MAHCUP sıf. (ar. mahcub, örtülü, perdeli).
1. Olanlardan, yaptığı bir hatadan utanç duyan, sıkılan kimse için kullanılır: Size karşı çok mahcubum, düşüncesizlik ettim.
2. Utangaç, sıkılgan kimse; bu kimsenin davranışı için kullanılır: Mahcup bir delikanlı. Mahcup bir bakış, gülümseyiş.
3. Mahcup etmek, bir kimseyi bir söz ya da davranışı yüzünden utandırmak. || Mahcup olmak, sıkılmak, utanmak: Onlara karşı mahcup olmak istemem.
♦ be. Utanarak: Cüretinden dolayı biraz mahcup, sözlerine devam etti.
—Ed. Dizelerinde birden fazla uyaklı sözcük bulunan ancak her dizedeki uyaklı sözcükler yan yana olmayan şiir. (Örn. "Âlem esir-i dest-i meşiyyet değil midir / Âdem zebun-ı pençe-i kudret değil midir" [Evren Tanrı istencinin elinde tutsak değil midir; insanoğlu tanrısal gücün pençesinde güçsüz kalmış değil midir] [Nabi], Burada asıl uyağı meşiyyet-kudret sözcükleri oluşturmaktadır. Alem-âdem sözcükleri ise ikinci uyaklardır.) [ZUKAFİYETEYN.] (Karşt. MÜTEKARİN.)
—isi. huk. Başka mirasçıların var olması nedeniyle, mirastan pay alması tamamen ya da kısmen engellenmiş kişi.
Kaynak: Büyük Larousse