REZALET, -tl a (ar. rezalet).
1. Ahlaka aykırı olduğu düşünülen, toplumun hoş karşılamadığı, utanç verici bir davranış, bir olay, bir durum vb.; kepazelik; rezillik: Bu rezaleti duymayan kalmadı. Bir rezalete yol açmak. Rezaletten kaçınmak.
2. Rezalet çıkarmak, kavga, dövüş vb. kötü bir olay ya da durumun ortayla çıkmasına yol açmak: Bırakın, burada rezalet çıkarmayın. || Rezalet çıkmak, hoş görülmeyecek, utanılacak kötü bir durum ortaya çıkmak
♦ sıf. Beğenilmeyen, hoşa gitmeyen bir şey için kullanılır: Rezalet bir durum.
♦ ûnl. Bir şeyin beğenilmediğini, çok kötü olduğunu belirtmek için kullanılır: Filmler iyi çıkmış mı? —Rezalet!
Kaynak: Büyük Larousse