POZ a. (fr. pose).
1. Vücudun istemli ya da istemsiz aldığı duruş biçimi.
2. Modelin bir ressam, bir heykeltıraş ya da bir fotoğrafçı için aldığı duruş: Bu poz iyi, bozmayın.
3. Doğallıktan yoksun, gösteriş için yapılan, yapmacık davranış: Bu ne poz böyle
4. Poz kesmek, gösteriş yapmak, çalım satmak için takınılan yapay tavırlar için kullanılır (tkz.). || Poz vermek, fotoğraf çektirmek için uygun durum almak; bir ressam ya da heykeltıraş için belli bir duruş almak ve o durumda belli bir süre kalmak.
—Foto. Filmin nispeten uzun, bir saniyeden çok ya da biraz az süren ışıklanma süresi. || Poz indisi, bir duyarlı yüzeyin ışıklama koşullarını bir ışıkölçer kullanarak saptamaya yarayan sayısal değer. || Poz odası, çekimler, özellikle de portre çekimleri için hazırlanmış oda. || Poz süresi, bir poz için gerekli zaman dilimi. || B ve T pozları, bir pozun bir ya da iki poz süresinde gerçekleşeceğini gösteren obtüratör ayarları. (Fotoğrafçının, T ayarında deklanşöre iki kez basarak obtüratörü açıp kapaması gerekir. B ayarındaysa bir kez basarak obtüratörü açmak yeterlidir; deklanşör bırakılınca obtüratör kapanır.)
—Güz. sant. Modele poz vermek, sanatçının, çalışma sırasında modele nasıl durması gerektiğini göstermek. || Baş ya da gövde için poz vermek, baş ya da tüm gövde için modellik etmek.
—Koregr. Dansçının, sahnedeki yerini değiştirmeden yaptığı bir hareketin durgun anı.
Kaynak: Büyük Larousse