ederken, çok ısınmak, sıcaklığa dayanamamak Biraz pencereleri açar mısınız, insan burda yanıyor.
12. Bedeninin bir yerinden söz ederken, orada yanmaya benzer bir acı duymak: Uykusuzluktan gözlerim yanıyor. Boğazlarım yanıyor. Biberden ağzım yandı.
13. Bitkilerden söz ederken, zarar görmek, bozulmak, yok olmak, kavrulmak: Kuraklıktan bütün fideler yandı.
14. Bir kimseden, bedeninden söz ederken, güneşten teni kızarmak, esmerleşmek: Çok güzel yanmışsın. Yanacağım diye bütün gün güneş altında kalınca hastalandı.
15. Bir kimseye yanmak, ölen ya da kötü bir duruma düşen bir kimse için acı duymak, ona üzülmek: Onun genç yaşta ölümüne çok yandım.
16. Bir şeye yanmak, o şeyin yitirilmesine, yok olmasına çok üzülmek; hayıflanmak: Çalınan eşyalar arasında en çok annemden kalan gümüş gerdanlığa yanıyorum. Gençliğine yanmak.
17. Bir şeyden söz ederken, geçerliliğini yitirmek, artık geçersiz sayılmak: Tren biletim yandı. Üstlerine karşı çıktığı gerekçesiyle askerliği yandı.
18. Bir duyguyu yoğun biçimde yaşamak, yanıp tutuşmak: İstanbul özlemiyle yanıyordu.
19. Bir şeyden (soyut) söz ederken, mahvolmak ya da tehlikeye düşmek: Bizim tatil yandı.
20. Tkz. Bir kimse sözkonusuysa, çok kötü bir duruma düşmek, büyük bir zarara uğramak: Her şey böyle giderse, yandık demektir.
21. Üzülmek, acı çekmek: Dert bir değil ki, hangisine yanayım?
22. Tkz. Bir kimseye, bir şeyine yanmak, onu çok beğenmek tutulmak, âşık olmak: Ona yanıyor, ama öbürü hiç umursamıyor.
23. Bir çocuk oyununda, oyun dışı kalmak: Sen yandın, çık.
24. (Bir kimse, bir şey için) yanıp tutuşmak, büyük bir aşk içinde bulunmak, güçlü bir aşkla sevmek; bir şeyi elde etmeye karşı aşırı ölçüde bir istek duymak ya da elde edemediği için derin bir üzüntü içinde kıvranmak. || Yanıp yakılmak, derdini döküp sızlanmak, yakınmada bulunmak: işlerin iyi gitmeyişinden yanıp yıkıldı.

yandırmak ettirg. f. Halk. Yanmasına; perişan olmasına yol açmak.

Kaynak: Büyük Larousse
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.