SPERMA a. (lat. ve yun. sperma, tohum’ dan). Fizyol. Erkeklerin cinsel organlarınca üretilen ve en önemli öğe olarak spermatozoitleri içeren karmaşık madde. (Eşanl. ATMIK, MENİ.) [Bk. ansikl. böl.]
—Anat Sperma ağı, sperma atardamarına eşlik eden sempatik sinir ağı. || Sperma atardamarı, aortun ön yüzünde, böbrek atardamarlarının tam altından doğan erbezi ve epididim atardamarları. || Sperma kanalı, epididimi arka üretraya bağlayan ve spermanın atılım yolunu oluşturan, 2 mm çapında ve yaklaşık 40 cm uzunluğunda silindir biçiminde kanal. (Sperma kordonu içindeki diğer yapılarla birlikte önce erbezinden torbaların kökünde kasık kanalının dış deliğine ulaşır; sonra kasık kanalı içinde ilerler ve leğen kemiği boşluğu içinde karmaşık bir yol izledikten sonra, sperma keseciğiyle boşaltıcı kanalın birleşim yerinde sonlanır.) || Sperma kanalı atardamarı, sperma kordonu içinde, sperma kanalının yanı sıra giden küçük atardamar. || Sperma kesedği-idrar torbası atardamarı, hipogastrik atardamarın, sperma keseciğine ve idrar torbasına dağılan dalı. || Sperma kordonu, erbezi ve epididimi askıda tutan yapıların tümü. || Sperma toplardamarı, erbezi ve epididimin toplardamarı. || Sperma yapıcı borular, embriyon döneminde erbezini oluşturan ve bir yandan içlerindeki ilk yumurta hücreleri küçülüp kaybolurken, öte yandan spermatoblastları verecek olan epitelyum döl hücrelerinin alıkonmasıyla belirginleşen Pflüger boruları. || Sperma yolları, erbezinde üretilen spermatozoitlerin, epididimi, sperma kanalını, sperma keseciklerini ve son olarak, prostatın içindeki veru montanum adlı bir tümsekte üretray- la birleşen boşaltıcı kanalı geçerken izledikleri yol.
—Anat. ve Patol. Sperma hücresi, sperma oluşumu sırasında sperma yapıcı tüp içinde karyokinez evresinde gözlenen büyük hücre. (Eşanl. HENLE HÜCRESİ.) || Sperma kayıpları, SPERMATORE'nin eşanlamlısı. || Sperma keseciği, prostatın üstünde idrar torbasının arkasında ve gödenbağırsağının önünde bulunan ve sperma sıvısı için depo işlevi gören uzunlamasına iki cepten her biri. || Sperma sıvısı, atmık, sperma. || Sperma yolları, spermanın dışa fışkırmadan önce geçtiği kanalların tümü.
—Bakteriyol. Sperma kültürü, içindeki bazı mikropları araştırmak amacıyla spermalarla yapılan kültür.
—Zod. Sperma kanalı, hayvanlar âleminde erkek üreme yollarının tümü. || Sperma kesesi, erkek omurgalılarda atmık kanalının art şişkinliği (sperma burada birikir).
— Birçok hayvan şubesinde atmık kanalının yan tarafında bulunan bezimsi kese. (Sperma burada birikir ve ona özgü salgı da burada eklenir. Sperma kesesi keselilerde, balinalarda ve etçillerde yoktur.) || Sperma torbası, birçok hayvan şubesinde dişilerin üreme yolları üzerinde bulunan torba. (Erkeğin sperması bunun içinde toplanır ve uzun bir süre canlı olarak korunur. Anaarı yumurta bırakmakta olduğu petek gözünün çapına göre, sperma torbasının yumurta kanalına açılan ağzını açar ya da kapar: öyle ki, yumurta ya döllenir, ya döllenmez. Anaarı ömründe bir kez çiftleşir ve aldığı dölleyici spermatozoitlerden yeteri kadarını yıllarca sperma torbasında saklayabilir.) [Eşanl. SPERMATEK.]
—ANSİKL. Fizyol. insan sperması erbezin- den üretra ağzına kadar birçok organın ürünlerinin toplamından oluşan yarı-sıvı, yapışkan, beyazımsı, özgül kokulu bir maddedir. Spermada bulunan başlıca maddeler şunlardır:
1. az miktarda seröz sıvı içerisinde yüzen spermatozoitlerin çoğunluğu oluşturduğu erbezi salgısı;
2. sperma keseciklerinin sıvısı;
3. spermaya özgül kokusunu ve kremsi görünümünü veren prostat sıvısı;
4. spermaya yapışkanlığını veren, kamış ve üretra çevresindeki Covvper bezlerinin duru ve akıcı sıvısı;
5. Littre bezlerinin sümüksü maddesi.
SPERMASIZUK a. Tıp. Sperma salgısının yokluğu.
SPERMATİK sıf. (fr. spermatique). Anat. Spermatik atardamar, üst karın atardamarının erbezi zarlarına yayılan dalı.
SPERMATİZM a. (fr spermatisme). Tip tar Dölütün temel karakterlerini erkeğin belirlediğini, kadının ya da dişinin bu karakterlerin gelişeceği kalıbı sağlamaktan başka işlevi olmadığını savunan döllenme kuramı.
—ANSİKL. Galenos ve İskenderiye okulunun yanı sıra Yeniçağ’da A. Van Leeuvıenhoek ve Audry tarafından da desteklenen bu kurama, yumurtanın bulunuşundan sonra ovistler (Harvey, De Graaf, Swammerdam, Malpighi, Haller, Bonnet, Spal- lanzani vb.) karşı çıktılar ve yumurtanın spermatozoitten yalnız bir cins uyarı aldığını ileri sürdüler. Her iki kuram da geçerliliğini yitirmiştir.
SPERMATOGENEZ a. (fr. spermatoge- nüse'den).
1. Biyol. Spermatozoitlerin oluşması ile son bulan evrimsel süreçlerin tümü.
2. Spermatogenez öncesi, erkek memelilerde, cinsel olgunluktan ya da erinlikten hemen önceki evre.
—ANSİKL. Üreme bezi ya da gonat, büyük çekirdekli iri hücreler içerir; bunlar birincil eşey hücreleri ya da birincil gonositlerdir; erkekte, bunlar, spermatozoitler ile son bulan spermatogenetik döl hücrelerinin ana hücreleri olan spermatogoni- leri doğurmaya yarar. Spermatogenezin çeşitli aşamaları şunlardır: atmık borusunun dibinde, spermatogoniler çoğalır ve döl hücresi üretme bölgesi'ni oluşturur Bir sonraki bölgede ya da büyüme bölgesinde spermatogonilerin bölünmesi durur. Her spermatogoni hacmini artırır ve kendisini birinci dereceden spermatosite dönüştüren yapısal değişikliklere uğrar. Spermatositler, olgunlaşma bölgesi denen üçüncü bölgeye geçerler. Art arda iki bölünmeye uğrarlar; birinci bölünme kromatik indirgenme olayını ya da meyozu gerçekleştirir; böylece ikinci dereceden iki spermatosit oluşturur. Bunlar da, her biri iki spermatit olmak üzere bölünürler. Spermiyogenez bölgesi olan son bölgede, spermatitler yapısal düzeltmelere uğrarlar ve spermatozoitler ya da spermiler ya da erkek gamet haline gelirler. İşte bu olgunlaşmış cinsiyet hücreleri yumurtayı döller.
Bitkilerin spermatogenezi de aynen buna benzer. Çiçeksiz bitkilerde anteridi anterozoitlerin ana hücrelerini verir. Titrek tüylü anterozoitler spermatozoitlere benzediği gibi bu hücreler de spermatositle- re benzetilebilir. Tohumlu bitkilerde başçık içinde de aynı şekilde çiçektozu ana hücreleri bazı bakımlardan spermatositlerle karşılaştırılabilir, çünkü art arda iki kez bölünmeyle dört çiçektozu verir, fakat çiçektozu gamet değildir.
SPERMATOGONİ a. (fr. spermatogo- nie). Biyol. Hayvanlar âleminde erkek döl hücreleri dizisinden döl hücresi. (Spermatogoniler diploit hücrelerdir; mitoz yoluyla etkin biçimde çoğalırlar, sonra, meyoza girmeye hazır birinci dereceden spermatozoitlere dönüşmek üzere çeşitli düzeltmelerden geçerler; ovogonilerin tersine, bu vesile ile hacimlerinde çok az artış olur.)
SPERMATORE a. (fr. spermatorrhöe). Tıp. istemdışı sperma kaybı.
SPERMATOSİT a. (fr. spermatocyte). Biyol. Hayvanlar âleminde erkek döl hücreleri dizisinden döl hücresi. (Birinci dereceden her spermatosit [spermatosit I ya da oksosit], önce ikinci dereceden iki özdeş spermatosit [spermatosit II], sonra, yine özdeş dört haploit spermatosit veren meyoz bölünmeye uğrar; bu sonuncular basit bir evrimle [spermiyogenez] spermatozoit haline gelir.)
SPERMATOZOİT a. (fr. spermatozoide'den). Biyol. Atmığın (sperma) karakteristik öğesini oluşturan ve etkin bir şekilde yüzebilen erkek döl hücresi.
—ANSİKL. Bir spermatitin uğradığı dönüşümlerden, morfolojisi gruptan gruba değişen, fakat temel yapısı aynı kalan spermatozoitler doğar. Bir spermatozoıtte şu kısımlar bulunur: spermatitin çekirdeğinden çıkan ve kromatini içeren baş; başı örten akrozom; hareketliliği sağlayan kuyruk ya da arka kamçı; santrozomlar. Ara parça, dip santriyol ile uç santriyol arasında yer alan spermatozoit bölgesine tekabül eder. Akarların, yuvarlaksolucanların, önayaklı kabukluların, termitlerin spermatozoitlerinde kamçı bulunmaz; onun için bunlarda ya amipsi bir yeti bulunur ya da yumurtalar bunları yutarlar.
Kaynak: Büyük Larousse