RÜTBE a. (ar rütbe).
1. Aşamalandırılmış bir bütünde ana konumlardan her biri; aşama, mertebe: Albaylık rütbesine yükselmek.
2. Bu konumu gösteren işaret: Rütbe takma töreni.
3. Rütbe almak, bir asker sözkonusuysa, terfi etmek, bir üst aşamaya yükselmek. || (Bir kimseye) rütbe vermek, onu payelendirmek, şereflendirmek (esk.); bir askerin rütbesini yükseltmek: Savaşta gösterdiği başarılardan ötürü meclis ona mareşallik rütbesi verdi.
—Esk. Bu, şu, o rütbe, bu, şu, o kadar: "Hiçbir vakit ruhunun bu rütbe maşeri bir hassasiyetle mücehhez bulunduğunu bilmemişti" (Y. K. Karaosmanoğlu).
—Ask. Silahlı kuvvetlerde görevli olan ve üniforma taşıyan asker kişilere kıdem, yetki ve sorumluluklarının karşılığı verilen ungjan (Bk. ansikl. böl.) || Rütbe işareti, silahlı kuvvetler personelinin hizmet yıllarını, rütbelerini gösteren, apoletlerinde ya da kotla- nnda bulunan işaret. (Bk. ansikl böl.) || Rütbenin geri alınması, mahkûmun erliğe indirilerek kazanmış olduğu haklannın başka bir hükme gerek kalmaksızın kaybolması.
—Ask. tar Rütbe indirimi, ikinci meşrutiyet' ten (1908) sonra osmanlı ordusunda erken terfi ettirilmiş kimi subayların sahip oldukları rütbelerden birkaç derece aşağı indirilmeleri (Meşrutiyetten sonra orduda girişilen düzenleme hareketi “Tasfiyei rüteb kanunu" ile başladı. Bu kanuna göre ehliyetleri olmadığı halde büyük rütbelere yükseltilen kimi subaylar ve özellikle saray generallerinin rütbeleri indirildi, birçoğu da ordudan tümüyle uzaklaştırıldı. Bu olay, kimilerince orduya indirilmiş bir darbe olarak yorumlandı.)
—ikt. tar. Rütbe maaşı, Osmanlı devletinde arpalık aylıklarına verilen ad. (Bk. ansikl. böl.)
—Kur tar. Rütbei bâlâ, Osmanlılar'da Rumeli ve Anadolu kazaskerinden sonra gelen rütbe. (Bk. ansikl. böl.) ( Rütbei çınad, Osmanlılar'da Rumeli kadılarının en küçük derecesi. (Mülazemetten sonra gelen bu rütbe, adını, Macaristan'daki bir kasabadan alır ve bu kasabada görev yapan kadılar da aynı adla anılırdı. Rumeli kadıları rütbei çınaddan sonra yukanya doğru yükseldiklerinde şu rütbeleri alırlardı: Eğri, inebahtı, salise, saniye, karaibi âlâ ve sittei Rumeli.)
—Tasav. Rütbe-iesma, Tanrı'nın yedi adından (esma-i seba) her birinin zikir sırasındaki yeri. (Bk. ansikl. böl.)
—ANSİKL. Ask. Rütbe sahibi asker kişinin hangi birlik ya da kurumda, ne gibi görevler yapacağı, Milli savunma bakanlığı ile Genelkurmay başkanlığı tarafından hazırlanan kadro kitaplarında gösterilir. Her rütbe sahibi, kanunların, nizamların ve amirlerin kendisine verebileceği tüm hizmet ve görevleri öğrenmek, görevli olduğu yerlerde öğretmek, bu hizmet ve görevleri eksiksiz yapmak ve izleyerek yaptırmak, her yerde disiplini kurmak ve korumak, emri altında bulunanlan yetiştirmek, kendisine teslim edilen silah, araç, gereç, vb. tüm askeri eşyayı, yapıları korumakla görevli ve yükümlüdür Rütbe sahiplerinin görevleri bu kurallara göre talimatnamelerle gösterilir.
Rütbeler, erbaş rütbeleri, astsubay rütbeleri ve subay rütbeleri olarak şu adları alır: erbaşlar
onbaşı
çavuş
astsubaylar
astsubay çavuş astsubay kıdemli çavuş astsubay üstçavuş -astsubay kıdemli üstçavuş astsubay başçavuş astsubay kıdemli başçavuş
subaylar
asteğmen teğmen üsteğmen yüzbaşı binbaşı l
yarbay ] üst subaylar albay )
tuğgeneral (tuğamiral) tümgeneral (tümamiral) korgeneral (koramiral) orgeneral (oramiral) mareşal (büyük amiral)
Bazı rütbelerde, kıdemli olanları kıdem sizlerden ayırmak için "kıdemli yüzbaşı", "kıdemli binbaşı”, "kıdemli albay” gibi ara rütbeler de kullanılır Bunların ayrı rütbe sembolü yoktur, ancak resmi yazışmalarda belirtilir.
Rütbe sahiplerinden çavuş ve onbaşı, piyade sınıfında manga komutanı vb yardımcısı; topçu sınıfında top çavuşu ve nişancı onbaşısı; makineli tüfek birliklerinde ise tüfek komutanı (çavuş) ve nişancı (onbaşı) olarak görev yaparlar Zırhlı ve motorlu birliklerde çavuş ve onbaşılar, tank ya da araç komutanlığıyla görevlendirilirler. Astsubaylar ise, bölük ya da birlik komutanına yardımcı hizmetlerle birlikte uzmanlık durumlarına göre çeşitli görevleri yürütürler Subaylardan asteğmen, teğmen ve üsteğmenler takım ya da kısım komutanı olarak görev alırlarken, yüzbaşılar, bölük ya da batarya komutanlığı yaparlar. Binbaşılar, genel olarak tabur komutanlığıyla (hava kuvvetlerinde eşiti) görevlendirilirler Yarbaylar ise muharip sınıflarda temel taktik birlik komutan yardımcısı, havada ise eşiti birlik komutanıdırlar Albaylar genellikle alay komutanlığı görevini üstlenirler Tuğgeneraller tugaya; tümgeneraller tümene; korgeneraller kolorduya; orgeneraller ise ordu ya da büyük kuvvetlere komuta ederler Generaller, büyük karargâhlarda komutan yardımcısı ya da kurmay başkanı olarak da görev alırlar.
Mareşal, bir harekât alanı yâ da cephe komutanı olarak birkaç ordu, bağımsız kolordu ya da tümenlere komuta eder; gereğinde cephelerin başkomutanlığını da yapar.
• Rütbe işaretlen, kara ve hava kuvvetlerinde, subaylarda omuzda bulunan apolete astsubaylarda kola takılır. Deniz kuvvetlerinde ise apolette ya da kolda taşınır. Kara ve hava kuvvetlerinde subay ve astsu- baylann eğitim giysilerinde metal ya da bez üzerine işlemeli rütbe işareti yerine aynı ölçülerde siyah ibrişimden örme rütbe işareti kullanılır Çelik başlık giyildiğinde her rütbeyi simgeleyen işaret (sembol, yıldız vb) başlığın cephe ortasına boya ile işlenir.
—Ikt. tar. Osmanlı devletinde emekliye ayrılan ya da görevinden alınan memurlara geçimlerini sağlayabilmeleri için, "arpalık" adıyla bir gelir bağlanırdı. Önceleri "arpalık maaşı", "tekaüdiye”, “mazuliyet maaşı”, "tarik maaşı" gibi adlar aldıysa da, daha sonra "rütbe maaşı" denildi. Uzun süre uygulanan bu maaş, Tanzimat'tan sonra kaldırıldı.
—Kur. tar. İslamlık öncesi Türkler'de yabgu, şad, tigin, alp gibi unvan ve rütbelere rastlanır. Büyük Selçuklularda ve onların kurumlarını önemli ölçüde sürdüren Anadolu Selçuklularında da vezir (sahip), atabey, naip pervane, beylerbeyi (eşanl. emirülûmera ya da melikûlümera), sipehsalar, subaşı gibi askeri ve sivil rütbeler vardı.
İslam ülkelerinde ise devlette alınan görevlere önceleri, ast-üst sıralamasına göre bir takım payeler verildi. Zamanla bu payeler rütbe niteliğine dönüştü.
OsmanlIlarda rütbe Yeniçeri ocağı'nın kuruluşu (1362) ile ortaya çıktı ve sonradan sivil alanda da rütbeler verildi. Bu uygulama Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) daha da belirginleşip kurumlaştı.
Yeniçeri ocağı’nda rütbeler ast-üst sıralamasına göre şöyleydi: yeniçeri efendisi, kethüda yeri, başçavuş, büyük ve küçük hasekiler, muhzır ağa, turnacıbaşı, zağar- cıbaşı, seksoncubaşı, kethüda bey ya da kulkethüdası, sekbanbaşı, yeniçeri ağası. Yeniçeri ocağı’nda "orta" adı verilen birliklerin kendi içlerinde aldıkları rütbeler (zabıtan rütbeleri) şunlardı: çorbacı, odabaşı, vekilharç, bayraktar, baş eski, aşçı usla, sakabaşı. Bu rütbe unvanları, bir resmi görev niteliğini de taşıdığından yalnız o görevde bulunanlara verilirdi.
Sipahi ocağı'nda ise en yüksek rütbe sipahi ağası idi. Çeşitli bölüklere ayrılan bu kuruluşta her birliğin başında bulunan için ayrı bir unvan ve rütbe (baş kâhya, kâhya yeri, başçavuş, baş böiükbaşi) vardı.
Osmanlı bahriyesinde (donanma) rütbeler ast-üst sıralamasına göre şöyleydi: reis
(birinci reis, ikinci reis üçüncü reis dördüncü reis),
kalyon kaptanı (üç ambarlı kalyon kaptanı, kapak kalyon kaptanı, firkateyn kaplanı, korvet kaptanı, brik ve şalope kapatanı),
riyale pıatrona, kapıudane kaprtam-derya.
Tanzimat’tan (1839) sonra yapılan düzenlemelerle kara ve deniz askerlerinin rütbeleri birleştirilerek ast-üst sıralamasına göre şöyle oldu: mülazımı sani, mülazımı evvel, tabur kâtibi, yüzbaşı, sol kolağası, sağ kolağası, alay emini, binbaşı, kaymakam, miralay, mirliva, ferik, birinci ferik, müşir.
Mülki (sivil) rütbeler Tanzimat’a kadar dört ana bölümden (hoca, kapıcıbaşı, mi- rimiran, vezir) oluşurken bu dönemden sonra ast-üst sıralamasına göre şöyle düzenlendi: hamise, hacegân, rabia, salise, saniye saniye sınıfı mütemayizi, ûlâ sanisi, ûlâ, ûlâ evveli, bâlâ, vezir. Zamanla ortaya çıkan gereksinmeler sonucu bu rütbelere bir takım ara rütbeler de eklendi.
Osmanlılar'da ilmiye sınıfında en üst düzey makam görevlisi olan şeyhülislamdan sonra, alt düzeye doğru rütbeler şöyle sıralanıyordu: Rumeli kazaskerliği, Anadolu kazaskerliği, İstanbul kadılığı, Harameyn (Mekke ve Medine) mevieviyetleri, bilad-ı hamse (Edirne, Bursa, Şam, Mısır, Filibe) mevieviyetleri, mahreç (Halep, Kudüs, Selanik, Eyüp, Yenişehir, Fâner Galata, İzmir, Trabzon, Sofya, Girit) mevieviyetleri, kiban müderrisin, müderrislik. Bunlardan başka yine bir rütbe olan devriye mevieviyetleri şunlardı: Bağdat, Antep Bosna, Erzurum, Maraş, Trablusgarp, Beyrut, Rusçuk, Adana, Sivas vb. vilayetler.
Müderrislerin rütbeleri ise, aşağıdan yukarı doğru şöyle sıralanırdı: iptidayı hariç, hareketi hariç, iptidayı dahil, hareketi dahil, musıleisahn, sahnı seman, iptidayı altmışlı, hareketi altmışlı, musıleyi Süieymaniye havamisi Süleymaniye, Süleymaniye, Darüthadis.
OsmanlIlarda bunların dışında bir de doğrudan doğruya başanlı ve beğenilen mülki yöneticilere verilen ve kendisinden önce ve sonra herhangi bir rütbe de bulunmayan paşa rütbesi vardı. Bu niteliği ile OsmanlIlarda okuma yazması olmayan bazı kişilere bile paşalık rütbesi verildiği oldu. Durum Cumhuriyetin ilanına (1923) kadar sürdü. Bu tarihten sonra saray tarafından verilmiş bütün unvan ve rütbelerle birlikte paşalık rütbesi de kaldırıldı.
• Rütbeibâlâ. Ûlâ sınıfı evveli, derece olarak bu rütbenin hemen altında yer alırdı. XIX. yy.'ın başlarında konulan ve Osmanlı devletinin sonuna kadar varlığını koruyan bu rütbe vezirlik, müşirlik, Rumeli ve Anadolu kazaskerliğinden sonra gelirdi. 1848'de rütbe sırası yukarıdan aşağıya şöyle düzenlendi: veziriik, müşirlik, Rumeli kazaskerliği, Anadolu kazaskerliği, bâlâ ricali.
—Tasav. Bazı tarikatlarda nefsin yedi aşaması (mertebe) olduğu kabul edilerek sa- lik'ın her aşamada Tanrı’nın adlarından birini zikretmesi öngörülür ve bu zikir sıra ve aşamasına rütbe denir Nefsin yedi aşaması nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefsi mülheme, nefsi mutmainne, nefs-i razıye, nefs-i merziye ve nefs-i kâmile'dir Bu nefslerin her aşamasında zikredilmesi gereken Tann'nın yedi adı ise La ilahe illallah, Allah, Hu, Hak, Hay, Kayyum ve Kahhar’dır.
Kaynak: Büyük Larousse